Ekin Yazın Dostları

Kitap Okurlarının Buluşma Noktası

Archive for Ağustos 2021

Kırık Kanatlar (Halil Cibran)

Posted by sinaniy 26 Ağustos 2021

Ankara 2. Grup Aralık 2021

Kırık Kanatlar, acımasız toplum yapısının kıskaca aldığı bir aşkın öyküsünü anlatıyor. Kahramanları arasında “kafese kısılmış kanatları kırık bir kuş” olarak tanımlanan Doğulu kadın, “avını onlarca koluyla kıskıvrak yakalayıp onlarca ağzıyla onun kanını emen bir piskopos” var. 20. yüzyıl başlarında Ortadoğu toplumunda ailesinin serveti yüzünden felakete sürüklenen genç bir kız ve aşkın inanılmaz gücü…
Sınırlı aşk sevgiliyi sahiplenmeyi, sınırsız olanı sadece kendini ister. Bu uzun öykü, aşkın mutluluğa ulaşması için gösterilmesi gereken amansız çabayla, bu çabanın aşıkların kişiliğini tüketmemesi için gösterilmesi gereken dikkatli özen arasındaki dengeyi anlatılıyor.
Ruhun güçlüklere göğüs gererek acı çekmesi sakin bir köşeye çekilerek güven içinde oturmasından iyidir, diyen Cibrân, aşka rağmen dürüst ve prensip sahibi kalabilmenin gerçek aşkın bir parçası olduğunu vurguluyor.
Halil Cibrân’ın geleneksel Ortadoğu edebiyatının retorik süslemelerinden uzak, lirik ve dinamik stilini ve bilgelik felsefesini çok güzel yansıtan bu ilk dönem öyküsü, 1923’te başyapıtı Ermiş yayınlanmadan çok önce Amerikan edebiyat çevrelerini ve Göç edebiyatı yazarlarını derinden etkilemiştir.
Kırık Kanatlar’ı okurken gözyaşları arasında gülümseyecek, acıyla iç içe mutlu olacak ve felaketler karşısında yürekten kopan gerçek bir yakarış hissi duyacaksınız.

Posted in Ankara 2. Grup | Leave a Comment »

Zama (Antonio di Benedetto)

Posted by sinaniy 26 Ağustos 2021

Ankara 2. Grup Kasım 2021

Kendime, neden yaşadığımı değil, neden yaşamış olduğumu sordum. Büyük ihtimalle beklemekten ötürü, dedim ve hâlâ bir şeyi bekleyip beklemediğimi anlamak istedim. Sanırım öyleydi.

18. Yüzyıl’ın sonlarında Paraguay. İspanya Krallığı’nın temsilcisi Diego de Zama’nın uzun bekleyişi… Belki hiç gelmeyecek bir gemi, bir terfi mektubu ve uzaklarda kalmış aile… Yayınlandığı 1956 yılından bu yana İspanyolca yazılmış en güzel romanlardan biri olarak kabul ediliyor.

“Di Benedetto, bir şeyi kanıtlamak için geçmişi yeniden inşa etmek istemeyen ender romancılardan biridir. Geçmişi yaşıyor ve bizi tüm tuhaflıklarını koruyan deneyim ve davranış biçimleriyle başbaşa bırakıyor. ” Julio Cortazar

Posted in Ankara 2. Grup | Leave a Comment »

Efendinin Güzeli (Albert Cohen)

Posted by sinaniy 26 Ağustos 2021

Ankara 2. Grup Ekim 2021

Albert Cohen Efendinin Güzeli’ni 1930’larda yazmaya başlamıştı. İkinci Dünya Savaşı’nın araya girmesiyle roman ancak 1968’te yayımlanabildi ve derhal Joseph Kessel, François Nourissier gibi isimler tarafından bir dilin bir asırda belki on tane çıkarabileceği türden, tartışmasız bir başyapıt olarak değerlendirildi. Nitekim aynı yıl Fransız Akademisi’nin Büyük Roman Ödülü’nü aldı.

Efendinin Güzeli, edebiyat dünyasında önemli dönüm noktalarından biri. Bu, o günden beri konu olduğu tartışmalardan da anlaşılabilir.

Albert Cohen, Solal, Mangeclous gibi başka romanlarında yarattığı, kendi hayatından izler taşıyan kahramanlarını yenileriyle beraber destansı bir romanda bir araya getirmişti: Kefalonya adasında doğmuş, ardından Fransız vatandaşlığına geçmiş, Cenevre’de, Milletler Cemiyeti’nde yüksek bir görev edinmiş olan Solal ve onun altında çalışan memurlardan Adrien Deume’ün karısı, evlenmeden önceki adıyla Ariane Corisande d’Auble.

Solal ve Ariane adeta beden güzelliğinin simgesi, kusursuz aşkı taşımak için yaratılmış birer zarftır. Fakat Solal, aşkın kutsallığı denen olgunun, dış görünüşü bozacak en ufak bir ayrıntıya bile dayanamayacak kadar temelsiz olduğunu hisseder. Bir tabutta çürümeye mahkûm fani varlıklarıyla kutsiyetin bir araya gelemeyeceği fikri onda bir saplantıdır. Ariane ise Cenevre’nin köklü, Protestan ailelerinden birine mensuptur. Hayatla ilişkisi yüksek ahlak, yüksek değerler, yüksek sanat, asalet tarifleriyle kurulmuştur. Nihayet birbirlerine duydukları çekim bütün çekincelerin, yasakların üzerine çıkar; sonunda sadece aşklarını yaşayacakları, asalet taşımayan hiçbir davranışın, insani durumun kabul edilmediği, ötekinden özenle saklandığı bir dünya kurarlar.

Onlar kozalarını örüp aşklarıyla beraber bir eve kapanırken Almanya’da Hitler yükseliştedir ve Avrupa’da Yahudilerin konumu hızla değişmektedir. Yahudi olan Solal için de bu bir devrin sonu, büyük ıstırapların, sorgulamaların kaynağıdır, ancak aşklarının devam edebilmesi için Ariane’ı bu dünyanın dışında tutmaya kararlıdır.

Posted in Ankara 2. Grup | Leave a Comment »

Algernon’a Çiçekler (Daniel Keyes)

Posted by sinaniy 26 Ağustos 2021

0000000638117-1Ankara 2. Grup Eylül 2021
İzmir 1. Grup Mart 2020

Çok düşük bir IQ ile doğan Charlie, bilim adamlarının, zeka seviyesini artıracak deneysel ameliyatı gerçekleştirmeleri için kusursuz bir adaydır. Bu deney Algernon adındaki laboratuvar faresinde test edilmiş ve büyük bir başarı elde edilmiştir.

Ameliyattan sonra, Charlie’nin durumu günlüğüne yazdığı raporlarla takip edilmeye başlanır. İlk yazdığı raporlara çocuksu bir dil ve imla hataları hakimdir. Ve sonra ameliyat etkisini göstermeye başlar. Charlie artık, insanların kendisiyle dalga geçemeyeceğini ve bir sürü arkadaş edineceğini, aşık olduğu kadına açılabileceğini düşünür. Fakat zekası normalin çok üstüne fırladığından, çevresinde yadırganır, kıskanılır ve istemiş olduğu arkadaşları edinmekte yine başarısız olur ve yine yalnızdır…

Bu deney, son derece önemli bir buluş olarak görülüyordu, ta ki Algernon’da ani bir gerileme baş gösterene kadar… Acaba Charlie’de de aynı gerileme olacak mıydı?

“İnandırıcı, sürükleyici ve oldukça dokunaklı bir hikaye.”
-New York Times-

“Heyecan verici bir günlük… Bu kitaptaki bazı sahneleri hayatım boyunca aklımdan çıkarabileceğimi sanmıyorum.”
-The News & Observer-

“İnsanı içine çeken bir roman, özgün… Önemini uzun süre kaybetmeyecek bir hikaye.”
-Library Journal-
(Tanıtım Bülteninden)

Posted in Ankara 2. Grup, İzmir 1. Grup | Leave a Comment »

Zamanın Kıyısındaki Kadın (Marge Piercy)

Posted by sinaniy 26 Ağustos 2021

Sanal Grup Eylül 2021

Connie, zihinsel yetenekleri çok gelişmiş, hayat dolu bir kadındır. Ama bu özellikleri “düzen”e sürekli yenik düşmesini engelleyememiştir. Sevdiği insanlar devlet ya da ölüm tarafından elinden alınmış; bütün bunların yanı sıra, şiddet eğilimleri göstermeye başladığı için tımarhaneye kapatılmıştır. Bu kez de doktorlar, üzerinde deney yapmak isterler. Karşı koyar ve zihin gücüyle ilişkiye geçtiği bir ütopya halkının yardımıyla mücadeleye girişir.

Romanda bütün bunlar olurken, aslında bir yandan da, son yıllarda birçok radikal düşünürün, feminist ve yeşillerin sorguladığı modern toplumun vazgeçilmez diye sunduğu kurum ve anlayışların da eleştirisi yapılmaktadır. Ütopyada çekirdek aile, devlet, hapishane, hastane, okul ve çocukluk gibi kurumların hiçbiri yoktur; üretim kadar doğanın dengesini gözetmek de önemlidir; deliliğe kontrol edilmesi gereken bir süreç olarak değil, herkesin yaşayabileceği öğretici bir deneyim olarak bakılır; en çok zaman insan ilişkilerinin ve onun bir türevi olarak düşünülen siyasal kararların tartışılmasına ayrılır; cinsel ilişkilerde özgürlük kadar kıskançlığa da yer vardır… Erkeklerin çocuk emzirerek annelik duygusunu tattığı, böylece daha sevecen ve şefkatli olduğu; yarışmamanın erdem kabul edildiği; doğayı onarmak ve savunmak için “nehir doktoru”, “toprak avukatı” gibi mesleklerin olduğu bir ütopyadır bu. Romanın en önemli özelliği ise gelecek özleminin gerçekleşmesi için aktif bir mücadele ve yaratıcılık faaliyeti içinde olmanın önemine işaret etmesidir.

“Marge Pierce, çağdaş edebiyatın en güçlü feminist kalemlerinden biri; Zamanın Kıyısındaki Kadın da onun en güçlü ve etkili yapıtı. Roman öncelikle içinizi nefretle dolduracak, Connie’nin acısını derinliklerinizde hissedeceksiniz ve ona bu acıyı çektiren tüm dengeleri sorgulayacaksınız. Ardından bu muhteşem kadın ütopyasının esintisini yakaladığınız anda ışıltılı bir umut da belirecek. Piercy hiç de ‘yumuşak başlı’ bir yazar değil; bu güçlü ‘siyasi bilim-kurgu’ romanında, edebiyatı feminizme, feminizmi edebiyata kurban etmeden, kışkırtıcılığın doruğuna çıkmış. Zamanın Kıyısındaki Kadın, pek çok kadın okurun başucu kitapı olmayı güvence altına aldığı gibi, erkek okurlar için unutulmaz olmayı da hedefliyor; etkisi kesinlikle kadın okurlarla sınırlanamaz. Kaçırmayın…”
Aktüel

Posted in Sanal Öbek | Leave a Comment »