Ekin Yazın Dostları

Kitap Okurlarının Buluşma Noktası

Archive for the ‘İstanbul 2. Grup’ Category

İstanbul 2. Grup

Beni Asla Bırakma (Kazuo Ishiguro)

Posted by sinaniy 16 Şubat 2018

beni asla bırakma - kazuo ishiguroAnkara 3. Grup Mart 2018
İstanbul 3. Grup Şubat 2018

İstanbul 2. Grup Ocak 2018
Ankara 2. Grup Aralık 2017

Yatılı okul Hailsham’ın öğrencileri, bahçe duvarının arkasındaki karanlık ormandan çok korkarlar. Hafta sonları veya tatillerde evlerine gitmez, Hailsham’dan önceki yaşamlarını hatırlamazlar. Dış dünyayla bağlantıları yoktur. Öğretmenler değil, gözetmenler tarafından eğitilirler. Spor ve sanata büyük önem veren gözetmenler, Hailsham öğrencilerine sürekli özel olduklarını hatırlatır ve bedenlerine çok iyi bakmaları gerektiğini tekrarlar.
Kazuo Ishiguro, yayımlandığı yıl Time tarafından İngilizce yazılmış en iyi 100 roman listesine alınan Beni Asla Bırakma’da, yıkıma götüreceğini bile bile kendi kaderini kabullenenlere odaklanmış görünüyor.

Reklamlar

Posted in Ankara 2. Grup, Ankara 3. Grup, İstanbul 2. Grup, İstanbul 3. Grup | Leave a Comment »

Mülksüzler (Ursula K. Le Guin)

Posted by Aydın Ergil 14 Şubat 2018

mülksüzler - ursula k. le guin

İzmir 1.  Grup Mart 2018
İstanbul 2. Grup Aralık 2017

İstanbul 3. Grup Ocak 2014

“…Vermediğimiz şeyi alamazsınız, kendinizi vermeniz gerekir. Devrim’i satın alamazsınız. Devrim’i yapamazsınız. Devrim olabilirsiniz ancak. Devrim ya ruhunuzdadır ya da hiç bir yerde değildir.” Konuşmasını bitirirken, yaklaşan polis helikopterlerinin gürültüsü sesini boğmaya başladı.

“Romanım Mülksüzler, kendilerine Odocu diyen küçük bir dünya dolusu insanı anlatıyor; Odo romandaki olaylardan kuşaklarca önce yaşamış, bu yüzden olaylara katılmıyor, ya da yalnızca zımnen katılıyor, çünkü bütün olaylar aslında onunla başlamıştı.

“Odoculuk anarşizmdir. Sağı solu bombalamak anlamında değil: kendine hangi saygıdeğer adı verirse versin bunun adı tedhişçiliktir. Aşırı sağın sosyal-Darwinist ekonomik özgürlükçülüğü de değil; düpedüz anarşizm: eski Taocu düşüncede öngörülen, Shelley ve Kropotkin’in, Goldmann ve Goodman’ın geliştirdiği biçimiyle. Anarşizmin baş hedefi, ister kapitalist isterse sosyalist olsun, otoriter devlettir; önde gelen ahlaki ve ilkesel teması ise işbirliğidir (dayanışma, karşılıklı yardım). Tüm siyasal kuramlar içinde en idealist olanı anarşizmdir; bu yüzden de bana en ilginç gelen kuramdır.”

Posted in İstanbul 2. Grup, İstanbul 3. Grup, İzmir 1. Grup | Leave a Comment »

Yabancı (Albert Camus)

Posted by Aydın Ergil 06 Şubat 2018

Yabancıİstanbul 2. Grup Şubat 2018
Marmaris 1. Grup Kasım 2017
İstanbul 6. Grup Aralık 2015
İstanbul 1. Grup Ekim-Kasım 2015

“Albert Camus”nün (1913-1960) en tanınmış, en çok yabancı dile çevrilmiş, en çok incelenmiş ve hala en çok satan kitaplar arasında yer alan “Yabancı”, aynı zamanda yazarın en gizemli yapıtı. Ölümün egemen olduğu bir “varlık”ın en anlamsız olgularını saçma bir düzensizlik içinde yaşayan bu romanın başkişisi “Meursault”, bir simge kahraman değildir, “adı” olmayan bir “Yabancı”dır; bu eksik kimlik, gerçeklikten algıladığı şeyi yapılandıramayan, yeniden örgütleyemeyen, ama gerçekliğin yankılarını yakalamaya çalışan bir boş bilincin imgesidir. Onun kayıtsızlığı ve edilgenliği, işte bu boş bilincin ürünüdür. Yabancı, büyüleyici gücünü, içinde barındırdığı trajedi duygusuna borçlu: Bir türlü ele geçirilemeyen anlamın sürekli aranması, bilinç ile toplumsal dünya arasındaki çatışma… Camus’yle buluşanların hiçbiri, onunla karşılaşınca hayal kırıklığına uğramamıştır. “Mutluluk, bir yerde ve her yerde hiçbir şey beklemeden dünyayı, insanları sevmektir,” der Camus. Giderek daha çok sevilen bir yazar olması, onun bu sevgisinin yansımasından başka bir şey değildir.

Posted in Marmaris 1. Grup, İstanbul 1. Grup, İstanbul 2. Grup, İstanbul 6. Grup | 2 Comments »

Satranç (Stefan Zweig)

Posted by Aydın Ergil 13 Ocak 2018

Satranç
İstanbul 2. Grup Kasım 2017
Marmaris 2. Grup Ekim 2016
Marmaris 1. Grup Eylül 2016
İstanbul 5. Grup Ocak 2013, Şubat 2018

Rastlantı sonucu eline geçirdiği bir kitapla satrancın inceliklerini öğrenerek bu oyunu bir tutkuya dönüştüren ve giderek bu tutkusu yüzünden beyin hummasına yakalanan Dr. B.’nin öyküsüdür görünüşte Satranç. Ama derinlerde bir veda mektubudur aslında.
Stefan Zweig’ın Brezilya’da sürgündeyken yazdığı ve Şubat 1942’deki intiharından birkaç ay önce tamamladığı Satranç, Avrupa kültürünün nasyonal sosyalist tehlike altında yok oluşuna işaret eder.
Avrupa kültürüne elveda derken yaşama da veda etmeyi seçen Zweig’ın son yapıtı Satranç, gerilimli kurgusu ve kahramanın ruhsal gelgitlerinin işlendiği dokusuyla, kısa ama her bakımdan etkileyici olağanüstü bir uzun öyküdür.

Posted in Marmaris 1. Grup, Marmaris 2. Grup, İstanbul 2. Grup, İstanbul 5. Grup | Leave a Comment »

Gözlemcileri Gözlemleyenin Gözlemi (Friedrich Dürrenmatt)

Posted by sinaniy 05 Ekim 2017

Gözlemcileri Gözlemleyenin Gözlemi - Friedrich Dürrenmattİstanbul 2. Grup Ekim 2017

Alman Edebiyatının ve grotesk tiyatronun ustalarından İsviçreli yazar Friedrich Dürrenmatt’ın bu eseri polisiye anlatının sınırlarını zorlayan kurgusuyla dikkat çekiyor. Dürrenmatt, Gözlemcileri Gözlemleyenin Gözlemi adlı bu uzun öyküsünde gözlemleme, gözlemci, gözlemlenen ve gözlemleyen kelimelerini bir saatin çarklarını kurcalar gibi kurcalıyor.

Öykü, bir psikiyatr ile F. adındaki bir kişi arasında cereyan eden bir görüşme ile başlar. Karısının evden gittiğini, ölmüş olabileceğini ve ölmüş ise bundan kendini sorumlu tuttuğunu söyleyen psikiyatr, F.’den yardım ister. Biz, paragraflar boyunca kadının izine düşen F.’nin yaşadıklarını takip ederken, Dürrenmatt, her gözlemleyenin de gözlendiğine, hepimizin iç içe geçmiş vizörler gibi sıralandığımıza dair ipuçlarını bir bir önümüze koyuyor. Polis-medya-yeraltı dünyasının da irdelendiği eser, bu üçgen temelinde basit bir polisiye gibi başlayıp acımasız bir eleştiriye dönüşüyor. Kısa ve yoğun, nefes daraltıcı ve keskin bir anlatımla sunulan bu metafizik nitelikli uzun öykü, düşüncelerden oluşturulan bir mimarî, iyi kilitlenmiş bir kapı gibi. Dürrenmatt’ın düşünce akışını yapılandıran yirmi dört mükemmel dizge; eserin yirmi dört bölümünü oluşturuyor. Yapıtın son cümlesi aklımızda biçimlenip dişlerimiz arasından dağıldığında, kimi ne denli gözlemlediğimizi veya kimin tarafından ne kadar gözlemlendiğimizi sorgulamaya bir kez daha başlayacağız. Yoksa biri mi bizi başlatacak? Dürrenmatt mı gözlemleyecek, biz mi bizi gözetlesin diye Dürrenmatt’a izin vereceğiz?

Posted in İstanbul 2. Grup | Leave a Comment »