Ekin Yazın Dostları

Kitap Okurlarının Buluşma Noktası

Archive for the ‘Marmaris 1. Grup’ Category

Marmaris 1. Grup

Dorian Gray’in Portresi (Oscar Wilde)

Posted by Aydın Ergil 03 Nisan 2018

Dorian Grayin Portresi
İstanbul 4. Grup Mart 2018
Marmaris 1. Grup Ağustos 2015
Antalya 1. Grup, Aralık 2015

Keşke tersi olabilseydi! Keşke her zaman genç kalacak olan ben olsaydım da portrem yaşlansaydı! Bunun için… bunun için her şeyi verirdim!”
Özellikle bir genç adamın büyümesini, eğitimini, gelişimini, kendini ve inançlarını keşfetmesini işleyen Dorian Gray’in Portresi için Oscar Wilde, ‘bir ruhun hikayesi’ demişti. 1891’de ilk basıldığında ahlaksızlığı yücelttiği gerekçesiyle büyük tepki çeken romanın baş kişileri olan Lord Henry ile Dorian’ın karşılıklı etkileşimleri, Dorian’ın kendini giderek kötüye, şeytani olana, hazcılığa adaması kitabın eksenini oluşturuyor. Son derece saf ve yakışıklı Dorian’daki değişim, Lord Henry’nin sözleriyle ve Dorian’ın kendi portresinde kendi güzelliğini keşfetmesiyle başlar. Lord Henry’nin etkisiyle kötülüğün ve zevkin çekimine kapılan, dünyada gençlik ve güzellikten önemli bir şey olmadığına inanan Dorian için heyecan, kötülükte ve günahtadır; iyilik ve erdemse sıkıcıdır, edilgendir. İyiliği temsil eden Basil’in Dorian’a duyduğu saf tutkuda eşcinsellik öğeleri açıkça hissedilir. Dorian’ın büyük sırrını, portredeki değişimi gören yalnızca Basil olur. Portreye odaklanan, sonsuz gençlik karşısında ruhunu satan ve ruhunun ölmüş olmasından korkan Dorian için kurtuluş var mıdır? Ve Oscar Wilde’ın dediği gibi, herkes Dorian Gray’da kendi günahını mı görecektir?

Reklamlar

Posted in Antalya 1. Grup, Marmaris 1. Grup, İstanbul 4. Grup | Leave a Comment »

Yeraltından Notlar (Fyodor Mihailoviç Dostoyevski)

Posted by Aydın Ergil 30 Mart 2018

Yeraltından NotlarMarmaris 1. Grup Nisan 2018
İstanbul 5. Grup Şubat 2017

Ankara 3. Grup Mayıs 2014

Yer altından Notlar, Dostoyevski’nin var oluş hakkındaki düşünce ve imgelemini en net olarak ortaya koyduğu eserdir. Birçok Batılı düşünürü varoluş felsefesi üzerine düşünmeye itmiş, bu anlamda etkilemiş bir klasiktir. Yazar, seçtiği karakterlerle acı kavramına dayalı psikolojik tahlillerde ve çözümlemelerde bulunur. Kitapta, Dostoyevski kendi iç dünyasına net bir aynadan bakmış ve o aynada gördüklerini olduğu gibi yansıtmıştır.

Yerin altında akıl-eylem-erdem ilişkisini sorgulayan bir insan için yerin üstünde, yani modern dünyada gezinen adımlar ne ifade eder? Modern dünyanın dayatmalarına karşı kişinin yalnızlığı bilinçli bir tercih mi yoksa bir yenilgi midir? Ya da gerçekten yerin altında olan kimdir?

Gerçek dünyadan kendini soyutlamış bir kişinin iç çatışmalarını ve hezeyanlarını konu alan Yer altından Notlar’da Dostoyevski, bu soruları cevaplayarak varoluşun temellerine iner ve bireye yönelik psikososyal tahlillerde bulunur. Dostoyevski okumalarının olmazsa olmazlarından kabul edilen bu çok önemli romanda yazarın daha sonra yazdığı tüm büyük romanların ipuçlarını bulacaksınız.

“Sevgili okuyucularım, yemin ederim, her şeyin tam anlamıyla farkında olmak bir hastalıktır.”

Posted in Ankara 3. Grup, Marmaris 1. Grup, İstanbul 5. Grup | Leave a Comment »

Demian (Hermann Hesse)

Posted by sinaniy 30 Mart 2018

demian - hermann hesseMarmaris 1. Grup Mayıs 2018
Ankara 2. Grup Ağustos 2017

On yaşındaki Latince öğrencisi Emil Sinclair, güvenceli aile ortamının dışında sert ve acımasız bir dünya olduğunu erken fark eder. Kendini bulma yolundaki delikanlı, din ve ahlak gibi artık inanmadığı kalıplarla birlikte baba evinden de kopar. Küçük yalanlar ve hırsızlıklarla beslenen yaşamında, sağlam çocuk dünyasının çöktüğünü görür. Onu bu acılardan kurtaracak olan kişi, okula yeni gelen bir başka öğrenci: Max Demian’dır. Demian, Sinclair’in yaşamını yönlendiren, etkileyen başkişi olur. Tanıştığı ve tanıdığı insanlar, Sinclair’in kendini ve benliğini bulma yolunda birer kilometre taşıdır. Hermann Hesse’nin öteki romanlarından ayrılan bir yanı var Demian’ın: Bir gençlik ve öğrencilik romanı olan Demian, yazarın o dönemdeki korkularını ve sorunlarını tümüyle yansıtıyor. Hesse’nin meslek sorunlarının yanına kişisel sorunları da katılıyor: Babasının ölümü, en küçük oğlu Martin’in tehlikeli bir hastalığa yakalanması ve karısının, onu hastanelerde tedavi görmeye zorlayan ve gitgide ciddileşen ruhsal bozukluğu. Hesse’nin acılarla yoğrulan bu dönemi hayatında büyük değişimlere yol açtı. Ruhsal çöküntüsüyle, ancak doktor yardımıyla baş edebildi. Bu sorunlu dönemin meyvesi ise Demian oldu. Birkaç ay içinde bitirdiği romanını Emil Sinclair adı altında yayınevine yolladı, İsviçreli bu genç ama hasta yazarı desteklediğini söyledi. Gerçek kimliğini kitabın daha sonraki baskılarında açıkladı.

Posted in Ankara 2. Grup, Marmaris 1. Grup | Leave a Comment »

Otomatik Portakal (Antony Burgess)

Posted by Aydın Ergil 30 Mart 2018

Otomatik_Portakal
Marmaris 1. Grup Temmuz 2018
Ankara 2. Grup Nisan 2015

Tüm hayvanların en zekisi, iyiliğin ne demek olduğunu bilen insanoğluna sistematik bir baskı uygulayarak onu otomatik işleyen bir makine haline getirenlere kılıç kadar keskin olan kalemimle saldırmaktan başka hiçbir şey yapamıyorum…
..
Cockney dilinde (İngiliz argosu) bir deyiş vardır. “Uqueer as as clockwork orange”. Bu deyiş, olabilecek en yüksek derecede gariplikleri barındıran kişi anlamına gelir. Bu çok sevdiğim lafı, yıllarca bir kitap başlığında kullanmayı düşünmüşümdür.

Bkz. http://tr.wikipedia.org/wiki/Otomatik_Portakal

Posted in Ankara 2. Grup, Marmaris 1. Grup | Leave a Comment »

Ulysses (James Joyce)

Posted by sinaniy 29 Mart 2018

ulysses - james joyceMarmaris 1. Grup Ekim 2018

Joyce, 1904’te Nora Barnacle adında bir genç kadınla tanışmıştı. (Nora Barnacle ile 1931’de, evliliğe karşı olmasına rağmen, kızının ısrarları üzerine evlendi.) Ulysses, Joyce’un kendi anlatımıyla Nora Barnacle’ı sevdiğini anladığı gün olan 16 Haziran 1904 günü Dublin’de geçer. (Romanın asıl kahramanı bir bakıma Dublin kentidir. Her yıl 16 Haziran günü Dublin’de düzenlenen “Bloomsday” yani Bloomgünü’nde, kitaptaki bölümlerde geçen yerlerin dolaşıldığı turlar düzenlenmektedir.) Konu, özünde son derece yalındır: Öğrenci Stephen Dedalus ile serbest çalışan Yahudi asıllı bir reklam toplayıcısı olan Leopold Bloom’un karşılaş(tırıl)maları. Ancak asıl anlatılan, bu iki kişinin bireysel kimliklerini aşan daha büyük bir gerçeğin parçası olduklarıdır: Stephen “sanatsal” doğanın, Bloom ise “bilimsel” doğanın temsilcileridir. Öte yandan, bu iki dışlanmış kişilik, hem Joyce hem de birbirleri için de özel bir öneme sahiptirler: Stephen, Joyce’un gençliğinin, Bloom ise olgunluğunun yansımalarıdır; Bloom, Stephen’ın, deyim yerindeyse, “manevi babası”dır vb. Ama kitabın edebiyat açısından asıl önemi, çatısının Homeros’un destanı Odysseia ile simgesel koşutluğundan ve Joyce’un kullandığı değişik teknik ve biçemlerden, özellikle de 18. ve son bölümde Bloom’un karısı Molly’nin düşüncelerinin yansıtıldığı “bilinç akışı”ndan gelir.

Kitabın “tam ve tekmil” çeviri serüveni, 1991’de Yapı Kredi Yayınları Kâzım Taşkent Klasik Yapıtlar Dizisi’nin kurulmasıyla başladı. Ulysses, danışma kurulunun dizide yayımlanmak için ilk seçtiği kitaplar arasındaydı. Yarışmaya gönderilen deneme çevirelerinden Nevzat Erkmen’in çevirisi yayımlanmak için uygun bulundu ve Nevzat Erkmen yoğun bir şekilde çalışmaya başladı (1992). Dört yıl süren zorlu bir uğraştan sonra biten çeviri, Enis Batur’un da redaksiyonundan geçtikten sonra yayımlanmaya hazır duruma geldi. Kitap, Enis Batur’un “Joyce’un Kulesi” başlıklı “Ön-Söz”ü ve “1992’de Bir ‘Ulysses’, 1984’te Bir Başka ‘Ulysses'” başlıklı “Arka-Söz”ü ile sunuluyor.

Posted in Marmaris 1. Grup | Leave a Comment »