Ekin Yazın Dostları

Kitap Okurlarının Buluşma Noktası

Archive for the ‘Ankara 2. Grup’ Category

Ankara 2. Grup

Sakın Kımıldama (Margaret Mazzantini)

Posted by sinaniy 14 Şubat 2020

0000000372252-1

Ankara 2. Grup Mayıs 2020

Başarılı cerrah Timoteo’nun çalıştığı hastaneye yaralı bir kız getirilir. On beş yaşındaki genç kız geçirdiği kaza sonucu beyin travması geçirmektedir. Ölüm kalım savaşı veren bu kızın ismi Angela’dır. Ve Angela Timoteo’nun kendi kızından başkası değildir. Kız ameliyata alınırken Timoteo da, ona bir hikâye anlatmaya başlar. Yıllar önce yaşadığı ve derin izler bırakan hazin bir aşkın hikâyesidir bu. Angela’yı ölümün elinden almak için anlatmak zorundadır Timoteo…

Ben seni, gerçekten de seni mi sevmiştim?

Yoksa kaderden talep etmiş olduğum ve hâlâ da talep ettiğim bir sevgiyi mi seviyordum? Şimdi sana bakıyorum ve bana ne öğrettiğini biliyorum. Sen bana günahların bedelinin ödendiğini öğrettin, bu belki herkes için geçerli değildir ama bizim için geçerli.

Aşk dile gelmez, kendi kendine yanılır…

  • Strega ödülü
  • Grinzane Cavour ödülü
  • Rapallo-Carige ödülü
  • Pinuccio Tatarella ödülü sahibi…

“Kitabı okurken sanki içimden bir şeyler koptu ve bu rolü ben oynamalıyım dedim.”
Penélope Cruz

Posted in Ankara 2. Grup | Leave a Comment »

Buz Sarayı (Tarjei Vesaas)

Posted by sinaniy 14 Şubat 2020

0000000614046-1

Ankara 2. Grup Nisan 2020

“İki dalga geçti içinden: İlki insanı hareketsiz bırakan bir soğuk dalga, ikincisi canlılık veren bir sıcaklık… Tıpkı başımızdan geçen ender olaylarda olduğu gibi.”

Hem yazarı, hem çevirisi, hem de hikâyesiyle “özel” bir kitap: Buz Sarayı… İki küçük kızın dostluğunu anlatan roman, çocukluğun gizli kederini incelikle işliyor. Bitmeyen, upuzun bir kışın ortasında filizlenen bu dostluk, uçsuz bucaksız bir yalnızlığın başlangıcı oluyor. Çünkü kızlardan biri Norveç fiyortlarından birindeki donmuş bir çağlayanda, Buz Sarayı’nda kayboluyor ve bu buzdan labirent nihayetinde herkesin biraz kalbini kırıyor.

Türkçenin en önemli şairlerinden Melih Cevdet Anday’a 1973 TDK Çeviri Ödülü’nü; Tarjei Vesaas’a ise 1963’te Kuzey’in Nobel Edebiyat Ödülü sayılan İskandinav Edebiyat Ödülü’nü kazandıran Buz Sarayı; soğuk, uzak bir diyarın dostlukla alevlenen sessiz şiirini dillendiriyor.

“Ne kadar yalın bir roman bu. Ne kadar incelikli, ne kadar güçlü… O kadar farklı, öyle biricik ki. Unutulmaz. Sıradışı…”

– Doris Lessing –

Buz Sarayı’nın dünyanın en ünlü romanı olmaması beni çok şaşırtıyor.”

– Max Porter –

“Bugüne kadar yayımladığım en iyi roman.”

– Peter Owen –

Posted in Ankara 2. Grup | Leave a Comment »

Hakkari’de Bir Mevsim (Ferit Edgü)

Posted by sinaniy 14 Şubat 2020

0001783212001-1

Ankara 2. Grup Mart 2020

“O’yu [Hakkâri’de Bir Mevsim] sadece gerçekçi bir roman olarak saymak yetmez, gerçeğin inanılmaz bir düşe dönüştüğü, şaşırtıcı bir öyküdür bu. Ferit Edgü’nün gerçek bir yaşamı, bir roman yaşamına çevirmesindeki beceriye hayran oldum. Çünkü ‘O’ gözlem gücünü, anlatı ustalığından alıyor.”

Melih Cevdet Anday

Posted in Ankara 2. Grup | Leave a Comment »

Refet (Fatma Aliye)

Posted by sinaniy 14 Şubat 2020

0001783894001-1
Ankara 2. Grup Şubat 2020

Refet, Türk edebiyatında yer alan ilk kadın öğretmen başkarakterdir. Türkçenin ilk kadın romancısı Fatma Aliye’nin kaleminden çocukluktan genç kadınlığa, elindeki tek sermayesi aklı olan yoksul bir kızın öğretmen okulundan mezun olarak tek başına ayakları üzerinde durma hikâyesini okuruz. Refet farklı kadınlıkları, sınıflar arası kadın dayanışması ve kadınların gündelik yaşamlarını oldukça yalın bir biçimde anlatır.
Fatma Aliye (Topuz) (1862- 1936)  1889’da “Bir Kadın” imzasıyla çevirdiği, George Ohnet’den Meram romanıyla edebiyat dünyasına ilk adımını atar. 1891’de yayımlanan ikinci yapıtı Hayal ve Hakikat’i Ahmet Mithat’la yazar. Çok geçmeden sırasıyla Muhadarat, Refet, Levayih-i Hayat, Udi ve Enin romanları kendi adıyla yayımlanır. Refet ve Udi Türk edebiyatının çalışıp ayakları üzerinde duran ilk kadın karakterlerini anlatır. Romanlarındaki başkarakterlerin hepsi mücadeleci ve güçlü kadınlardır. Yapıtları yurtdışında ilgi görür. Udi romanı 1899’da Gustave Séon tarafından Fransızcaya çevrilir. Ev ziyaretleri yapan Avrupalı kadın gezginlerin Osmanlı kadını hakkındaki yanlış izlenimlerini değiştirmek için kaleme aldığı Nisvan-ı İslam 1894’te Rus şarkiyatçısı Olga de Lebedef ve Nazimé Roukié tarafından Fransızcaya ve Beyrut’ta tefrika edilmek üzere Arapçaya çevrilir. 1893 Chicago Kitap Fuarı için hazırlanan “The Woman’s Library of The World’s Fair” adlı kataloğunda biyografisi ve kitapları yer alır. Filozofların biyografilerinden oluşan Teracim-i Ahval-i Felasife adlı yapıtıyla felsefi bir deneme olan Tedkik-i Ecsam Türkiye’de bir kadın kaleminden çıkan ilk felsefe yapıtlarıdır.

Kosova Zaferi ve Ankara Hezimeti ile yarım kalan Ahmet Cevdet Paşa ve Zamanı bir kadın yazara ait ilk tarih yapıtlarıdır. İslam’ın ilk zamanlarında yaşamış kadınların biyografilerini yazdığı Nâmdârân-ı Zenân-ı İslâmiyân çalışması ise bugün yeni yeni oluşmaya başlayan feminist tarih bilincinin erken örneğidir. Kadınlara ait en uzun süreli yayın olan Hanımlara Mahsus Gazete’nin ilk günden itibaren etkin bir kalemi olan Fatma Aliye, makalelerinde İslam’ı ataerkil yorumlarından sıyırarak yorumlamayı önerir ve çokeşliliği, evlilik ve örtünmeyi bu yaklaşımla ele alır. Fatma Aliye, döneminde büyük bir cesaret, inat ve direniş sergileyerek kalemi elinden bırakmamış, kendinden sonra gelen kadın edebiyatçıları da yazılarıyla desteklemiştir.

Posted in Ankara 2. Grup | Leave a Comment »

İstanbul İstanbul (Burhan Sönmez)

Posted by sinaniy 14 Şubat 2020

istanbul istanbul - burhan sönmezAnkara 3. Grup Mart 2020
İstanbul 2. Grup Nisan 2019
Ankara 2. Grup Mart 2019
Marmaris 1. Grup Eylül 2018

“Bir çocuk karanlığa kalmış ve dar sokaklarda yönünü şaşırmışsa orası İstanbul’dur. Eski sevgilisini bulmak için maceraya atılan gencin, siyah tilki kürkünün peşine düşen avcının, fırtınada sürüklenen geminin, dünyayı bir elmas gibi avucuna almak isteyen prensin, boyun eğmemeye yeminli son isyancının, şarkıcılık hayaliyle evden kaçan kızın, para babalarının, hırsızların ve şairlerin vardığı kent İstanbul’dur. Her hikâye burayı anlatır.”
Pus dağıldıkça çoğalan renkleriyle, surları, kuleleri, kubbeleriyle İstanbul… Kırmızı bir şal, siyah bir hırka, Berber Kamo’nun dükkânı, Şerafet Bey’in saati, Küheylan Dayı’nın tabancası… Yerin üç kat altında, küçücük bir hücrede dört adam, titreyip kıvranarak hikâyeler anlatıyorlar birbirlerine. Kaygıyla ve kahkahayla… İstanbul’daki zamanı, geçmiş ve bugün diye ayırmak yerine, yeraltındaki ve yer üstündeki zaman diye ayırarak, anlatıyorlar. Burhan Sönmez, acının ve her şeye rağmen umudun yörüngesinde dönen bir kenti, büyük bir romanla yeniden yaratıyor.

İstanbul İstanbul… demir kapının paslı sesi… “acıda herkes yalnızdır, sen de çözüleceksin…”

Posted in Ankara 2. Grup, Ankara 3. Grup, İstanbul 2. Grup | Leave a Comment »