Ekin Yazın Dostları

Kitap Okurlarının Buluşma Noktası

Koku (Patrick Süskind)

Posted by Aydın Ergil 01 Temmuz 2020

koku - patrick süskindİstanbul 2. Grup Temmuz 2020
İstanbul 1. Grup Eylül 2014

Patrick Süskind’in, Almanya’da ilk yayımlanışında tam anlamıyla olay yaratan, aylarca liste başlarında kalan ‘Koku’ adlı bu romanı, gerçekte alışılagelmiş çok satarların oldukça dışında kalan, tarihsel boyutlarda kapsamlı bir toplum eleştirisini sergileyen bir kitap. Olay, 18. yüzyıl Fransası’nda geçer; kitabın kahramanı Jean-Baptiste Grenouille ise tüm insani duyumlardan ve duygulardan yoksun, salt kokulara karşı görülmedik ölçüde duyarlı ve istediği kokuları üretebilmek için cinayet işlemekten kesinlikle çekinmeyen bir katildir. Herkesin ve her şeyin kokusunu almakta, tüm kokuları üretmekte gerçek bir dahi olan Grenouille, kendi kokusunun bulunmadığını, onun bulunduğu yerlerde insanların insan kokusunu alamadıklarını anladığı gün, dünyasını da yitirir. Kendisi için tek çıkar yol, başkalarına onun için sanki insanmış izlenimini verebilecek kokular sürünmektir. Toplum içinde bireyselliğini hiçbir zaman edinememiş toplum tekini, kendi benliğinin dışında her şeyi yaratabilmiş dahiyi sergileyen bu görkemli alegorinin olağanüstü bir akıcılıkla erişilen son bölümü, benzeri herhalde ancak bir Kafka’da görülebilecek bir insanlık trajedisinin simgesidir.
-Ahmet Cemal-

 

2 Yanıt to “Koku (Patrick Süskind)”

  1. Nurettin ŞENOL said

    KOKU

    Yazar: Patrick Süskind
    Çevirmen : Tevfik Turan

    Roman Kahramanı : Jean Baptista Grenoulle
    Kokuların Başkenti : Grasse

    *Grenoulle balık satış tezgahının altında dünyaya gelmiş, annesi tarafından öteki kardeşleri gibi ölüme terk edilmiş,tam anlamı ile bakımsız ve sevgisiz bir çocuk olarak yaşam savaşı vermiş, yaralı bir çocuk olarak yetişmiş.
    Bence bu durum, tüm yaşamındaki olumsuzlukların temelini oluşturmuştur. Ancak, onda hiç kimsede olmayan bir koku yeteneği vardır.

    • Kokularından tüm canlıları tanıyabiliyor, zifiri karanlıkta koklayarak yolunu bulabiliyor. Her insanın ve hayvanın kokularını ayırabiliyor. Çiçeklerin ve bitkilerin kokularını tanıyıp, ayırabiliyor.
    • Bu üstün yeteneği nedeniyle parfüm alanında mucizeler yaratıyor.
    • Grenoulle o kadar ileri gidiyor ki, katı maddelerin, metallerin, taşların bile kokularını buluyor.
    • Öyle ileri gidiyor ki, genç ve güzel kızları özel kokularından dolayı seçip, öldürüyor ve bu kokuları özel yöntemiyle alıp saklıyor. Bu şekilde 25 genç kızı öldürerek ortak ve sihirli bir parfüm elde ediyor.

    Çocukluğundan beri yaşadığı değersizlik, önemsizlik ve ilgisizlik duygusu yaşamı boyunca onu rahat bırakmıyor.
    Büyük bir hırsla, en belirgin özelliği olan koku yeteneği ile önüne çıkan tüm engelleri ezip geçerek tırmanıyor. Hiçbir zaman başarıları ile yetinmiyor, doyumsuzluğu devam ediyor.

    Bu doyumsuzluğu onu en sonunda ölüm cezasına kadar götürüyor.
    Çarmıha gerilme törenine gelen ON BİN insanın tamamını koku ile etkilemesi, tüm topluluğun ona aşık olması, cinsel dürtülerin doruğa ulaşarak rastgele herkesin en yakınındaki ile aşkla sevişmesi sahnesi bana ülkemizdeki yaşadığımız HÜLOĞĞĞ sahnelerini anımsattı.

    ***
    Kitabın dili ve ekinsel özelliklerini çok beğendim. Sayın Tevfik Turan’ ın çevirisi oldukça başarılı. Birkaç yazım hatası dışında eleştirecek bir şey bulamadım.

    Kitabın bazı bölümlerinde aşırı abartılarla masalsı ve destansı bir anlatım var.

    * Karanlıkta yol alırken günlerce hiçbir insana rastlamayacak bir rota izlemesi,

    * Güzel ve genç bir kızın kokusunu çok uzaklardan alması ve kokuyu izleyerek onu bulması,

    *İdam töreninde bulunan ON BİN insanın, Grenoulle tarafından koku yoluyla büyülenmesi ve cinsel dürtülerin doruğa çıkarak birbirleri ile cinsel ilişkiye başlamaları.

    – Ayrıca bu kitapta ben “Böyle Buyurdu Zerdüşt” kitabından sahneler ve söylemler buldum.
    – Bu kitaptan ben, parfümcülük ile ilgili hiç bilmediğim bilgileri edinmiş oldum.
    – Son tümce çok önemli “İLK KEZ SEVGİYLE BİR ŞEY YAPMIŞLARDI”.

    Nurettin ŞENOL
    Ekin Yazın Dostları

  2. Gülben Taştan said

    KOKU
    Kitabın kahramanı Jean Babtiste Grenouille, sevme duygusu gibi tüm insani duygulardan yoksun sadece olağan üstü bir koku duyusuna sahip bir çocuktur. Küçük bir bebekken insanlar onu burun delikleriyle görüyor diye tanımladılar. Karanlıkta önünü görmesi gerekmiyordu, koku ona yolunu güvenilir biçimde gösteriyordu. Çocuğun yaşama bağlanma azmi nedeniyle bir keneye benzetiliyor olması bence çok iyiydi.
    Yazar kötü kokuları da olağan üstü güzel tanımlamış, adeta bu kokuları yaşıyor ve koku olup çıkıyorsunuz. Biz genelde kokuları, ağır veya hafif, kötü veya güzel diye tanımlarız. Yazar ise tazeliği, sıcaklığı, hafifliği, inceliği, uçuculuğu gibi niteliklerini kullanarak tanımlamış. İnsan kokusunu ise ya hiçbir şeye benzemez ya da berbat, bir genç kızı ise bu koku salt güzellikti diye tanımlamış.
    Hiç insan ve canlı kokusunun olmadığı, bir dağın tepesindeki bir mağaraya yerleşti. Ve burada insanların kendisine yaptığı kötülükleri koku olarak belleğine çağırıyor ve bir tiksinti ve nefret sefasına dalıyor, duyduğu dehşetin hazzından tüyleri diken diken oluyor, sonra bir nefret patlamasıyla boşanıyor ve bütün kokuları bir tufanda boğuyor, öcünü alıyor ve rahatlıyordu. Burada kendisinin hiç kokmadığını anladı ve insan kokusu üretmeye karar verdi. Birçok koku üretti, dikkat çekmezlik kokusu, dikkati çeken koku, acıma uyandıran koku (masumluk kokusu), tiksindirici koku (uzak tutucu koku) ve 25 tane genç kızı öldürerek, sevgi veren, aşk isteği uyandıran ve insanların kendisini sevmelerini sağlayacak koku elde etti. Herkesin kendisini sevdiğini ama kendisinin kimseyi sevmediğini, nefret ettiğini anlayınca yaşamaktan vazgeçti. Kendisini hırsızlar, katiller, eli bıçakçılar, orospular, asker kaçkınları, yeni yetme serseriler arasında kokusunu sürerek yedirtti. Onlar da ilk kez sevgiyle bir şey yapmışlardı. Ve onlara sevginin ne demek olduğunu göstererek onları mutlu etti.
    Parfüm endüstrisi ve terminolojisi hakkında çok şey öğreten, felsefik, sosyolojik, fantastik içerikli bir kitap. Çok kişi öldürülmesine karşın, yazar bir cinayet romanı etkisi bırakmamayı başarmış diye düşünüyorum.
    Gülben Taştan

Bir Yorum Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s