Ekin Yazın Dostları

Kitap Okurlarının Buluşma Noktası

Archive for the ‘İstanbul 4. Grup’ Category

İstanbul 4. Grubun okuduğu kitaplar

Bilinmeyen Sular (Mevsim Yenice)

Posted by sinaniy 28 Haziran 2021

bilinmeyen sular - mevsim yenice

İstanbul Öykü Grubu Aralık 2021
İstanbul 4. Grup Ağustos 2019

“Hiçbir yere gidemeyecek, biliyorum. Kendimden. Yıllardır bu ıssız saatte, coşkusu sönmüş parkta oturup aynı şeyleri konuşmamızdan. Ve hâlâ işte burada, salıncakta bir ileri bir geri sallanmaktan öteye gidemediğimizden. Biliyorum. O da biliyor. Susup gidecekmiş gibi yapmaya, sallanmaya devam ediyoruz.”

Bu öyküler hayata açılma endişesi içinde dolananları, kendi içindeki tutsaklığı sorgulayanları, günümüze has sahipsizlik, korunaksızlık duygusuyla yüzleşmeye çalışanları, düğüm olan ilişkileri, geçmişe takılıp sadece seyirci olarak yaşamayı seçenleri anlatıyor. Hem de dupduru bir dil, yeri geldiğinde hayli nüktedan bir anlatım, alabildiğine samimi bir yaklaşımla.

İlk öykü kitabı Tekme Tokatlı Şehir Rehberi‘yle büyük beğeni toplayan ve 2019 Notre Dame de Sion Mansiyon Ödülü’nü kazanan Mevsim Yenice, beklenen yeni öykü kitabı Bilinmeyen Sular‘la okurların karşısına çıkıyor.

Posted in İstanbul 4. Grup, İstanbul Öykü Okurları | Leave a Comment »

Kara Prens (Iris Murdoch)

Posted by sinaniy 23 Mayıs 2021

İstanbul 4. Grup Haziran 2021

Yirminci yüzyıl romanının en önemli temsilcilerinden biri olan Iris Murdoch, Kara Prens’te modern bireyin yaşadığı kimi temel sorunları dramatik bir kurguyla sorguluyor. Bir aşk öyküsünün karmaşık örgüsü içinde, sanatın ve aşkın doğasını önyargılardan arınmış, gözüpek bir bakış açısıyla irdeliyor yazar. Yaşam-sanat, aşk-özgürlük eksenleri boyunca, değişik karakterlerin yaşadığı karmaşık ruhsal çatışmalar yer yer ironik bir dille, yer yer de entelektüel bir içerikle yansıtılıyor.

Romanın kahramanı ve anlatıcısı olan Bradley Pearson yaşını başını almış bir yazardır. Yalnız yaşamaktadır; ama eski karısı, kayınbiraderi, kendinden daha genç bir yazar olan Arnold Baffin ve onun huzursuz karısı tarafından kuşatılmıştır; birtakım genç kızlarla
girdiği yıpratıcı ilişkiler de bir çember gibi sıkmaya başlamıştır kendisini. Bradley her şeyden kaçmaya çabalar.

Yazarlık yaşamı içinde gerçeği ve sağduyuyu ararken, aşk yoluyla kurtarıcı bir bunalım yaratmanın da peşindedir. Başarısızlığı ve bu başarısızlığın yol açtığı sorunlar yaşamına trajik bir boyut getirir. Şöyle seslenir romanın bir yerinde okura: Yaşamın sanata benzemediğini gösteren şeylerden biri de aziz dostum, sanattaki karakterlerde tecavüz edilemez bir vakar olması. Oysa yaşamdaki karakterlerin böyle bir özelliği yok. Ama yaşam, acıklı ve sürekli bir biçimde sanatın bu özelliğine de öykünür; tıpkı diğer özelliklerine öykündüğü gibi. Umutsuzluğun büyüleyici bir öyküsü Kara Prens.

Yazarın platonik aşk kavramını, psikolojiyi ve dolaylı olarak dini sorguladığı yapıtın kurgusu, arka arkaya gelen beklenmedik olaylarla okuyucuya sürprizler sunuyor. Düşündürürken sürükleyen bir yapıt Kara Prens.

Kendisiyle yüzleşmekten korkmayanlar için…

Posted in İstanbul 4. Grup | Leave a Comment »

Masalını Yitiren Dev (Adnan Binyazar)

Posted by sinaniy 23 Mayıs 2021

İstanbul 4. Grup Mayıs 2021

Yazılışı tehlike yaratacak bir hayat yaşadım ben. Onun için, yazmakta hep duraksadım. Çünkü, yaşadığınız olayları anlatıya dökerken gözü yaşlı sözcüklerin tuzağına düştünüz mü, televizyonlarda her gün onlarcası görülen yerli filmlerin ya da bayatlamaktan iyice kokuşmuş dizilerin baş kişisi oluverirsiniz. Berlin’de, eşimin onulmaz hastalığını duyup acılar içinde kıvrandığım günlerdeki bir söyleşi toplantısında, bu “hayat”tan kimi görüntüler yansıtmış, beni dinlemeye gelenlerin topluca ağladığını görmüştüm.

Masalını Yitiren Dev, ilkokula on dört yaşında başlamış bir edebiyat adamının, Adnan Binyazar’ın çocukluk ve ilkgençlik anılarından oluşuyor. Diyarbakır’da başlayıp yoksulluk içinde geçen bir çocukluk, dağılmış bir aile, çocuk yaşta girilen çalışma hayatı, acımasız koşullar… Yazarın son derece akıcı bir anlatımla, ustalıkla kullandığı Türkçesiyle kaleme aldığı, bir dönemin Türkiye’sine ışık tutan, o günlerden insan manzaraları sunan kitabı zevkle, ilgiyle okunuyor.

Posted in İstanbul 4. Grup | Leave a Comment »

Goriot Baba (Honore de Balzac)

Posted by sinaniy 29 Mart 2021

goriot_baba

İstanbul 1. Grup Eylül 2021
İstanbul 4. Grup Ekim 2019

Honoré de Balzac (1799-1850): 19. yy Fransız edebiyatının büyük ismi. Edebi kariyerine oyun yazarak başladı, aldığı eleştiriler neticesinde romana yöneldi. Yirmi yılda 85 romanı tamamladı, öldüğünde arkasında 50 roman taslağı bıraktı. 1830 yılında kurmaca eserlerini Dante’nin İlahi Komedya’sına atıfla İnsanlık Komedyası başlığı altında topladı. Bir kısmı zamanla edebiyatın arketiplerine dönüşen 2000’i aşkın karakter yarattı, tüm bu karakterleri önyargıdan uzak analitik bir yaklaşımla, toplumsal sınıfından yalıtmaksızın ele aldı.

İlk kez 1834 yılında Revue de Paris’de tefrika edilen Goriot Baba, İnsanlık Komedyası’nın Töre İncelemesi ayağında Paris Yaşamından Sahneler başlığı altında yer alır. Yoksul düşmüş eski tüccar yaşlı Goriot’nun sefaleti, ıstırapları ve yalnızlığını merkeze alan roman, paranın insanlık durumu üzerindeki nüfuzunu babalık müessesi, insani zaaflar, gösteriş budalalığı üzerinden son derece trajik bir olay örgüsü ile gözler önüne serer. Kendi antitezlerini, yani anlatıcının yer yer öfkeli ve alaycı tavrının cisimleştiği Vautrin’i, Paris sosyetesine gözünü dikmiş, hırslı ancak naif hukuk öğrencisi Rastignac’ı da içinde barındıran bu burjuva cehennemi, Goriot Baba’ya dek hiç bu denli çarpıcı bir üslupla tasvir edilmemiştir.

Posted in İstanbul 1. Grup, İstanbul 4. Grup | Leave a Comment »

İçimizdeki Şeytan (Sabahattin Ali)

Posted by sinaniy 29 Mart 2021

içimizdeki şeytan - Sabahattin Aliİstanbul 1. Grup Temmuz 2021
İstanbul 5. Grup Kasım 2019
İstanbul 2. Grup Ağustos 2019
Marmaris 1. Grup Mart 2019
İstanbul 3. Grup Mayıs 2018
İstanbul 4. Grup Mayıs 2017

“İsteyip istemediğimi doğru dürüst bilmediğim, fakat neticede aleyhime çıkarsa istemediğimi iddia ettiğim bu nevi söz ve fiillerimin daimi bir mesulünü bulmuştum: Buna içimdeki şeytan diyordum, müdafaasını üzerime almaktan korktuğum bütün hareketlerimi ona yüklüyor ve kendi suratıma tüküreceğim yerde, haksızlığa, tesadüfün cilvesine uğramış bir mazlum gibi nefsimi şefkat ve ihtimama layık görüyordum. Halbuki ne şeytanı azizim, ne şeytanı? Bu bizim gururumuzun, salaklığımızın uydurması.. ”

Bu romanında, toplumsal gündemin kişilikler üzerindeki baskısını ve güçsüz insanın “kapana kısılmışlığını” gösteriyor Sabahattin Ali. Aydın geçinenlerin karanlığına, “insanın içindeki şeytan”a keskin bir bakış.

Posted in İstanbul 1. Grup, İstanbul 2. Grup, İstanbul 3. Grup, İstanbul 4. Grup, İstanbul 5. Grup | Leave a Comment »