Ekin Yazın Dostları

Kitap Okurlarının Buluşma Noktası

Archive for the ‘Kdz. Ereğlisi 1. Grup’ Category

Kdz. Ereğlisi 1. Grup

Doğu’nun Limanları (Amin Maalouf)

Posted by Aydın Ergil 18 Eylül 2018

Doğunun Limanları
Marmaris 1. Grup Şubat 2019
Karadeniz Ereğli 1. Grup Mart 2017
İstanbul 4. Grup Haziran 2015

“Adana’da ayaklanmalar olmuştu. Kalabalık, Ermeni mahallesini yağmalamıştı. Altı yıl sonra çok daha büyük çapta olacakların provası gibi bir şeydi. Ama bu bile dehşetti. Yüzlerce ölü. Belki de binlerce.” Can çekişen Osmanlı İmparatorluğu ve Beyrut ile Fransa arasında yaşamı sürüklenen İsyan. Doğunun Limanları bu yüzyılın başını, bir insanın trajik tarihinin içinden anlatıyor.Amin Maalouf son romanı ‘Doğunun Limanları’ ile yine YKY’de.

Reklamlar

Posted in Kdz. Ereğlisi 1. Grup, Marmaris 1. Grup, İstanbul 4. Grup | Leave a Comment »

Günlerin Köpüğü (Boris Vian)

Posted by Aydın Ergil 18 Eylül 2018

Gunlerin_Kopugu_kitap_kapagi_e

Ankara 3. Grup Ekim 2018
Şubat 2014 Karadeniz Ereğli

Romanın kahramanı, varlıklı genç bir adam olan Colin, her zaman şık giyinen, becerikli uşağı Nicholas’la birlikte yaşamaktadır. Chloe adlı genç kızla tanışır ve kısa süre sonra görkemli bir törenle evlenirler. Colin, arkadaşı Chick’in de sevgilisi Alise ile evlenebilmesi için, varlığının üçte birini onlara verir. Mutlulukları, balayında Chloe’nun akciğerinde zambak çiçeği çıktığı için gölgelenir. Bu acılı ve nadir rastlanan hastalığın tek çaresi hastanın çevresini çiçeklerle donatmaktır. Kısa süre sonra Colin tedavi adına yüklendiği giderleri karşılayamaz hale gelecektir.

Bu sırada, Chick’in Jean-Sol Partre[1] adlı yazara olan obsesif derecedeki hayranlığı, koleksiyonunu genişletmek için bütün parasını onun kitaplarına harcamasıyla sonuçlanmıştır. Alise, parasal açıdan tekrar düze çıkmak ve Chick’in ilgisini tekrar kazanmak amacıyla, Heartre’ı kitap yayınlamaktan vazgeçirmeye çalışır. Heartre’ın direnişi karşısında Alise onu öldürür ve böylece kitapçılardan da intikamını alır.

Colin çiçek bulmak için çabalarken Chloe hayatta veda eder; Colin’in evcil faresi yaşanan bu acılara daha fazla dayanamayarak intihar edecektir.

Posted in Ankara 3. Grup, Kdz. Ereğlisi 1. Grup | Leave a Comment »

Sevgili (Marguerite Duras)

Posted by sinaniy 26 Haziran 2018

sevgili - Marguerite DurasKdz. Ereğlisi 1. Grup Ağustos 2018

Modern Fransız edebiyatının en önemli ve üretken isimlerinden Marguerite Duras, sömürge toplumunun değer yargıları, ailesi ve yoksulluk arasında sıkışmış genç bir kadının ilk aşkını ve ilk cinsel deneyimini kaleme aldığı yarı otobiyografik romanı Sevgili’de, kendi bedeni ve yaşamı üzerinde hakimiyet hakkını kimseye vermeyen tavrıyla, kadın özgürleşmesi yönünde de önemli bir yapıta imza atmış olur.
Gerçeklikle imgeselliğin birbirine karıştığı Sevgili, yasaklarla ve benliğiyle boğuşan bir genç kızın kendini yaratma sürecine dair edebiyat tarihinin en şairane, en olgun metinlerinden biri olarak unutulmazlar arasında yerini almıştır.
Yayınlandığı 1984 yılında Goncourt Ödülü’ne, 1986’da ise İngilizcede yayınlanan en iyi roman ödülüne layık görülen, tüm dünyada milyonlarca okurla buluşmuş ve sinemaya da uyarlanmış bu ölümsüz eser Tahsin Yücel çevirisiyle yeniden Türkçede…

Posted in Kdz. Ereğlisi 1. Grup | Leave a Comment »

Otuz Gün (Gül Güleryüz)

Posted by sinaniy 26 Haziran 2018

Otuz Gün - Gül GüleryüzKdz. Ereğlisi 1. Grup Ekim 2018

Radyoda oyun havaları başladı. “Şehnaz Longa” çalıyordu. “Kalk oyna!” dedim içimdeki hüzne. Nazlandı. Hüzün oynamazmış güya. “Kalk!” diye ısrar ettim. “Gözyaşı da gelirse olur.” dedi. “Kalkın hepiniz!” diye bağırdım duygulara. Hüzün, gönülsüz gönülsüz kalktı, arkasından gözyaşı, sonra iç burukluğum, pişmanlığım, kırılmış gururum, zedelenmiş öz güvenim, karşılıksız sevgim, hepsi… Hepsi kalktılar dansa. Sadece vicdan kalkmadı. O hepsine küsmüştü ve tüm acıların hak edildiğini düşünüyordu.

Posted in Kdz. Ereğlisi 1. Grup | Leave a Comment »

Efkar Tepesi (Fakir Baykurt)

Posted by sinaniy 22 Haziran 2018

efkar tepesi - fakir baykurtKdz. Ereğlisi 1. Grup Haziran 2018

Fakir Baykurt, öykülerinde köy yaşamının sertliği, yoksulluk, cahillik, taassup, batıl inanç, sömürü gibi sorunları ele alarak köylünün maddi ve manevi dünyasını toplumsalcı ve gerçekçi bir bakıştan işliyor. Gözlemlerden, canlı tanıklıklardan yola çıkan yazar, günlük konuşma dilini öyküye taşıyarak zaman zaman mizahi bir dil kullanıyor; bürokrasinin çarkları arasında sıkışan ama içinde de bir umudu barındıran “sıradan insanı”, yaşadığı yerin atmosferiyle birlikte çarpıcı bir biçimde betimliyor.

İlk basımı 1960’da yapılan Efkâr Tepesi’ni yeniden okurla buluşturuyoruz: Fakir Baykurt, Efkâr Tepesi’nde, 1959-1960 arasında çeşitli yayın organlarında çıkan yazılarını toplamış. Bu yazılar gerçeklerden yola çıkan bir anlatı aslında. Partizanlık, din sömürüsü, köyün yoksulluğu, köylünün cahilliği, okur-yazarlık, kız çocuklarının okula gönderilmemesi gibi konular çarpıcı bir biçimde ele alınıyor. Kuşkusuz ki okur bugünle bağ kuracaktır kitabı okuduğunda…

Yollarımız, sokaklarımız, yazın tozdan, kışı çamurdan geçilmiyor. Martta nisanda pabucumuzu kurtarıp bir evden bir eve gidemiyoruz. Evlerimiz, eriyen karla, yağan yağmurla su içinde. Damlarımızdan, tavanlarımızdan sular eleniyor. Kilimi keçeyi ıslatmamak için oraya buraya çanak diziyoruz. Okullarımız da akıyor! Okullar aktıkça, çocukların öksürüğü artıyor. Hâlâ köylerimizin okul davası, kasabalarımızın hamam davası, helâ davası çözülmemiştir. Dört yıl önce Kızılay parasıyla temeli atılan hamamın tamamlanması, gene Kızılay’ın yapacağı yardıma bağlıdır. Epeyden beri de, okul çocuklarımızı, Sam Amca’nın süt tozuna alıştırmaya çalışıyoruz. Çiftçilerimiz, Toprak Ürünleri Ofisi’nin doksana mal edip otuza sattığı buğdayı gözlüyorlar. Bakımsız topraklarımızda ekinler, üçer karıştan fazla boy atmıyor. Söylevlerimizde, demeçlerimizde barajdan geçilmiyor ama bir yıl yağmur yağmasın, yiyecek buğdaya muhtaç kalıyoruz. Yememiz yeme değil, yatmamız yatma değil. Gıda işi, mesken işi, su işi, başlı başına birer sorun. Bunlar böyle önümüzde serilip dururken, biz de “Yattı kalkmaz, uzattı çekmez” sözündeki gibi, yatmışız bir görülmemiş uykuya; öyle bir uyku, öyle bir uyku, uyandırabilene aşk olsun! Korkunç bir yangeldimcilik!
-Ne Kadar İlerledik?-

Posted in Kdz. Ereğlisi 1. Grup | Leave a Comment »