Ekin Yazın Dostları

Kitap Okurlarının Buluşma Noktası

Archive for the ‘İstanbul 6. Grup’ Category

İstanbul 6. Grup

Binboğalar Efsanesi (Yaşar Kemal)

Posted by sinaniy 20 Mayıs 2019

binbogalar-efsanesi-yasar-kemalİstanbul 6. Grup Mayıs 2018
Karadeniz Ereğli Mayıs 2019

Yüzyıllarca yerleşik düzene geçmemek için direnen Türkmenler’in romanı Binboğalar Efsanesi Hıdrellez şenliklerinde, göçerlerin kış için sığınacak topraklar bulma dilekleriyle başlar. Ancak, kış onlar için bir yok oluş öyküsüne dönüşecektir.
Yörüklerin yok oluşuna yakılmış bir ağıt.

“Yaşar Kemal bir kültürün nasıl yittiğini Binboğalar Efsanesi ile sarsıcı bir biçimde betimledi.”
– Allan Sandström, Wasterbottes Kurriren, (İsveç)

“Yaşar Kemal’in yazdıkları, bu evrenin çöküşünü, ondokuzuncu yüzyılda başlatılan ve yirminci yüzyılda ansızın piyasa ekonomisine geçilmesiyle sonuçları şaşırtıcı boyuta ulaşan zorunlu yerleşik yaşamın getirdiği tarihsel çöküşü anlatır.”
– Jean-Pierre Deleage,

“Zengin bir geleneğin hüzünlü, yavaş masalı….”
Daily Telegraph, (İngiltere)

“İnsanı canlandıracak basitlikte, güzel, ahlaki bir öykü…”
Birmingham Post, (İngiltere)

Reklamlar

Posted in Kdz. Ereğlisi 1. Grup, İstanbul 6. Grup | Leave a Comment »

74. Ferman (Mustafa Mutlu)

Posted by sinaniy 09 Mayıs 2019

74. ferman - mustafa mutlu

İstanbul 6. Grup Mayıs 2019

Usta gazeteci-yazar Mustafa Mutlu son romanı 74. Ferman’da, Ezidi kültürüne odaklanıyor ve bu halkın yakın geçmişte yaşadığı derin acıları anlatıyor. IŞİD saldırısıyla dağılan bir Ezidi ailenin dramı, kaçırılan, tecavüz edilen, köle gibi satılan kadınlar, çaresiz yaşlılar ve çocukların bakış açısından aktarılıyor.

74. Ferman, Irak’ın Sincar bölgesinde ve ölüm topraklarına dönüşen Şengal Dağı’nda, acımasız karanlık karşısında hayatta kalmak için güneşe uzanan ellerin öyküsü.

21. yüzyılda, Türkiye sınırlarına çok yakın bir bölgede yaşandığına kolayca inanamayacağınız olaylar,Ezidilerin başına gelen son büyük felaket ve dünyanın duyarsızlığı üzerine soluk soluğa okunan bir roman.

“Kan yağmurları getiren kırmızı bir bulut gibi geçtiler üzerimizden… Sonra her fırsatta dönüp kırmızıya boyadılar topraklarımızı…

Kan kırmızısına! Yüce Ezda affetsin beni kin tuttuğum için ama hepsinin intikamını alacağım!”

Posted in İstanbul 6. Grup | Leave a Comment »

Drina Köprüsü (Ivo Andriç)

Posted by sinaniy 27 Ocak 2019

drina koprusu - ivo andriç
Marmaris 2. Grup Haziran 2019
İstanbul 1. Grup, Mart 2016
İstanbul 2. Grup, Mart 2016
İstanbul 6. Grup, Mayıs 2016

Bir ülkeyi ve insanlarını, onların üç yüz elli yıllık tarihine tanıklık eden bir köprünün dilinden anlatan olağanüstü bir roman.

Drina Köprüsü, şüphe yok ki, geçtiğimiz yüzyılın en büyük romanlarından biri. 1961’de İvo Andriç’e layık görülen Nobel Ödülü, edebiyat dünyasında, özel olarak bu kitaba verilmiş gibi kabul edildi; kitap o yıllarda Türkiye’de de büyük ilgi gördü. Drina Köprüsü, hiç eskimeyecek değerinin ötesinde, kırk-elli yıl sonra 1990’ların Yugoslavyası’nda yeniden güncellik kazandı. Acı bir vesileyle: ülkedeki çok milletli, dinli, çok kültürlü hayatı tahrip eden iç savaşlar silsiseyle… Bu eseri savaşın hemen bütün tarafları bir şekilde sahiplendiler. Kimileri de, Sırpların, Hırvatların, Müslümanların birarada olamazlığının belgesi gibi ‘okuttular’ bu romanı. Drina Köprüsü, eski Bosna’nın, orada yaşayan herkesin paydaş olduğu hayatına dair, bu hayatın milliyetçilikler çağında nasıl değiştiğine dair bir roman. Belki de bir romans demek lazım – bir millete, cemaate değil de bir ülkeye, bir vatana adanmış bir aşk romanı.

Ivo Andriç’in bu başyapıtı, Osmanlı’da farklı toplulukların nasıl birarada yaşadığını geniş bir görüşle ve incelikle tasvir ediyor. Anlatılan ne müthiş bir uyum hikayesi, ne de mutlak bir zulüm hikayesi. Kimliklerin, dinlerin, devletlerin ve de her şeyin ötesinde, içinde insanların olduğu karmaşık ve zengin bir hayat tablosu. Zaten Drina Köprüsü’nü büyük roman yapan da bu: Osmanlı, Bosna, Sırplar, Müslümanlar vs. meselelerini okura tamamen unutturabilen bir büyük roman.

“Ivo Andriç izini sürdüğü temaları ve ülkesinin tarihinden seçtiği insan yazgılarını, güçlü ve destansı bir dille anlatmıştır.” 1961 Nobel Edebiyat Ödülü Komitesi

Posted in Marmaris 2. Grup, İstanbul 1. Grup, İstanbul 2. Grup, İstanbul 6. Grup | 1 Comment »

Boyalı Kuş (Jerzy Kosinski)

Posted by sinaniy 26 Kasım 2018

boyali-kus-jerzy-kosinski
İstanbul 7. Grup Şubat 2019
İstanbul 4. Grup Kasım 2018
İstanbul 6. Grup Mayıs 2017

“1939 yılının sonbaharı, İkinci Dünya Savaşı’nın ilk haftaları. Binlerce benzeri gibi altı yaşındaki o küçük çocuk da, Orta Avrupa’nın büyük bir şehrinde yaşayan annesiyle babası tarafından uzak bir köye gönderildi. Bir takım olaylar bütün hesaplarını alt üst etti. Başıboş kalan çocuk bir köyden diğerine geçti durdu.
“Savaşın dört yılını geçirdiği köyler, belirli bir bölgede toplanmıştı. Köylerinden dışarı çıkamayan, kendi aralarında yaşayan, sarı saçlı, açık tenli mavi gözlüdür oraların köylüleri. Oysa çocuk esmer, kara kaşlı ve kara gözlüydü. Herkes çocuğu Çingene ya da Yahudi sandı.”

“Kosinski’de hemen hemen her rakip yazarı alt edecek teknik virtüözlük vardır. Ama pek az yazarın da geçmişinde onun engin tecrübeleri yatmaktadır.”
-Los Angeles Herald Examiner-

Jerzy Kosinski’nin 1965 yılında yazdığı tartışmalı romanıdır. II. Dünya Savaşı sırasında Doğu Avrupa(muhtemelen Polonya)’da dolaşan bir çocuğun hikâyesini anlatmaktadır. Roman, şiddet unsurları barındırmak ile beraber, otobiyografik özellikler taşımaktadır.

Posted in İstanbul 4. Grup, İstanbul 6. Grup, İstanbul 7. Grup | Leave a Comment »

Bizim Köy (Mahmut Makal)

Posted by sinaniy 22 Kasım 2018

bizim köy - mahmut makalİstanbul 1. Grup Aralık 2018
İstanbul 6. Grup Ağustos 2018

Bizim Köy 1950’de yayımlandığında toplumun geniş kesimlerinde tam anlamıyla bir depreme yol açtı. Yazarın, 17 yaşında gencecik bir öğretmenken kaleme almaya başladığı “köy notları” kitap haline getirilip de basıldığı zaman önce iktidarın öfkesini üzerine çekti. Çünkü köyden yükselen yoksulluk çığlığı, kulaklarını ve gözlerini her türlü olumsuzluğa kapamak isteyenlere, köyleri yemyeşil, bereketli, güzel köylü kızlarının berrak pınarlardan su taşıdığı yerler olarak gösterme çabasında olanlara atılan bir tokattı. Köylerde hâlâ taş devrinin yaşandığı gerçeğini dile getirmenin bir cezası olacaktı elbette. Her yer kar altındayken, köylere ulaşım sağlanamazken köyünde öğrencilerini “hayata hazırlamaya” çalışan genç öğretmenin haberi olmadı kitabının kopardığı gürültüden. Karlar erimeye başlayıp, yollar açılınca ilk ziyaretçileri jandarmalar oldu Makal’ın. Tutuklandı. Bizim Köy ise tam tersine çeşitli dillere çevrilip ülke sınırlarını aşmaya başladı.

Dönemin cumhurbaşkanı, yazarı Çankaya Köşkü’ne davet ettiğinde, bu tutum Demokrat Parti’nin köye ve köylünün sorunlarına önem vermesi olarak algılandı. Ama bu da uzun sürmedi. Önce çeşitli karalamaların boy hedefi haline gelen Köy Enstitüleri kapatıldı, ardından Enstitülü öğretmenlere baskılar başladı. Köye ve köylülerin içinde bulunduğu çağdışı koşullara değinen yazarlara, aydınlara karşı sistemli bir linç kampanyası başlatıldı.

Tahsin Yücel’in “Bizim Köy 1950’de bir başyapıttı. 1995’te de bir başyapıt” saptaması, aradan geçen yarım asırlık bir sürece rağmen, yazarın ve eserinin hâlâ güncelliğini koruduğunu göstermesi açısından son derece isabetli bir değerlendirme.

Bizim Köy, Türk edebiyatında köy gerçekliğine dayanan bir ilk kitap ve toplumcu gerçekçiliğin öncüsü olarak kabul edilmektedir.

Posted in İstanbul 1. Grup, İstanbul 6. Grup | Leave a Comment »