Ekin Yazın Dostları

Kitap Okurlarının Buluşma Noktası

Archive for the ‘2013’den Sonra Okunan Kitaplar’ Category

Gruplarımızın 2013’den Sonra Okumakta Olduğu Kitaplar ve Yorumlar

Sineklerin Tanrısı (William Golding)

Posted by Aydın Ergil 05 Ekim 2021

Sineklerin Tanrısı

Kdz Ereğlisi Ekim 2021
İstanbul 2. Grup Kasım 2019
Marmaris 2. Grup Eylül 2017
İstanbul 3. Grup Şubat 2016
İstanbul 5. Grup Eylül 2015

“Sineklerin Tanrısı”, günümüzde bir atom savaşı sırasında, ıssız bir adaya düşen bir avuç okul çocuğunun, geldikleri dünyanın bütün uygar törelerinden uzaklaşarak, insan yaradılışının temelindeki korkunç bir gerçeği ortaya koymalarını dile getirir. Konusu, R. M. Ballantyne’ın Mercan Adası gibi eşsiz bir mercan adasının cenneti andıran ortamında başlayan bu roman, çağdaş toplumlardaki çöküntünün, insan yaradılışındaki köklerini gözönüne sermek amacıyla Mercan Adası’ndaki duygusal iyimserlikten apayrı bir yönde gelişir. Uygar insanın yüreğinde gizlenen karanlığı deşerken “Sineklerin Tanrısı”; daha çok Conrad’ın kısa romanı “Karanlığın Yüreği”ni andırır. Golding’in romanındaki çocuklar da başlangıçta tıpkı Kurtz gibi, uygar toplumun baskılarından uzak bir örnek düzen kurmak isterlerken, gitgide hayvanlaşır, korkunç bir kişiliğe bürünürler. Bu yönüyle Sineklerin Tanrısı’nın Mercan Adası ile öbür ıssız ada serüvenlerinden ayrıldığı en önemli nokta, ıssız ada yaşamının çetin güçlüklerini ya da mutluluğunu anlatmaktan daha çok, bir insanlık durumunu, kişiler arasındaki çatışma aracılığıyla ortaya koymaya çalışmasıdır.
-Akşit Göktürk-

Posted in Kdz. Ereğlisi 1. Grup, Marmaris 2. Grup, İstanbul 2. Grup, İstanbul 3. Grup, İstanbul 5. Grup | Leave a Comment »

Barışın Renkleri (M. Osman Akbaşak)

Posted by Aydın Ergil 03 Ekim 2021

Barışın Renkleri

İzmir 1. Grup Ekim 2021

M. Osman Akbaşak denince John Steinback’in kızıl karıncalarını anımsarım. Karınca türü kişiler vardır her toplumda, bir bütün içinde erimektense, bütüne soluk ve yürek vermeyi seçen, bilen…

Fotoğraf sanatından, TV programlarına, yazın yaşamına kadar hayata dair ne varsa yaratan, paylaşan karıncalardan biridir o…

Kapsamlı ve yoğun emek isteyen önceki romanlarını soluksuz okumuş, sonra da uzun süre etkisinden kurtulamamıştım. Bir gün emperyalizmin ve uşaklarının savaş çığlıklarına karşı düzenlenen bir etkinlikteki konuşmamdan söz etti, izin istedi. Tarihe, coğrafyaya ve hayata dair çalışmayı yansıtan roman çalışmasında yararlanacağını söyledi.

Ve sonra Kıbrıs’taki savaşta kaybolan oğlunun acısıyla yaşayan bir büyükbabanın anlatımıyla başlayan, gazetecilik okulu son sınıf öğrencisi, kayıp oğlunun torunu Sibel’in dedesini arayışını anlatan roman çalışmasını sundu.

Ben bu çalışmanın bazı sayfalarını iki hatta üç sefer okudum. Kıbrıs Barış Harekâtı adı verilen savaş dönemini gazeteci olarak yaşadım. Kıbrıs’ta Türklerin ve Rumların ne denli acılar içinde olduğunu gördüm. Bazı satırların altını çizdim, notlar aldım ve barış içinde bir dünya özlemiyle bu çalışmayı gerçekleştiren M. Osman Akbaşak’ı yüreğimin sıcağına yerleştirdim.

68 kuşağının isyancı gençleri olarak ağladığımız görülmemiştir.

Ancak, bu çalışmayı okurken birçok yerde ağladığımı saklayacak değilim.

Barış, hemen şimdi Barış…

– Okan Yüksel –

Posted in İzmir 1. Grup | Leave a Comment »

Philoktetes (Sophokles)

Posted by sinaniy 28 Eylül 2021

Mitoloji Okurları Ekim 2021

Sophokles (MÖ 495-406): Yunan tragedyasının en önemli yazarları arasında adı ilk önce hatırlanan Sophokles, konuları işleyişi ve oyundaki karakterleri canlandırmakta ustalığıyla ayrı bir yere sahiptir. Tiyatro tekniğini geliştirmiş, diyaloglara, dekor ve kostüme önem vermiştir. Tragedyalarında dönemin yazarlarında rastlanmayan derli toplu bir içyapı görülür. Eserlerinde yazgı sorununu her zaman ön planda tutar. Katıldığı yarışmalarda yirmiden fazla ödül almıştır. Yüz yirmi üç tragedya yazan Sophokles’in eserlerinden sadece Aias, Antigone, Kral Oidipus, Elektra, Trakhisli Kadınlar, Philoktetes, Oidipus Kolonos’ta günümüze ulaşabilmiştir.

Posted in Mitoloji Okurları | Leave a Comment »

Hay Bin Yakzan (İbn Sina / İbn Tufeyl)

Posted by sinaniy 24 Eylül 2021

İstanbul 6. Grup Haziran 2022

9. yüzyılda Yunancadan Arapçaya çevrilen “Salaman ve Absal” öyküsü, başta İbn Sina’nın “Hay bin Yakzan”ı olmak üzere, birçok İslam düşünürünün yapıtlarına kaynaklık etti. Genellikle alegorik öyküler ya da öykümsü anlatılar olan bu yapıtlardan sadece biri, roman boyutlarına ulaştı ve bütün benzerlerini gölgede bıraktı: 12. yüzyılda Endülüslü İşraki düşünür İbn Tufeyl’in yazdığı “Hay bin Yakzan” ya da “Esrarü’l-Hikmeti’l-Meşrikiye”.

Bu ilk “felsefi roman” ve ilk “robinsonad”, Tanpınar’ın deyişiyle ‘Müslüman aleminin tek romanı’, 14. yüzyıldan başlayarak belli başlı Avrupa dillerine çevrildi; Defoe, Bacon, Spinoza ve More gibi pek çok düşünür ve sanatçı üzerinde etkili oldu. Doğu, özellikle Osmanlı ise İbn Tufeyl’e ve yapıtına ilgisiz kaldı: Üzerindeki “Hay bin Yakzan” etkileri özel çalışmalara konu olan “Robinson Crusoe” defalarca Türkçe’ye çevrildiği halde, “Hay bin Yakzan, dilimize kazandırılmak için 1923 yılını, kitaplaşabilmek için de 1985 yılını bekleyecekti.

Bu yeni ve genişletilmiş baskıda, İbn Tufeyl’in “Hay bin Yakzan”ına ek olarak -M.Şerefeddin Yaltkaya’nın çevirisi ve İslam dünyasında alegorik öykü geleneğinin tarihçesini ve düşünsel arkaplanını aktardığı giriş yazısıyla İbn Sina’nın “Hay bin Yakzan”ı da yer alıyor.

Posted in İstanbul 6. Grup | Leave a Comment »

Leyla’nın Evi (Zülfü Livaneli)

Posted by sinaniy 24 Eylül 2021

İstanbul 6. Grup Mayıs 2022

Romanları çok satanlar listesinden inmeyen, ödüller alan, 30 dile çevirilen, sinemaya ve tiyatroya aktarılan Zülfü Livaneli, Leyla’nın Evi’nde her biri ayrı bir dünyadan gelen insanların hayatlarını bir İstanbul romanında kesiştiriyor…

Boğaziçi’nde Bosnalılar Yalısı’nda doğup büyümüş paşa torunu Leyla Hanım, yalının yeni sahibi Ömer Cevheroğlu tarafından sokağa atılır ve mahallenin çocuklarından gazeteci Yusuf’un Cihangir’deki bekâr evine sığınmak zorunda kalır. Yusuf’un sevgilisi Rukiye (“sahne adı”yla Roxy), Almanya’da peep show’larda modellik yapmış, hip-hop tarzı müzik yaparak “yırtmaya” uğraşan bir Almancı kızıdır.

Leyla Hanım, yalının yeni sahipleriyle görüşmeye çalıştığı bir gün, Ömer Bey’in babası, Kadızade Konağı’nın emektar vekilharcı, dört kuşaktır konaklarda hizmetkârlık yapan bir aileden gelen Ali Yekta Bey ile tanışır.

Her biri ayrı bir dünyadan gelen bu insanların hayatlarının kesişmesi, onları hem kendilerini hem de birbirlerini değiştirecekleri, kimi zaman acılı kimi zaman eğlenceli bir sürece sokacaktır.

Leyla’nın Evi, bir yanıyla da “ev” üstüne bir roman: “Çünkü imparatorluk yıkılırken bütün Osmanlı tebaası acı çekti ve herkes birbirinin evine yerleşti.”

Posted in İstanbul 6. Grup | Leave a Comment »