Ekin Yazın Dostları

Kitap Okurlarının Buluşma Noktası

Archive for the ‘2013’den Sonra Okunan Kitaplar’ Category

Gruplarımızın 2013’den Sonra Okumakta Olduğu Kitaplar ve Yorumlar

Kanadı Kırık Kuşlar (Ayşe Kulin)

Posted by sinaniy 14 Kasım 2017

kanadı kırık kuşlar - ayşe kulinİstanbul 7. Grup Kasım 2017

“Kendi vatanında bile yabancıdır kanadı kırık kuşlar”

1930’ların Almanyası… Nazilerin baskısından bunalan Yahudi asıllı tıp doktoru Gerhard Schlimann, çemberin yeterince daraldığını, kendisi ve ailesi için tek çarenin kaldığını hisseder: Kaçmak…

Ancak işsizliğin, savaşın habercisi toplumsal karmaşaların ve her yere yayılan ayrımcılığın cenderesindeki bir dünyada insanca yaşanacak bir yer bulmak hiç de kolay değildir. Zira Gerhard Schlimann ve diğer Yahudilere sözümona gelişmiş ülkeler bir bir sırt çevirirken, bir tek Avrupa’nın kıyısındaki genç bir Müslüman ülke kucak açar: Türkiye Cumhuriyeti…

Ayşe Kulin, Kanadı Kırık Kuşlar’da 1930’ların Almanya’sından 2000’lerin Türkiye’sine uzanan bir ailenin dört kuşaklık hikâyesini anlatıyor bizlere. Sıra dışı, güçlü, coşkulu, inançlı kadınların hikâyesi bu aynı zamanda. Elsa, Suzan, Sude ve Esra kendi sancıları ve değişimlerini vatanlarının çalkantıları ile iç içe yaşıyorlar. Kanadı Kırık Kuşlar, vatanı sevgi olan herkesin kalbine değecek…

Reklamlar

Posted in İstanbul 7. Grup | Leave a Comment »

Satranç (Stefan Zweig)

Posted by Aydın Ergil 13 Kasım 2017

Satranç
İstanbul 2. Grup Kasım 2017
Marmaris 2. Grup Ekim 2016
Marmaris 1. Grup Eylül 2016
İstanbul 5. Grup Ocak 2013

Rastlantı sonucu eline geçirdiği bir kitapla satrancın inceliklerini öğrenerek bu oyunu bir tutkuya dönüştüren ve giderek bu tutkusu yüzünden beyin hummasına yakalanan Dr. B.’nin öyküsüdür görünüşte Satranç. Ama derinlerde bir veda mektubudur aslında.
Stefan Zweig’ın Brezilya’da sürgündeyken yazdığı ve Şubat 1942’deki intiharından birkaç ay önce tamamladığı Satranç, Avrupa kültürünün nasyonal sosyalist tehlike altında yok oluşuna işaret eder.
Avrupa kültürüne elveda derken yaşama da veda etmeyi seçen Zweig’ın son yapıtı Satranç, gerilimli kurgusu ve kahramanın ruhsal gelgitlerinin işlendiği dokusuyla, kısa ama her bakımdan etkileyici olağanüstü bir uzun öyküdür.

Posted in Marmaris 1. Grup, Marmaris 2. Grup, İstanbul 2. Grup, İstanbul 5. Grup | Leave a Comment »

Sahilde Kafka (Haruki Murakami)

Posted by sinaniy 02 Kasım 2017

sahilde kafka - haruki murakamiKdz. Ereğlisi 1. Grup Kasım 2017

Kafka Tamura on beş yaşına girdiği gün evden kaçar. Uzun zamandır planladığı bu kaçışın nedeni babasının yıllar önce dile getirdiği uğursuz kehanettir. Ama babasının bir düzenek gibi içine yerleştirdiği kehanet gölge gibi peşindedir. Kafka ilk kez aşkı ve tutkuyu yaşarken gizemli bir cinayetle kehanetin ve kaderinin düğümleri çözülmeye başlar.

Sahilde Kafka, XXI. yüzyıl edebiyatına damgasını vuran, kitapları bağımlılık yaratan kült yazar Haruki Murakami’den, hayatın yavan gerçekliğine karşı büyülü bir dünyanın kapılarını açan bir roman.

Posted in Kdz. Ereğlisi 1. Grup | Leave a Comment »

Aşırı Gürültülü ve İnanılmaz Yakın (Jonathan Safran Foer)

Posted by sinaniy 31 Ekim 2017

aşırı gürültülü ve inanılmaz yakın - jonathan safran foerAnkara 3. Grup Şubat 2018

11 Eylül’de babasını kaybeden Oskar, birkaç sene sonra mavi bir vazonun içinde bir anahtar bulur. Anahtar babasına aittir ait olmasına da, New York şehrindeki 162 milyon kilitten hangisini açmaktadır?

Amerikalı yazar Jonathan Safran Foer, Günther Grass’ın Teneke Trampet’inden, Paul Auster’ın Ay Sarayı’ndan ve Italo Calvino’nun yazınındaki muzip dinamizmden izler taşıyan Aşırı Gürültülü ve İnanılmaz Yakın’da insanlık deneyimini şaşırtıcı tesadüfler, derin acılar, büyük yalnızlıklar, iç içe geçmiş hayatlar ve sınırsız bir yaşama sevinci merceğiyle konu ediyor. Amerika’da büyük ilgi gören ve ses getiren roman, akıcı dili, zengin anlatımı ve çığır açan tekniğiyle içinde yaşadığımız zamanların bir klasiği.

“O gece babam beni yatırır ve kitap hakkında konuşurken bu meseleye bir çözüm düşünüp düşünemediğini sormuştum. “Hangi mesele?” “Fazlasıyla önemsiz olmamız meselesi.” “Pekala, bir uçak seni alıp Sahra Çölü’nün ortasına bıraksa ve sen orada, bir cımbızla bir kum tanesini yerinden bir milimetre oynatsan ne olur?” demişti. “Muhtemelen susuzluktan ölürdüm,” demiştim. “Hayır, tam o anda, tek kum tanesini oynattığında demek istedim. Ne anlama gelirdi bu?” demişti. “Bilmem. Ne?” demiştim. “Düşün bakalım,” demişti. Düşünmüştüm. “Herhalde bir kum tanesini oynattığım anlamına gelirdi.” “Ki o da Sahra’yı değiştirdiğin anlamına gelirdi.” “Yani?” “Yani mi? Yani, Sahra uçsuz bucaksız bir çöldür. Ve milyonlarca yıldır var. Ve sen onu değiştirdin!” “Doğru!” demiştim yerimde doğrularak. “Sahra’yı değiştirdim!” “Anlamı?” demişti. “Ne? Söyle.” “Eh, Mona Lisa’yı yapmaktan veya kanseri tedavi etmekten bahsetmiyorum. Sadece bir kum tanesini bir milimetre oynatmaktan bahsediyorum.” “E?” “Bunu yapmasaydın insanlık tarihi şöyle gidecekti” “Hı-hı?” “Ama yaptın. Yani?” Yatakta ayağa kalkmış, yıldızları göstermiş ve bağırmıştım: “İnsanlık tarihinin gidişatını değiştirdim!” “Doğru.” “Evreni değiştirdim!” “Değiştirdin.” “Ben, Tanrı’yım!” “Sen ateistsin.” “Ben, yokum!” Yatağa, kollarına atlamıştım ve kahkahalarla gülmüştük.”

Aşırı Gürültülü ve İnanılmaz Yakın, kayıplara, arayışlara, insan ilişkilerine, yalnızlığa, kalabalıklara, acıya ve coşkuya, içinde yaşadığımız şehirlerin labirentlerine, asla adresine ulaşamayan mektuplara, gece yarısı anlatılan masallara, rüyalara ve gerçeklere, söylenen ve asla söylenememiş sözlere dair çarpıcı, eğlenceli, sürprizli ve birazcık da sihirli bir roman.

“Göz kamaştırıcı fikirlerle dolu, zeka fışkıran bir roman.”
-The New York Times-

“Foer okurun elini insanlığın ve insan ilişkilerinin üstün güzelliğinin tam kalbine yerleştiriyor. Okuyun, hayatın nabzını hissedeceksiniz.”
– Philadelphia Inquirer-

Posted in Ankara 3. Grup | Leave a Comment »

Lolly Willowes (Sylvia Townsend Warner)

Posted by sinaniy 31 Ekim 2017

Lolly willowes - Sylvia Townsend WarnerAnkara 2. Grup Mart 2018

“Kadınlar dinamit olduklarını biliyor ve kendilerini meşrulaştıracak bir patlamanın özlemini çekiyorlar.”

Laura “Lolly” Willowes, ebeveynlerini kaybedince ağabeyi Henry’nin Londra’daki evine taşınır ve orada kız kurusu “Lolly hala” olarak yaşarken deneyimlediği bir olay sebebiyle hayatını değiştirir. O dönemin bekar bir kadını için şok edici bir karar verir ve “tek başına” yaşamak için bir köye taşınır. Virginia Woolf’un “kendine ait bir oda”sının yerini burada ağaçların arasına saklanmış bir küçük ev alacaktır. Fakat Lolly’nin gerçek özgürlük arayışı burada da bitmez. Kadınların gece yarısı ormana doğru yürüdüğü ve ışıkların geç saatlere kadar yandığı bu köyde, onun giymesini bekleyen siyah bir pelerin vardır!

“İngiliz romanının başarılı, yetkin örneklerle bezenmiş geleneğinden gelse de, 1920’li yıllar ortasında bu romanın yenilikçi, özgün anlatımı hoşuma gitti. Öyle romanlar vardır ki, yazılışlarından yıllar sonra da, tazelikleriyle, dirilikleriyle sizi şaşırtır, hatta kıskanırsınız.”

Posted in Ankara 2. Grup | Leave a Comment »