Ekin Yazın Dostları

Kitap Okurlarının Buluşma Noktası

Dağın Öteki Yüzü (Erendiz Atasü)

Posted by sinaniy 25 Haziran 2019

dağın öteki yüzü - erendiz atasüİstanbul 1. Grup Şubat 2020

Vicdan, Gazi’nin yüzünün parmakları kadar beyazlaştığını fark etti. Kadınlarda hiç eksik olmayan analık sezgisi, Gazi’nin sağlığının iyi olmadığına işaret ediyordu. Vicdan’ın hoşnut varlığında, birden her şey korku ve telaşa dönüştü… “Paşam,” diye atıldı Gazi’ye doğru, onu korumak istercesine.

“Dağın Öteki Yüzü, ülkemizin edebiyat ufkunda havai fişek gibi patlamadı ancak okuruyla usul usul, uzun soluklu, sağlam bir ilişki kurdu. Böylesi benim için daha güzel. Gösterişten ve gürültüden hoşlanmam; içli ve derin yaşantılardır önemli ve değerli olan.”
-Erendiz Atasü-

3 Yanıt to “Dağın Öteki Yüzü (Erendiz Atasü)”

  1. Kitap Sahibi Sayın Çiğdem Kıraydın’ın Yazısı:

    Erendiz Atasü, romanın başında, hem kendisini hem de bizi çok gerilere götürürken anlatacaklarının geniş bir görünümünü çizer, aynı zamanda geçmişte gerçekleşmesini istediği ancak yalnızca düşüncelerinde kalan istemlerinin de. Cumhuriyetin ilk öğretmenlerinden olan annesinin şimdiki zamandaki durumu kahramanımızı çok üzmekte, tüketmektedir. Geçmişinde birçok başarıya imza atmış, ülkemiz için gerçek bir değer olan bu bayan artık yaşamsal gereksinimlerini karşılayamamaktadır. Ayrılıklarında eşine yazdığı mektuplar ülkemizin çeşitli dönemlerine tanıklık etmektedir.

    Erendiz Atasü,Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş öncesinden başlayarak kuruluşu ile birlikte neredeyse dönemimize dek uzanan zaman dilimlerinde geniş bir panoramasını, hem ülkemiz, hem Mustafa Kemalimiz ve bütün halkımız, özellikle kadınlarımız ile ilerleyen bütün zamanlarda; zaman ve mekan, yavaş gibi görünen ancak hızla değişen olaylar içinde insan ilişkileri, değişimleri ve değer yargılarıyla birlikte gerçeklerimizi şaşırtıcı, ürkütücü bir yalınlıkla ele alır. Öyle ki okur, bazı satır aralarında ailesindeki, çevresindeki birtakım ayna tutan, acıtıcı olaylarla karşılaşabilir.

    Cumhuriyetimizin yetiştirdiği gençlerimize Atatürkümüz tarafından sağlanan yurtiçi ve yurtdışında geniş açılımlar sağlayacaktı ve sağladı da. Vicdan Nefise bu çok özel olanaklarla burslu olarak gönderildikleri Londra’da, ilk etaptaki kültür şoklarını çarçabuk yenerek,,görüp gezdikleri yerleri ve çağdaşlığı bütün hücreleriyle özümsüyorlar. Eserde beni en çok etkileyen Vicdan’ın Atatürk ile tanışması, müthiş heyecanı ancak kendine güveni. Daha sonra Atatürk’ün fotoğraflarına ve geçmişlerine bakarak onları seçim yöntemi. Eserde zamanın sürekli yer değiştirmesi, geçişler, olayları biteviyelikten uzaklaştırıcı.

    Nefise’nin okulda ve yurda döndükten sonraki, mektuplarda da kendini belli eden ruh çözülmeleri, kişiliğindeki gizli ve açık yönleri ortaya çıkarıyor. Aslında renkli bir kişilik de. Dostluklarının çok uzun yıllara dayanması Vicdan’ı arkadaşı hakkındaki gelgit düşüncelerinden ayırıyor çoğun ve sürüyor. Belki o yıllarda insanlar çok daha hoşgörülü ve vaçgeçmiyorlar.

    Berlin’de IHLAMURLAR ALTINDA BULVARI’nda yaşadıkları, NAZİ’lerin yaşattığı o dehşet anlar tüyler ürpertici, NAZİ İMPARATORLUĞU’nun kurulmasına 1 kala. Mrs. Meadow karakteri bence Atatürk’e ve kızlarına hayranlık duyuyor. Nefise’nin yatağındaki itirafları, Vicdan’ın hemen yanında olması, onunla yanyana iken ölümü film sahnesi gibi. VE 1932 yılı. Herşey olağanüstü ; gerçekten yaşanmış bir sahne ULUDAĞ. İki erkek kardeşin ablalarına duyduğu hayranlık ve üçünün de birbiriyle gururlanması, eski uygarlıkların eşiğinde bu denli güzel anlatılır.

    108-109-110-111nci sayfalarda GAZİ ile konuşması, ikinci görevi alması, Vicdan’I çok özel kılmakta. Acaba Selanikli olması da küçük bir etken olabilir mi?

    Başta gerçeklikle ilgisi yoktur denilse de DERSİM de yaşanılanlar, Reha’nın kadın yüzünden gösterdiği zayıflık ve Burhan’ın emir gibi konuşmaları, 122nci sayfada dağda buldukları yarı donmuş er’in anlattıkları kan dondurucu olaylar ve Reha’nın etkilenimleri bence hiç de yaşanmamış değil gibi. Reha duygusal bir karakter, yanlış evliliği, güçsüzlüğü ve kendini öldürmesi. Bana keşke Burhan kendini vursaydı dedirtiyor. Gerçi karakterler çok iyi çizilip kurgulanmış. Burhan’ın sonradan seçeceği
    ve içinde bulunduğu parti tam karakternine uygun. Ve onun gibilerinin ülkemizin değer yargılarının inişe geçişinin eşsiz bir örneği.

    Eşsiz bir kardeş Cumhur, bütünlüğüyle Amerikan’ın tutsağı olmuş bir toplumun tutsak bir örneği; ablasına yazğığı mektuplar, cephede olan biteni genellikle saklayan tutumuyla ve diğer anlattıklarıyla bayıldığım bir karakter oldu. Mektubunda “Raik ağabeyim maaşımla birlikte yakacak zammını almayı unutmasın” derken müthiş özverili. Bu arada Vicdan’In Kore ile ilgili şüpheleri. Gerçekliği nasıl yakalamalı diye düşünürken yazılan şiirlerde araması. 163ncü sayfada yazıldığı gibi bu gerçekten bir zafer midir? Asla… Bu bir oyundur, pisliktir, boş yere geleceği olmayan insanlar yaratmaktır. Sonuç, bir daha askerlik yapamamak… Raik’e yazdığı mektup bütün gerçekleri gözler önüne serer.

    RAİK…

    Bir kadının o yıllarda evlenebileceği en ideal eş, hatta bu zamanda bile. Raik güvenilirlilik, Raik dürüstlük, Raik ruh ikizi. Tabii Vicdan’ın da payı var ama onun kadar değil. Sevgi ve dostluk, uyum bir arada. Keşke yaşlılıkları birlikte olsaydı Burhan yerine onunla dopdolu olsaydı hayatı.

    Raik’in sayfa 224’de amcaoğlu ile Mustafa Kemal ve Nazım hakkında konuşmaları; iki asi, kendi kulvarlarında toplumu peşinden sürükleyip etkileyen kişilikler. Mustafa Kemal’in her konuda eşsizliği, Nazım’ın edebi yolculuğu.

    Yazar’ın >’KIZIMA GÜNCE … bölümü bence annesi Vicdan ile, onun yaşadıklarıyla ilgili kendi düşünceleri açısından gerekli. Ancak başlığını öyle koymasa daha iyiydi. Bence bazı yaşanılanları evlatların kendisinin bulup çıkarması daha değerli gibi. Herşeyin tamı tamına anlatılması değerliliğini yitiriyor gibi. Annesinin bulunduğu yerlerde bulunması ve duygulanımlarını hissetmesi ve en son da mezarı başındaki düşünceleri belki de Romanımızda bir ilktir, bilemiyorum.

  2. Erendiz Atasü’nün Dağın Öteki Yüzü romanını çok severek birden fazla kez okudum. Akıcılığı ve anlattığı olaylardaki kurgu yeteneğine hayran kaldım. Türkiye Cumhuriyeti’nin yoktan varoluşunun adımlarını, bilmeyenlere ders kitabı bilenlere anımsatma niteliğinde aktarmış.

    Erendiz Atasü, romanında, annesinin kuşağının insanlarının öykülerini anılarla, mektuplarla kurgulayarak bize anlatır. Romanın geçtiği dönem savaşlardan yeni çıkmış bir ülkenin, Türkiye’nin Cumhuriyet ve yeniden yapılanma dönemidir.

    “Örnek Türk kadını nasıl olmalı”ya yanıt veren iki karekterimiz var Vicdan ve Nefise. İdeal Türk kadını eğitim almalı, yurt dışında ülkesini temsil etmeli ve vatanına hizmet etmelidir, Atatürk’ün ilkeleridir bunlar ve Vicdan ve Nefise’nin yaşamlarında olaylarla bu ilkelerin gerçekleştiğini okuruz.

    Gençlere olanaklar Atatürk tarafından sunuluyor onlara başarmak kalıyor.

    İngiltere’de kaldıkları evin sahibi Miss Meadow (s-72) kızların Mustafa Kemal’e duydukları sevgi ve hayranlığı anlayamaz, “böyle bir bağlılık onun deneyimlerinde yoktur…”

    Romanda, Vicdan başarının doruğuna ulaşır, bu doruğa ulaşmayı ise Uludağ’ın zirvesine tırmanışla özdeşleştirir. Vicdan’nın hayatındaki zirvelerden biri Atatürk’le konuşması, diğeri BBC’de konuşma yapmasıdır, ikisini de başarır. Sonunda dönüp vatanına hizmet eder.

    Söylemek istediklerini fazlasıyla söylemiştir yazarımız ve insanların takıldıkları şeylere olan yorumlarını okuduğunda gülüyordur herhalde… Bunlardan biri sivri topuklu ayakkabı ile Uludağ’a tırmanmak… İdeal Türk kadını evet şık giyinmeli, evet ne kadar zor olursa olsun güçlükleri alt ederek zirveye tırmanmalı, topuklu ayakkabı ile bile olsa…

    Sonraki bölümlerde ise tarih sayfaları akmaktadır ve yazar İkinci Dünya Savaşı’nın insanlarda yarattığı etrkiye değinir. Daha sonra Cumhuriyet’in ilk senelerinden sonraki olaylara geçer… Sabahattin Ali öldürülür, Nazım Hikmet kaçmak zorunda kalır… daha sonra dersim olayları… bu olaylar karşısında Vicdan bile susar, Raik’le konuşmazlar…

    Sayfa 94’de Atatürk Vicdan’a şöyle der: “Vatanımızın bir kısmını kaybettik çocuğum, vatan kaybetmek vücudun bir uzvunun kaybedilmesine benzer, yeri doldurulamaz”… yorumsuz…

  3. Sayın Saim Kale’nin Görüşleri:

    Okunan kitapların değerlendirilmesinde, kişinin ilgisine, kültürüne, ortamına, yaşına vd nedenlere bağlı olarak, farklı düşünceler, bazen siyah-beyaz kadar farklı görüşler öne sürülebilir. Bu durumda, okunan kitaba ısınmak veya ilgisiz olmak önemlidir. “Dağın Öteki Yüzü” nü keyifle okudum ve bana sıcacık geldi. Öyle ki, benim için kısa sürede denecek kadar, iki günde, okudum.

    Roman hakkındaki görüşlerimi belirtmeden önce, içerdiği konular nedeni ile, bu kitap bana neden sıcak geldi, niye beni sardı, belirtmek istiyorum. Şu günlerdeki, siyasi kirliliğin olumsuz kokuları içinde, bir süre olsun, geçmişin mis kokan heyecanlarını yaşattı bana. Ancak, bunlar kişisel bilgiler olup, heyecanımın nedenini açıklamak için anlattım. Kişiselleştirdiğimi düşünenlerden özür dilerim.

    Olay Cumhuriyet’in ilk yıllarında geçiyor. Ben, Cumhuriyet’in 2. On yılında yaşamaya başladım. (yaşım müsait !)
    Çocukluğumda İkinci Cihan Harbinin Ülkemizdeki etkilerini yaşadım.
    Almanların, Balkanlara girmesi ile, Trakya’nın boşaltılması sonucu göçü yaşadım ve bu sırada babamın vefatını gördüm.
    Ekmek karnesi ile ekmek aldım, (bir keresinde de ekmekleri elimden çaldılar)
    Nüfuz cüzdanıma. “dar gelirlidir” ve “ekmek karnesi” verildi damgası vuruldu.
    On para, kırk para (bir kuruş) kullandım.
    Ezanın Türkçe okunduğunu yaşadım.
    10 yıl leyli meccani (parasız yatılı) okudum..
    Rum arkadaşlarımla, mahalle arsasında çok güzel günler geçirdim.
    Romanda olduğu gibi, Mesleki eğitim için, bir yıl Londra’ya gittim.

    Roman ile ilgili görüş ve düşüncelerimi de aşağıda belirttim.

    Romanın sunuş bölümündeki yazarın açıklamaları ve anlatımı, konunun altyapısını belirtiyor ve ısınmamı sağladı. Cumhuriyet’in başlangıcından itibaren bir dönemi anlatan, bir anı romanı özelliğinde. Anıların anlatılışındaki gidiş gelişler, okuma sürekliliğini temin ediyor. Cumhuriyetin kuruluş yıllarında, şehirde yaşayan sıradan bir ailenin, örf ve adetlerini bozmadan, Cumhuriyete uyumunu ve bağlılığı güzel anlatılmış. Roman, tarihi olaylardan yararlanıyor fakat tarih romanı değil, güçlü bir kadını anlatıyor, fakat feminist roman değil, gençlik heyecan ve atılımları anlatılıyor, fakat siyasal roman değil. Romanın son çeyreğinde, Ülke yönetiminin, laik cumhuriyeti benimseyememiş kişilerin eline geçişi ile, Cumhuriyet heyecanının aşındırılmaya başlamasına geçişi de, perde arkasından izlemek mümkün.

    Yazar, Cumhuriyetin kuruluş dönemindeki halka ait olguları iyi kullanmış ve beni duygulandırmıştır. Romanın rahat okunuyor

    Kişisel düşüncelerimi etkilememesi için, kitabın sonundaki ve diğer kaynaklardaki eleştirileri, izlenimlerini ve keyfimi bozmaması için okumadım.

Bir Yorum Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s