Ekin Yazın Dostları

Kitap Okurlarının Buluşma Noktası

Archive for the ‘İstanbul 5. Grup’ Category

İstanbul 5. Grup

Bozkırkurdu (Hermann Hesse)

Posted by Aydın Ergil 06 Mart 2021

Bozkırkurduİstanbul 1. Grup Mart 2021
İstanbul 2. Grup Haziran 2017

İstanbul 5. Grup Haziran 2017
Şubat 2013

“Bozkırkurdu’nun, deneysel cesaret anlamında Ulysses’ten aşağı kalmayan bir yapıt olduğunu söylemeye gerek var mı? Bozkırkurdu, okumanın ne demek olduğunu uzun zamandır ilk kez hatırlattı bana.”
-Thomas Mann-

“Harry kendi içinde bir ‘insan’ bulur, düşüncelerden, duygulardan, uygarlıktan, dizginlenmiş ve yüceltilmiş doğadan kurulup çatılmış bir dünyadır bu; ayrıca, bir ‘kurt’ bulur içinde, içgüdülerden, vahşilikten, acımasızlıktan, yüceltilmemiş, yontulmamış doğadan bir dünya bulur. Varlığının böyle açık seçik ikiye ayrılmasına, birbirine düşman iki yarıma bölünmesine karşın, yine de kurt ile insanın bazı mutlu anlarda birbiriyle kardeş kardeş geçindiğini görür.”

Uçarı bir “yaşam” insanı olmaya kalkışan katıksız bir “düşün” insanının, bu ikilemin gelgitleriyle oradan oraya savrulan yalnız bir ruhun, Bozkırkurdu’nun hikayesi. Aydın geçinenlerin, bildikleriyle büyüklenenlerin, bilmediklerini küçümseyenlerin, bunu yaparken -bilinçli ya da bilinçsiz- yaşamı kaçıranların yüzüne inen bir tokat.

Posted in İstanbul 1. Grup, İstanbul 2. Grup, İstanbul 5. Grup | Leave a Comment »

Kapı (Magda Szabo)

Posted by sinaniy 01 Şubat 2021

kapi-magda-szaboİstanbul 1. Grup Şubat 2021
İstanbul 2. Grup Haziran 2018

İstanbul 5. Grup Ekim 2017
İstanbul 6. Grup Ocak 2017
Ankara 3. Grup Eylül 2016

Bir yazar ve ona ev işlerinde yardımcı olan yaşlıca hizmetçisi. Önceleri birbirlerini anlamakta ve benimsemekte zorlanırlar. Zamanla, çocukluk ve gençlik travmaları Macaristan’ın yakın tarihiyle birlikte örülmüş, bu başına buyruk, mesafeli, tragedya kahramanlarını andıran anne figürüyle yazar arasında çatışmalı ve neredeyse tutkulu bir ilişki kurulur. Hayvanların ve insanların dilinden anlayan, cesur, bilge Emerenc, yazarın yaşama, sanata ve ölüme ilişkin doğru bildiklerini sorgulamasını sağlar.

‘Benden bu denli farklı olmasına karşın nasıl oluyordu da bana bu kadar bağlanabiliyordu? Benim neyimi sevdiğini anlayamamıştım doğrusu… Daha önce de yazdığım gibi, o zamanlar henüz gençtim, bağlılığın ne denli mantıkdışı, ölümcül ve güvenilmez bir duygu olduğunu henüz derinlemesine incelememiştim (…) Karşılıklı bağlılığımız, aşk gibi, birtakım tanımlanmayan bileşkelerin sonucuydu çünkü birbirimizi kabullenebilmek için bir sürü ödün vermemiz gerekmişti.’

Magda Szabo’nun ince ve hüzünlü bir mizah duygusuyla kaleme aldığı, otobiyografik unsurlar da taşıyan bu romanı ona 2003 yılında yabancı roman dalında Fransa’nın en saygın ödüllerinden olan Femina’yı kazandırdı.

Posted in Ankara 3. Grup, İstanbul 1. Grup, İstanbul 2. Grup, İstanbul 5. Grup, İstanbul 6. Grup | Leave a Comment »

Animal Triste (Monika Maron)

Posted by sinaniy 21 Aralık 2020

Kdz. Ereğlisi 1. Grup Aralık 2020
İstanbul 5. Grup Mayıs 2018

Triste est omne animal post coitum, præter mulierem gallumque…
Her hayvan cinsel birleşme sonrası hüzünlüdür: Kadınlar ve horozlar hariç.

Hafızanın kişiliğimiz üzerinde oynadığı roller. Geçmişi yeni baştan yazarak kendimizi şekillendirdiğimiz güç. Tutkulu ve hayvansı yanımız. Kendimizi aşkın kollarına bırakarak sosyal rollere ve hayatta kalma içgüdümüze başkaldırmak. Akıllılık ile delilik arasında gidip gelmek. Arka planda Berlin Duvarının yıkılmasından önce ve sonraki atmosfer. Bütün bunlara dair bir roman Animal Triste.

“Son yılların en güzel aşk romanlarından biri (…) Olağanüstü yoğunlukta, son derece erotik bir kitap”-Marcel Reıch-Ranıckı Der Spiegel, 12 Şubat 1996-

“Maron’un, zaman zaman lirik vurgularla öne çıkan enfes bir dili var.” -New York Times Book Review-

Posted in Kdz. Ereğlisi 1. Grup, İstanbul 5. Grup | Leave a Comment »

Eylül (Mehmet Rauf)

Posted by sinaniy 24 Kasım 2020

İstanbul 5. Grup Temmuz 2021

Evvela güneş, o cehennem güneşi değil, o siyah dumanlı, insanın belini büken güneş değil, kız gibi saf ve taze bir güneş gelip odaları aydınlatıyor, ‘Uyanınız’ diyordu; sabaha kadar deniz insana mahrem ve şen bir ninni söylüyor, bazen tehevvür ederek gürlüyor, köpürüyor, fakat ekseriya böyle sakin bir kuzu gibi melul ve uslu… Suat her gün bu güneşle beraber uyanıyor, sıçrayıp camları açıyordu, o zaman içeri sabah, hayat, neşe, bâhusus gençlik, her şey sade bu güneşle, sade denizin sesleriyle, bütün bunlar odalarına ve kalplerine hücum ediyordu; insanı gelip böyle koklayarak ısıtan, denizin taravetiyle serin bir hararet veren güneşle yıkanıyorlardı…

Eylül’de doğa ve çevre arasındaki etkileşimin hikâyeye katkısını sağlayan sadece tasvir ustalığı değil, tasvirlerin romansal gerçekliğin içinden yapılabilmiş olmasıdır. Bu açıdan Eylül Osmanlı-Türk edebiyatının “ilk psikolojik romanı” olarak gösterilir. Fransız romantizminden etkilenen Mehmet Rauf trajik bir aşk hikâyesini, kişilerin iç bunalımlarını, çatışmalarını, duygusal yoğunluklarını büyük bir dil zenginliğiyle ortaya koyarken insan ruhunu etkileyen doğayı ve mekânları da şiirsel bir güzellikle betimler. Işıltılı yaz günlerinin bitiminde, sonbahar mevsiminde, yani Eylül’de cereyan edecek trajik olayın okurda yaratacağı hüznü, yaz ve sonbahar karşıtlığıyla derinleştirir. Mevsim geçişleriyle geçip giden bir aşk, yakalanmışken kaçıp giden mutluluk… 

Posted in İstanbul 5. Grup | Leave a Comment »

Gazap Üzümleri (John Steinbeck)

Posted by sinaniy 24 Kasım 2020

İstanbul 5. Grup Haziran 2021

Yayımlandığı günden bu yana büyük ses getirmeyi başaran ve John Steinbeck’in en önemli eserlerinden biri olarak gösterilen Gazap Üzümleri, 20’nci yüzyılın başyapıtları arasında yer alıyor. Yazara Pulitzer ödülünü getiren kitap, 1929 Sanayi İnkılabı sonrası Amerika’nın yaşadığı ekonomik buhranları gerçekçi bir dille okuyucuya aktarıyor. Açlık, sefalet, büyük umutlar ve hayaller çerçevesinde işlenen hikaye, sahip olduğu yalın dili ile de romanı okuyucu için akıcı bir hale getiriyor. Okudukça adeta o yıllara gideceğiniz ve kahramanların acılarını kendi içinizde hissedeceğiniz muhteşem bir olay örgüsü sizi bekliyor. John Steinbeck imzalı bu başyapıtı bir çırpıda okumaya hazır olun!

Kaliforniya’ya Giden Umuda Yolculuk

Romanın ana karakteri olan Tom, işlediği cinayet sebebiyle yedi yıl hapis cezasına çarptırılmış, bu süre zarfında da ailesinden herhangi bir haber almamıştır. Yedi yılın sonunda hapisten çıkan Tom, otostop ile evinin yolunu tutar. Ancak vardığında ailesi orada yoktur, dahası evinin yerinde de yeller esmektedir. Komşusundan ailesi ve evi hakkında bilgi alan Tom, dönemin kurak Amerika’sı sebebiyle ailenin topraklarını artık işleyemediğini, açlık ve sefalet çeken ailenin bu nedenle Kaliforniya’da portakal bahçelerinde çalışmak üzere yola çıkma hazırlığında olduğunu öğrenir.

Bu andan itibaren Tom ailenin peşine düşer. Onlarla birlikte Kaliforniya’da yaşayacak, portakal bahçesinde işçi olarak çalışıp bol kazançlar elde edecektir. Tom ve ailesi için artık umuda yolculuk başlamıştır. Peki, Kaliforniya gerçekten bol kazanç elde edecekleri bir yer midir? Açlık ve sefalet artık gerçekten geride mi kalmıştır? Kapitalizmin doruklarına kadar işlendiği bu kitapta, tüm bu soruların gerçek yanıtları cevap bulacaktır.

Bunları Biliyor muydunuz?

John Steinbeck, dönemin Amerika’sında yaşamış ve o yıllarda öğrenciyken, kitapta bahsi geçen tarlada çalışıp geçimini sürdürmeye çalışmıştır. Bu nedenle kitaptaki olaylar ve bazı kahramanların gerçek kişileri yansıtması sebebiyle, kitabın otobiyografik özelliklere sahip olduğu söylenir. Ayrıca kitap 1940 yılında beyaz perdeye aktarılmıştır. Senaryosunu Nunnally Johnson kaleme alırken, yönetmen koltuğunda ise John Ford oturmaktadır.

Posted in İstanbul 5. Grup | Leave a Comment »