Ekin Yazın Dostları

Kitap Okurlarının Buluşma Noktası

Archive for the ‘Kdz. Ereğlisi 1. Grup’ Category

Kdz. Ereğlisi 1. Grup

Büyük Orfoz (Yaman Koray)

Posted by sinaniy 10 Mayıs 2021

Kdz. ereğlisi 1. Grup Mayıs 2021

“Beklemekse kaç gündür bekledik, gelmiyor. Ancak yarın… Aynı saatte. Aynı yerde. Usta balık. Koca balık… Yarın belki… Belki yarın da olmaz, öbür gün… Ama mutlaka vuracağım onu. Göstereceğim ona, kim akıllı, kim usta. O bir balık, ben insanım. Kim güçlü, görecek yarın…”

İstanbul’un karmaşasından bunalan Metin, annesini de alıp yıllar önce Gökova’ya yerleşmiş, kardeşi kabul ettiği İsmet’le beraber balıkçılık yapmaktadır. Günün birinde koca bir orfoz çıkar karşısına, yüz kilodan fazla, huylu mu huylu. Metin gün geçtikçe takıntı haline getirir bu orfozu. Öyle ki başka bir şey düşünemez olur.

Sonra Ayla çıkagelir. Metin’in saklandığı mağaranın başından bekler onu avlamak için. Metin temkinlidir, kaçar sürekli, tıpkı vurmaya can attığı orfoz gibi o da avcısını terk edemez bir türlü.

Yaman Koray Büyük Orfoz’da denizin altıyla üstünü birbirine karıştırıyor. Balıklar insana dönüşüyor, insanlar şehirden kaçıp denizlere saklanıyor ancak av bir türlü bitmiyor.

Posted in Kdz. Ereğlisi 1. Grup | Leave a Comment »

Nietzsche Ağladığında (Irvin D. Yalom)

Posted by Aydın Ergil 18 Nisan 2021

Nietsche Ağladığında

Bodrum 1. Grup Haziran 2021
İstanbul 6. Grup Ekim 2020
Antalya 1. Grup Nisan 2017
Karadeniz Ereğli Ocak 2015

Yoğun ve sürükleyici olan yeni bir düşünce romanı sunuyoruz: Nietzsche Ağladığında. Edebiyatla da düşünülebileceğini gösteren müthiş bir örnek…

Sahne Psikanalizin doğumu arifesindeki 19. yüzyıl Viyana’sı. Entelektüel ortamlar. Hava soğuk. Aktörler Nietzche: Henüz iki kitabı yayımlanmış, kimsenin tanımadığı bir filozof. Yalnızlığı seçmiş. Acılarıyla barışmış. İhaneti tatmış. Tek sahip olduğu şey, valizi ve kafasında tasarladığı kitaplar. Karısı, toplumsal görevleri ve vatanı yok. İnzivayı seviyor. Tanrı’yı öldürmüş. “Ümit kötülüklerin en kötüsüdür çünkü işkenceyi uzatır” diyor. Daha sonra, “Kendi alevlerinizde yanmaya hazır olmalısınız: Önce kül olmadan kendinizi nasıl yenebilirsiniz?” diyecek. Ümitsiz.

Breuer: Efsanevi bir teşhis dehası. Ümitsizlerin kapısını çaldığı doktor. Psikanalizin ilk kurucularından. Kırkında, bütün Avrupalı sanatçı ve düşünürlerin doktoru olmayı başarmış. Güzel bir karısı ve beş çocuğu var. Zengin. Saygın. Hayatı boyunca “ama” pozisyonunda yaşamış biri.
Freud: Breuer’in arkadaşı. Henüz genç. Geleceği parlak. Şimdi yoksul.
Salomé: Erkeklerin başını döndüren kadın. Çekici. Özgür. Evliliğe inanmıyor. Bazen aynı anda birçok erkekle beraber oluyor. Sanatçıları ve düşünürleri tercih ediyor. Kırbacı var.

Konu Ümitsizlik. Bir gün, erkeklerin başını döndüren kadın, Salomé, Nietzsche’den habersiz Breuer’e gelir. “Avrupa’nın kültürel geleceği tehlikede, Nietzsche ümitsiz. Ona yardım edin” der. Breuer, Salomé’yi tekrar görebilmek umuduyla “peki” der. Ve varoluşun kader, inanç, hakikat, huzur, mutluluk, acı, özgürlük, irade… ve neden, nasıl gibi en önemli duraklarından geçen bir yolculuk başlar… Kendisiyle ve hayatla yüzleşmekten çekinmeyenlere…
(Tanıtım Bülteninden)

Posted in Antalya 1. Grup, Bodrum 1. Grup, Kdz. Ereğlisi 1. Grup, İstanbul 6. Grup | Leave a Comment »

Kolera Günlerinde Aşk (Gabriel Garcia Marquez)

Posted by Aydın Ergil 29 Mart 2021

İstanbul 1. Grup Aralık 2021
Karadeniz Ereğli Aralık 2014

Kolera Günlerinde Aşk”, bırakılmış bir sevgilinin, yeniyetmelik yıllarından başlayarak yaşlılığın alacakaranlığına dek süren yarım yüzyıllık aşkının öyküsü. “Marquez”in, ustalığı, bu öyküyü bir destana dönüştürüyor: aşkın, deli-akıllı, yabanıl-evcil, tensel, romantik tüm biçimlerinin pastoral bir şiirin büyüsüne büründüğü bir destan. On dokuzuncu yüzyılın yirminci yüzyıla dönüştüğü bir zaman dilimini kapsayan bu bitmeyen aşkın gerisinde, çağdaşlaşma çabası içindeki bir toplumun çeşitli yönlerini, özellikle taşra kentsoyluluğunun saçmalıklarını ince bir alayla eleştiriyor yazar. Roman boyunca, aşk acılarının lirik rüzgarlarının esintileri arasında, Marquez’in, insancıl mizahı, sürekli olarak duyuruyor kendini. Bu nitelikleriyle, “Kolera Günlerinde Aşk”, Marquez’in başyapıtı sayılan “Yüz Yıllık Yalnızlık”ın yanında tartışılmaz bir biçimde yerini alıyor

Posted in Kdz. Ereğlisi 1. Grup, İstanbul 1. Grup | Leave a Comment »

Empat (Ferhan Topçu)

Posted by sinaniy 22 Şubat 2021

Kdz. Ereğlisi 1. Grup Şubat 2021

* Empat, Aşk Olsun’un devamı niteliğinde; Aşk Olsun 2013 yılında basıldı. Daha o tarihte romanın devamını yazmayı planladım. Okuyucular Cengiz’in hayatını merak ediyorlardı…
* Empat ve Aşk Olsun’un kurguları benzeşiyor, iki romanda da çocukluğa ve ilk gençliğe dönülüyor sık sık. Aşk Olsun’da Gülümser’in, Empat’ta Cengiz’in hayatı anlatılıyor. İkisi de evliliklerini sorguluyor… Aşk Olsun’da anlatıcı Gülümser, Empat’ta ise Cengiz; Empat’ta bir de görünmeyen bir anlatıcı var: Cengiz’in iç sesi, yani diğer BEN…
* Cengiz 68 kuşağı devrimcisi, Gülümser 78; olaylara bakışları bu nedenle farklılık gösteriyor…
* Tüm romanlarımdaki gibi gerçek kişilere de yer verdim… Tabii arılara da; tüm romanlarımın ortak özelliklerinden biridir arılar…
* Wilhelm Reich, Simone de Beauvair vb düşünürleri, Cengiz’le birlikte ben de yeniden okudum. Okuduklarımı romanın kurgusuna sindirmeye çalıştım. Kırk yıllık birikimimle kırk yılların sonrasına ışık tutabildim mi, buna okuyucular karar verecek…
* Romanı okurken internete girip Knidos Afroditi’ni görmek isteyeceksiniz…
* Aşk Olsun 2013, Empat 2021; sekiz yıl beklememin nedenini romanı okuduğunuzda öğreneceksiniz…
* Romanda veganlık ve vejetaryenlik de tartışılıyor; ilgi göreceğini düşünüyorum… FERHAN TOPÇU

Posted in Kdz. Ereğlisi 1. Grup | Leave a Comment »

Dünya Ağrısı (Ayfer Tunç)

Posted by Aydın Ergil 13 Şubat 2021

Dünya Ağrısıİzmir 1. Grup Şubat 2021
İstanbul 6. Grup Mart 2019
Ankara 2. Grup Kasım 2014
Karadeniz Ereğli Grubu Mart 2014

“Hayat, kayaç katmanları gibi parçalarına ayrılan değersiz bir kütledir.”
Türkçe edebiyatın sözünü sakınmayan kalemi Ayfer Tunç, yazarlık hayatının 25. yılında sarsıcı bir romanla karşımızda.
Hayatı “yolcu” olarak yaşamak isterken baba mirası otelin işletmecisi, ailesinin “reisi” olmak zorunda kalan Mürşit, her geçen gün tamahkârlaşan bir şehirde, gerçek dostluğu İstanbul’da bıraktığı hayaletlerden kaçarak Mürşit’in oteline sığınan Madenci’de buluyor. İki arkadaşın dünya algısı, okuyucuya Türkiye tarihindeki utanç sayfalarının bir özetini sunuyor.
Arka planı toplumsal facialar, kitlesel cinnet hikâyeleriyle örülen Dünya Ağrısı’nda, geçmişle hesaplaşma cesaretini gösteren insanları yaşadıkları toplumdan ayıran sınır imleniyor.
Dünya Ağrısı kelimelerle sıkılmış bir yumruk. Böyle bir şehirde sır saklamanın imkânsız olduğunun farkında değil. Öğrenecek elbet, bir gün şehir dediği şeyin birbirini gözleyen sayısız gözden ibaret olduğunu o da anlayacak. Ama buna çoktan alışmış olacak ya da daha fenası başkalarını gözleyen sayısız gözden biri haline gelecek. Babamın oğlu o olmalıydı diye düşünüyor, ben, oğlum gibi bir oğul olsaydım babam mutlu ölürdü; oğlum babamın istediği gibi bir oğul olduğu için ben mutsuz öleceğim. (Tanıtım Bülteninden)

Bir Makale: http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/kitap/39957/Ayfer_Tunc_tan__Dunya_Agrisi_.html

Posted in Ankara 2. Grup, Kdz. Ereğlisi 1. Grup, İstanbul 6. Grup, İzmir 1. Grup | Leave a Comment »