Ekin Yazın Dostları

Kitap Okurlarının Buluşma Noktası

Semerkant (Amin Maalouf)

Posted by Aydın Ergil 25 Haziran 2019

Semerkantİstanbul 1. Grup Ağustos 2019
İstanbul 7. Grup Temmuz 2017
Marmaris 1. Grup Ekim 2014

“Titanic’te Rubaiyat! Doğu’nun çiçeği Batı’nın çiçekliğinde! Ey Hayyam! Yaşadığımız şu güzel anı görebilseydim!” Amin Maalouf, “Afrikalı Leo”dan (YKY, 1993) sonra bu kez Doğu’ya, İran’a bakıyor. Ömer Hayyam’ın Rubaiyat’ının çevresinde dönen içiçe iki öykü… 1072 yılında, Hayyam’ın Semerkant’ında başlayan ve 1912’de Atlantik’te bit(mey)en bir serüven… Bir elyazmasının yazılışının ve yüzlerce yıl sonra okunurken onun ve İran’ın tarihinin de okunuşunun öyküsü / tarihi…

Reklamlar

Bir Yanıt to “Semerkant (Amin Maalouf)”

  1. Semerkant romanını öneren değerli arkadaşımız Saim Kale’nin yazısı:

    SEMERKANT (AMİN MAALOUF)

    Toplantı Tarihi: 25 AĞUSTOS 2019

    DEĞERLENDİRME TOPLANTISI

    Edebiyat ile ilgili olan kimselere bu romanı takdim ederken, bilinenleri en az tekrar ederek, romanın bendeki etkisini, bana ne verdiğini, nasıl değerlendirdiğimi, kendi bilgi ve anlayışıma göre anlatmak istiyorum. Yazarın ve kitabın değerlendirilmesinden başka, bu romana has iki öğe daha var, Ömer Hayyam ve Semerkant şehri. Özet olarak, bunları da konu etmek istiyorum. Ancak, vaktinizi çok almadan.

    1. Maalouf, Özgeçmişi

    1949’da Lübnan’ın Beyɾut, şehrinde doğdu. Ekonomi ve toplumbilim okuduktan sonɾa gazeteciliğe başladı. Lübnan’da iç savaşın çıktığı 1975’e kadaɾ Lübnan’da gazetecilik yaρtı. Bu taɾihte Paɾis’e göç etti. Yazaɾ halen Paɾis’te yaşamaktadıɾ. Çeşitli yayın oɾganlaɾında yöneticilik ve köşe yazaɾlığı yapmış olan Maalouf, bugün vaktinin çoğunu kitap yazmakla geçirmektedir.

    Kitaρlarında genellikle doğuya ait öğeleri çok iyi işlemektedir. Doğuya ait gelenek ve görenekleri kitaplarında mutlaka tanıtır. Birçok kitabında Osmanlı-Türkiye üzerine yorumlara da rastlanmaktadır. Afrikalı Leo kitabında Osmanlı’yı konu etmiştir. Kitaplarında doğu halklarının neden geri kalmış olduğu konusunda analizler ve tespitler yapmaktadır. Kitaplarını roman tarzında yazılmış olsa da, sosyolojik temalar da sürekli işlenir. Fɾansız – Aɾaρ Dostluk Ödülü’nü, Goncouɾt Akademisi Edebiyat Ödülü’nü ve daha pek çok ödül almıştır.

    Maalouf, 1983 yılında yayımlanan ilk kitabı “Aɾaρlaɾın Gözüyle Haçlılaɾ” ile tanınmıştır. Bu kitap, çevrildiği dillerde de büyük bir başarı kazandı. Yazdığı eserler 3 gruba ayrılır; kurgusal ( 8 roman), kurgusal olmayan (4 kitap) ve 2 de librettosu vardır. Bu librettolar 2002 yılında Finlandiyalı müzisyen Кaija Saariaho’nun bestelediği “Uzaktan Aşk” ve 2006 yılında “Adriana Mater” adlıdır.

    Kurgusal eserleri

    > Afrikalı Leo (1986) – Kuzey Afrika’da Hasan’ın, özünde gerçeklere dayalı maceralı yaşamı, Osmanlı ve Yavuz Sultan Selim’in Кahire seferi konu edilir.

    > Semerkant (1988)

    > Işık Bahçeleri (1991) – Uygurların kabul ettiği “Mani” dinini ve onun maceralı yaşantısı

    > Beatrice’den Sonra Birinci Yüzyıl (1992)

    > Tanios Кayası (1993) – Osmanlı döneminde Mısır’da kadınlara düşkün bir şeyh’in, tarihsel olaylara bağlı macerası

    > Doğunun Limanları (1996) – Din ve ırk farklarının, insan yaşamına, sevgisine, aşklarına etkisi olmadığının evrensel bir roman.

    > Yüzüncü Ad (2000) – Allahın yüzüncü adı, Hıristiyanlığın Canavar yılını konu alan, tarihsel olaylardan esinlenen bir roman.

    > Doğu’dan Uzakta (2012)

    Kurgusal olmayan eserleri

    > Araρların Gözüyle Haçlı Seferleri (1983)
    > Ölümcül Kimlikler (1998)
    > Yolların Başlangıcı (2004)
    > Çivisi Çıkmış Dünya (2009)

    2. ÖMER HAYYAM

    Asıl adı Giyaseddin Ebu’l Feth Bin İbrahim El Hayyam’ dır. 18 Mayıs1048’de İran’ın Nişabur kentinde doğdu ve 4 Aralık 1131’de, 83 yaşında aynı şehirde vefat etti. Şu andaki, benim yaşımda imiş, vefat ettiğinde.

    Ömer Hayyam, bir çadırcının oğluydu. Bu yüzden acem dilinde çadırcı anlamına gelen soyadını babasının mesleğinden aldı.

    Hayyam, yaşadığı dönemde daha çok bilgin olarak ün kazandı.

    Matematik ,fizik, astronomi ve tıp gibi rasyonel ilimler dışında müzik ve şiirle de yakından ilgilendi. İran’ın, Selçuklular yönetiminde olduğu dönemde yaşayan Hayyam, zamanının hükümdarlarından, özellikle Selçuklu Sultanı Melikşah’dan büyük yakınlık gördü. Bir eserinde anlattığına göre Nizamülmülk ve Hasan Sabbah, ile okul arkadaşı ve yakın dosttular. Nizamülmülk’ün devlet yönetiminde kendisine yardımcı olma önerisini, saray entrikalarından hayatının sonuna kadar uzak kalmayı yeğlediği için kabul etmemiştir.

    Hayyam, fizik, metafizik, matematik, astronomi ve şiir alanlarında değişik eserler yazdı. En büyük eseri Cebir Risalesi’ydi. Matematik bilgisi ve yeteneği zamanın çok ötesinde olan Ömer Hayyam denklemlerle ilgili başarılı çalışmalar yaptı. Bunun yanı sıra, binom açılımını ve bu açılımdaki katsayıları da bulan kişiydi.

    Ömer Hayyam, edebiyat tarihindeki yerini belirleyen, dörtlüklerine Rubai adını vermiştir. İki yüz kadar olduğu tahmin edilmektedir. Rubailerinde yaşadıklarını ve gözlemlediklerini olduğu gibi dile getirdi. Ona göre, en şaşmaz ölçü akıl ve sağduyuydu. Dörtlüklerinin konusunu aşk, şarap, dünya, insan hayatı ve yaşama sevinci gibi temalardan seçerdi. İnsan hayatına felsefi bir gözle bakardı.

    Birçok teori ve icadın isimsiz kahramanıdır. 21 Mart 1079 yılında tamamladığı, “Celali Takvimi” olarak bilinen takvim için büyük çaba sarf etmiştir. Güneş yılına göre düzenlenen bu takvim 5000 yılda bir gün hata verirken, bugün kullandığımız “Gregoryen takvimi” 3330 yılda bir gün hata vermektedir.

    Eserlerinden 18 tanesinin adı bilinmektedir

    3. SEMERKANT

    Semerkant, halen Özbekistan sınırları içinde, ülkenin güney kısmında yer alan bir şehirdir. 2001 yılı resmi nüfusu 361.339’dir. Semerkant sözü eski Farsçada asmara: “taş”, “kaya” ve Soğdça kand: “kent”, “kale” birleşmesinden gelir.

    Dünyanın en eski şehirlerinden biri olan Semerkant, M.Ö. 14. yüzyıllarında verimli bir ovada Persler tarafından kurulmuş ve uzun süre Ahameniş İmparatorluğu’nda önemli bir rol oynamıştır. M.Ö. 329’da Büyük İskender tarafından alınmıştır. 6. yüzyılda Türk Yabguların etki alanı içinde olmuş, 712’de Müslüman Araplar tarafından fethedilmiş, 1220’de Cengiz Han’ın kontrolüne geçmiş ve şehir tamamen yağma edilmiştir. Daha sonra, Timur Semerkant’ı Devletin başkenti yapması ile şehir önemli ölçüde gelişmiş ve bir kültür merkezi haline gelmiş. 1868’de Ruslara geçerek Özbekistan’a bağlanmış.
    İklimi, güneşli, sıcak, bazen rüzgarlı ve genellikle kurudur. Kışları yumuşak geçer Yaz ayları sıcak ve kurudur.
    Şehir UNESCO Dünya Miras Alanları Listesi’ne kabul edilmiştir..

    4. ROMAN

    “Semerkant” romanını 20 yıl kadar önce okumuştum. Bu kez daha dikkatli olarak, acele etmeden, tekrar okudum. Önceden okuduğum 48 başlıktan oluşan kitabın 9 kadarını net olarak hatırladım. Ancak, diğer bölümleri hiç hatırlamadım. Buna göre belleğimin %20 seviyelerinde olduğunu da anlamış oldum.

    Maalouf’un konu seçme özelliği, tarihsel olayları anımsatması, kolay okunur olması nedeni ile Semerkant hariç 3 romanını daha keyifle okudum. Romanlarındaki temayı geçmişteki bir olay veya konuya bağlayıp masalsı bir tarzda yazmış olması ve bana tarihi bilgileri anımsatması hoşuma gidiyor. Maahlouf, tarihi kaynaklı bir konuyu, yazarlık becerisi ile kurgulayıp keyifle okunacak bir roman haline getiriyor.

    Romanı, bir “anlatıcı”nın günce izlemini veren şeklinde yazdıklarından okuyoruz. Roman ana hatları ile iki safhadan oluşuyor. Birinci safha tarihi ve bilimsel kaynaklara dayalı Ömer Hayyam’ın ilmini, sanatını, aşkını ve insan olmaya dayalı maceralı yaşamını kapsıyor. İkinci safhada ise Hayyam’ın tek kopya olan “Rubaiyat Yazması” nı elde etme çabası içinde olan anlatıcının maceralı yaşamını okuyoruz. Her ikisinin de ortak özelliği, dürüstlük, azim, saygılı olma, bilimi esas alma, sevgi ve sabırlı olmak. Roman bu özelliği ile, okuru neden, niçin, niye sorularının karşılığı olarak, düşündürüyor ve de eğitiyor, bana göre.

    Romanda bu iki kahramanından başka kişilikleri, davranışları, yaşam amaçları ile öne çıkan Nizamülmülk, Hasan Sabbah, Cihan, Fazıl gibi önemli rolü olan kişiler de var.

    Başta Semerkant olmak üzere İran yöresinde geçen olaylar, zaman zaman Bağdat, İstanbul ve Amerika’ya kadar uzanıyor. Yine, ağırlıklı olarak XI. Yüz yılda geçen ve aralıklarla devam edip XIX. Yüz yılda sonuçlanan bir süreci kapsıyor.

    Sonuç olarak, Romanda, Hayyam ve anlatıcı Lasege’nin evrensel insan olmanın değerlerine bağlı, inanca saygılı, doğru yaşamaktan başka düşünceleri olmayan, biri Doğu ve diğeri Yeni Dünya kökenli iki insanı örnekleyerek, Maalouf’un, eğitici ve felsefi bir roman yazdığını düşünüyorum.

Bir Yorum Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s