Ekin Yazın Dostları

Kitap Okurlarının Buluşma Noktası

Archive for the ‘İzmir 1. Grup’ Category

İzmir 1. Grup

Eşiktekiler (Gönül Çatalcalı)

Posted by sinaniy 09 Ağustos 2017

eşiktekiler - gönül çatalcalıİzmir 1. Grup Kasım 2017

1950’lerin Türkiye’si… Halkçılarla Demokratlar karşı karşıya geldiklerinde, zorlukla ayakta duruyor -henüz- bebek demokrasi. Vatan Cephesi, Tahkikat Komisyonları, korkular, bölünen halk… Bir yanlış birçok doğruyu götürüyor. Ege kasabalarından birinde, henüz gelecek düşleri olgunlaşmamış İstanbullu bir yabancı… Yaşadığı yere dâhil olma savaşı veren bir kaçak, kendine sürgün… Bu kasabada zamanın iplerini ağır ağır dokuyarak, arkasında bıraktığı hayatın tam ortasında yuvalanan karanlık ve kirli boşluğu önüne taşımadan ilerlemek istiyor… Sahneye gerilmiş ince bir perdenin ardındaki döneme ışık tutan Gönül Çatalcalı, perdenin önünde büyük bir aşkı, ürperten heyecanları ustalıkla aktarıyor, arkadaki siyasetin masum insanlara dokunan kirli yanlarını gözler önüne seriyor. O günlerin “sır”larını günümüze taşıyarak ikinci kuşağa çözdürürken, okuyanı derinden sarsan bir hikâye anlatıyor. Eşiktekilerin hikâyesini…

Reklamlar

Posted in İzmir 1. Grup | Leave a Comment »

Ege’nin Kızı (Etem Oruç)

Posted by sinaniy 09 Ağustos 2017

Ege'nin kızı - etem oruçİzmir 1. Grup Eylül 2017

Ege’de kadın olmak ilk çağlardan beri bir ayrıcalıktır. Ege’de kadın tanrıdır, tanrıçadır, başın tacıdır. Kbele, Sibel, Artemis, Afrodit, Sarıkız’dır Ege’de kadın. Onurludur, dikbaşlıdır, bilgedir, yol gösterendir. Gizemli Kadın Efedir, Gördesli Makbule, Çete Ayşe, Çiftlikli Kübra, Ayşe Çavuş, ilk kadın muhtar Gül Esin, Leyla Nine’dir Ege’de kadın…

Ege’nin Kızı kadınların kenti Nyssa’da (Sultanhisar) doğmuş, yüzyılların kültür imbiğinden süzülerek Leyla olarak görünmüştür. İlk görüşte insana güven veren, onurlu, gururlu, derin düşünceli, biri olduğu besbelli. Meyve yüklü ağaçlar nasıl başlarını eğerse Leyla Nine de ağıbaşlı ve ölçülydü. Durgun, sessiz havalarda buzlar çözülürken çıkan sesler nasıl doğanın bir çığlığıysa; Leyla Nine’nin sayıklar gibi mırındanması da sanki yılların buzunu çözüyordu. Doludizgin akan bir yaşamın yelesinde uçmaya hazırlanan bir turna gibiydi bakışları.

Belki de sessizce çekildiği köşesinde daha güzel günler için yaprak döküyordu. Akıllı insanlar, kendilerine atılan taşlarla nasıl ev yapmasını bilirlese O da söylencelere kulak asmadan bilgece yaşamaya çalışıyordu. Hüzün, gelincik tarlası denli yüreğinde dalgalanıp yaksa da her yokuşun bir inişi olduğunun bilincindeydi.

Yaşı epeyce ilerlemesine karşın, durgun sularda çimen peri kızları denli güzel, çok memeli Artemis kadar üretken ve ışıklıydı. Yılların yıpratamadığı tazecik ruhunda coşku ve sevgi vardı. Dalgın bakışlarında gizemli bir tarih gizliydi. İncir sıcağının kara yılan gibi çöreklendiği günlerde serin kavak gölgesinde bile boncuk boncuk terliyorduk…

Ege’nin Kızı kitabını okurken, her oluşumun binlerce yıl süren birikimin bir yansıması olduğunu görüp Ege’nin gizemli tarihinde ve kültür burgacında bir yolculuğa çıkacaksınız…

Posted in İzmir 1. Grup | Leave a Comment »

Lizbon’a Gece Treni (Pascal Mercier)

Posted by Nurdan Ergil 09 Ağustos 2017

396458_2Antalya 1.  grupta Mayıs 2013
İstanbul 1. ve İstanbul 4.  gruplarda  Haziran 2013
İstanbul 3. Grup Aralık 2013
Ankara 2. Grup Şubat 2014
Marmaris 2. Grup Haziran 2017
İzmir 1. Grup Ekim 2017
Ankara 3. Grup Ocak 2018

Antik diller öğretmeni Raimund Gregorius lisede ders sırasında ansızın sınıftan çıkar, duyduğu Portekizce bir kelimenin büyüsüne kapılarak yaşadığı şehri, düzenli hayatını  terk edip hakkında hiçbir şey bilmediği gizemli bir Portekizli’nin, doktor ve yazar Amadeu Prado’nun izini sürmek üzere Lizbon’a doğru trenle yola çıkar. Tesadüfen eline geçen ve Prado’nun, hayat, aşk, yalnızlık, arkadaşlık, ölümlülük ve ölümle ilgili notlarının bulunduğu kitabın etkisinden çıkamayan Gregorius, dilini bilmediği, ilk kez gittiği bu yabancı ülkede ve bu olağanüstü yolculuğu sırasında Prado’nun hayatının değişik evrelerinde yer almış insanlarla bir araya gelip onun farklı söylencelerle dokunmuş hikâyesinin derinlerine iner. Bir yandan da kendi içsel yolculuğunu sürdüren Gregorius, Diktatör Salazar’a karşı savaşmış Amadeu Prado’nun kişiliğinde kendine ve insana ilişkin pek çok sorunun yanıtını ararken, bir başkası olmanın dayanılmaz çekiciliğine de karşı koyamayacaktır. Lizbon’a Gece Treni, sadece Avrupa’dan değil, kendi zihnimizden ve ruhumuzdan da geçen ve dönüşü belli olmayan bir yolculuğun çok sesli, unutulmaz  romanı.

Posted in 2013'den Sonra Okunan Kitaplar, Ankara 2. Grup, Ankara 3. Grup, Antalya 1. Grup, Marmaris 2. Grup, İstanbul 1. Grup, İstanbul 3. Grup, İzmir 1. Grup | 1 Comment »

Karaço Yolların Bittiği Yer (Hüseyin Yurttaş)

Posted by sinaniy 10 Mayıs 2017

karaço yolların bittiği yer - hüseyin yurttaşİzmir 1. Grup Mayıs 2017

“Bergama bu kez kesin olarak işgal edilmişti. Bu habere, Dikili’ye çıkan birliklerin de İzmir’den gelenlerle orada birleştiği haberi eklenince, havayı saran karamsar bulutlar adam akıllı yoğunlaşmıştı. Bir teselli gibi kulaklara ulaşan, daha gerilerde, Soma’ya doğru bir cephe kurulduğuydu. Bizimkiler orada tutunmuşlardı. Söylenenlere bakılırsa, Yunan ordusu adım atamıyordu. Subaylar, siviller, efeler, zeybekler müfreze müfreze kilitlenmişler; onlara geçit vermiyorlardı.”

Kurtuluş Savaşı’nın en şiddetli günleri… Kuvayı Milliye’nin Yunan işgaline ve saldırılarına karşı oluşturduğu Batı Cephesi…
İşgal kuvvetlerine on dört ay gibi uzun bir süre direnmiş olan Soma/Cinge Cephesi’ne “karaço” adı verilen arabasıyla malzeme ve mühimmat taşıyan savaşçı Fakı…
Hüseyin Yurttaş’ın canlı karakterler ve tarihi gerçeklik zeminindeki kurgusuyla destansı bir anlatım…

Posted in İzmir 1. Grup | Leave a Comment »

Kopuk ve Hiç (Aydın Şimşek)

Posted by sinaniy 12 Nisan 2017

kopuk ve hiç - Aydın Şimşekİzmir 1. Grup Nisan 2017

Genç adamlardı. Gözü pek ve korkuları büyük. Çoğu nereye niçin gittiğini bilmeden gidiyordu. İnancın oluşturduğu gösteri her zaman bir kimlik verirdi insana. Ama kendisine ait olmayan kimlikle yürümeye başlayan da kendisi değil başkası olurdu. Böyle böyle kendine yabancılaşır, kendine yabancılaşa yabancılaşa da başkası tarafından ele geçirilirdi. Sonra kendine ait olan ne varsa anlamını yitirir, kahraman olmak için yola çıkan da yolun sonunda bir hiç olurdu.

Posted in İzmir 1. Grup | Leave a Comment »