Ekin Yazın Dostları

Kitap Okurlarının Buluşma Noktası

Archive for the ‘İstanbul 2. Grup’ Category

İstanbul 2. Grup

Satranç (Stefan Zweig)

Posted by Aydın Ergil 13 Kasım 2017

Satranç
İstanbul 2. Grup Kasım 2017
Marmaris 2. Grup Ekim 2016
Marmaris 1. Grup Eylül 2016
İstanbul 5. Grup Ocak 2013

Rastlantı sonucu eline geçirdiği bir kitapla satrancın inceliklerini öğrenerek bu oyunu bir tutkuya dönüştüren ve giderek bu tutkusu yüzünden beyin hummasına yakalanan Dr. B.’nin öyküsüdür görünüşte Satranç. Ama derinlerde bir veda mektubudur aslında.
Stefan Zweig’ın Brezilya’da sürgündeyken yazdığı ve Şubat 1942’deki intiharından birkaç ay önce tamamladığı Satranç, Avrupa kültürünün nasyonal sosyalist tehlike altında yok oluşuna işaret eder.
Avrupa kültürüne elveda derken yaşama da veda etmeyi seçen Zweig’ın son yapıtı Satranç, gerilimli kurgusu ve kahramanın ruhsal gelgitlerinin işlendiği dokusuyla, kısa ama her bakımdan etkileyici olağanüstü bir uzun öyküdür.

Reklamlar

Posted in Marmaris 1. Grup, Marmaris 2. Grup, İstanbul 2. Grup, İstanbul 5. Grup | Leave a Comment »

Gözlemcileri Gözlemleyenin Gözlemi (Friedrich Dürrenmatt)

Posted by sinaniy 05 Ekim 2017

Gözlemcileri Gözlemleyenin Gözlemi - Friedrich Dürrenmattİstanbul 2. Grup Ekim 2017

Alman Edebiyatının ve grotesk tiyatronun ustalarından İsviçreli yazar Friedrich Dürrenmatt’ın bu eseri polisiye anlatının sınırlarını zorlayan kurgusuyla dikkat çekiyor. Dürrenmatt, Gözlemcileri Gözlemleyenin Gözlemi adlı bu uzun öyküsünde gözlemleme, gözlemci, gözlemlenen ve gözlemleyen kelimelerini bir saatin çarklarını kurcalar gibi kurcalıyor.

Öykü, bir psikiyatr ile F. adındaki bir kişi arasında cereyan eden bir görüşme ile başlar. Karısının evden gittiğini, ölmüş olabileceğini ve ölmüş ise bundan kendini sorumlu tuttuğunu söyleyen psikiyatr, F.’den yardım ister. Biz, paragraflar boyunca kadının izine düşen F.’nin yaşadıklarını takip ederken, Dürrenmatt, her gözlemleyenin de gözlendiğine, hepimizin iç içe geçmiş vizörler gibi sıralandığımıza dair ipuçlarını bir bir önümüze koyuyor. Polis-medya-yeraltı dünyasının da irdelendiği eser, bu üçgen temelinde basit bir polisiye gibi başlayıp acımasız bir eleştiriye dönüşüyor. Kısa ve yoğun, nefes daraltıcı ve keskin bir anlatımla sunulan bu metafizik nitelikli uzun öykü, düşüncelerden oluşturulan bir mimarî, iyi kilitlenmiş bir kapı gibi. Dürrenmatt’ın düşünce akışını yapılandıran yirmi dört mükemmel dizge; eserin yirmi dört bölümünü oluşturuyor. Yapıtın son cümlesi aklımızda biçimlenip dişlerimiz arasından dağıldığında, kimi ne denli gözlemlediğimizi veya kimin tarafından ne kadar gözlemlendiğimizi sorgulamaya bir kez daha başlayacağız. Yoksa biri mi bizi başlatacak? Dürrenmatt mı gözlemleyecek, biz mi bizi gözetlesin diye Dürrenmatt’a izin vereceğiz?

Posted in İstanbul 2. Grup | Leave a Comment »

Kayıp Hayaller Kitabı (Hasan Ali Toptaş)

Posted by sinaniy 13 Eylül 2017

KAYIP HAYALLER KİTABI - HASAN ALİ TOPTAŞİstanbul 2. Grup Eylül 2017

“…bir yandan da kasaba kırtasiyecilerinden satın alınmış ucuz bir dolmakalemle oturup gecenin bu vaktinde acaba kim yazıyor beni, dedim; sonra bir yandan o vadinin ıslaklığına olanca yalnızlığım, hasretim ve diriliğimle gömülürken bir yandan da, hem kocaman bir bardakla çayını yudumlayıp hem de sigarasını tüttürerek acaba müsveddelerimi kim daktiloya çekiyor şimdi, beni kim diziyor satır satır, ya da çoktan dizilip basıldım da şu anda hangi okurun gözünde tekrar yazılıyorum, dedim…” Hasan Ali Toptaş’ın bazı eserlerinde karşımıza defaatle çıkan Sinemacı Şerif’in “jeneratöründen yükselen pat pat sesleri”yle açılan Kayıp Hayaller Kitabı, kasaba yaşamının kışkırtıcı ve büyülü, asâ tıkırtılarıyla hareketlenen dünyasından sinemanın hayal âlemine kaçan çocukların hikâyesi. Toptaş, kasaba yaşamını baştan sona düpedüz “dönüştürüyor” ve sonra usulca tekrar yerine bırakıveriyor. Üstelik sinemanın; yaşamı, hayal gücümüzü nasıl da dönüştürdüğünü ve bu gücünü edebiyatımızda nadiren karşılaştığımız bir yetkinlikte ortaya koyuyor. “Hasan Ali Toptaş XXI. yüzyılı görebilen ender kalemşorlardandır. Öyküleri, romanları, denemeleri ortadadır. Başarısını da melekesine, sezgisine, eski zaman kâhinlerine has o içrek görüsüne borçludur.” -Hüseyin Ferhad, Şark Belleği-

Posted in İstanbul 2. Grup | Leave a Comment »

Kağıt Ev (Carlos Maria Dominguez)

Posted by sinaniy 12 Haziran 2017

kağıt ev - carlos maria dominguez

İstanbul 1. Grup Temmuz 2017
İstanbul 2. Grup Ağustos 2016

Bazı insanlar kitap okumaz, bazıları okur ve kimileriyse okumakla kalmayıp onlarla birlikte yaşar. Kâğıt Ev, işte bu kitap tutkunlarından Carlos Brauer’in ve onun -bir edebiyat profesörü olan- Bruma Lennon’la olan gizemli ilişkisinin, bu ilişkinin gün yüzüne çıkmasına neden olan bir Joseph Conrad cildinin, kitap ve okuma aşkıyla dolu yaşamların hikâyesi…

Arjantinli yazar Carlos Maria Dominguez’in, yayımlandığı her ülkede büyük ilgi uyandıran novellasını Seda Ersavcı İspanyolca aslından çevirdi. Peter Sis’in çizimleri ve Cem Ersavcı’nın kapak fotoğrafıyla, kalın ciltlerin arasında saklanacak bir mücevher…

Posted in İstanbul 1. Grup, İstanbul 2. Grup | Leave a Comment »

Bozkırkurdu (Hermann Hesse)

Posted by Aydın Ergil 09 Haziran 2017

Bozkırkurduİstanbul 2. Grup Haziran 2017
İstanbul 5. Grup Haziran 2017
Şubat 2013

“Bozkırkurdu’nun, deneysel cesaret anlamında Ulysses’ten aşağı kalmayan bir yapıt olduğunu söylemeye gerek var mı? Bozkırkurdu, okumanın ne demek olduğunu uzun zamandır ilk kez hatırlattı bana.”
-Thomas Mann-

“Harry kendi içinde bir ‘insan’ bulur, düşüncelerden, duygulardan, uygarlıktan, dizginlenmiş ve yüceltilmiş doğadan kurulup çatılmış bir dünyadır bu; ayrıca, bir ‘kurt’ bulur içinde, içgüdülerden, vahşilikten, acımasızlıktan, yüceltilmemiş, yontulmamış doğadan bir dünya bulur. Varlığının böyle açık seçik ikiye ayrılmasına, birbirine düşman iki yarıma bölünmesine karşın, yine de kurt ile insanın bazı mutlu anlarda birbiriyle kardeş kardeş geçindiğini görür.”

Uçarı bir “yaşam” insanı olmaya kalkışan katıksız bir “düşün” insanının, bu ikilemin gelgitleriyle oradan oraya savrulan yalnız bir ruhun, Bozkırkurdu’nun hikayesi. Aydın geçinenlerin, bildikleriyle büyüklenenlerin, bilmediklerini küçümseyenlerin, bunu yaparken -bilinçli ya da bilinçsiz- yaşamı kaçıranların yüzüne inen bir tokat.

Posted in İstanbul 2. Grup, İstanbul 5. Grup | Leave a Comment »