Ekin Yazın Dostları

Kitap Okurlarının Buluşma Noktası

Ellerimi Tut (Halis Açacak)

Posted by sinaniy 29 Ocak 2019

ellerimi tut - halis açacakİstanbul 1. Grup Mayıs 2019

“Ben genelde kitaplarımda insan sevgisini konu alıyorum. İnsan sevgisi her şeye kadir. Çocukken düştüğümüzde dizim kanardı. Anam, ‘Oğlum bir öpeyim geçer.’ derdi. Öptüğü zaman geçerdi. Bu sevgi ömrümün sonuna kadar beni takip etmiştir.

Öğretmen eşim Güldane Açacak dört defa kansere yakalandı, ancak her seferinde umut ve azimle hastalığı yendik. Umut, azim ve karalılıkla her türlü sorun aşılır.  Ben her zaman eşime destek oldum. Sevgi bana göre en güçlü ilaçtır. İnsan sevgisi çok önemli.”

Halis Açacak

Reklamlar

Bir Yanıt to “Ellerimi Tut (Halis Açacak)”

  1. Nurettin ŞENOL said

    ELLERİMİ TUT (Roman)
    Yazar: Halis Açacak

    ***Kitapla ilgili benim bireysel yorumlarım, kitaptan yaptığım çıkarımlarım, bana verdiği iletileri size sunmak istiyorum.

    ***Genel bakışla kitap; Gülden ve Halit adlı karı-koca iki öğretmenin yaşam yolunda karşılaştıkları ve birlikte el ele savaştıkları fırtınalı, acı günleri anlatıyor.

    ***Özelde ise yaşanan olayların neden toplumu ilgilendirdiğini düşündüğümüz- de, topluma verilen iletilerin (mesajların) doğrudan toplum ve insanlık yararına olduğunu düşünüyorum.

    ***İnsanların okuduklarından kazandıkları bilgi ve yaşanmış deneyimlerden yaşanmış gibi yarar sağlamaları kesindir. Halk arasında “Damdan düşenin derdini, damdan düşen anlar” demezler mi?
    Bir konudan olumlu çıkarımlar yapmak için yaşamak gerekmiyor, yaşananlardan dinlemek de kestirme bir yoldur.

    *** ”ELLERİMİ TUT” kitabı insan ve toplum bilimleri, sosyoloji, psikoloji, folklor, eğitim, kültür, din, dil, sanat, felsefe, iletişim alanlarına giriyor, göndermeler yapıyor. Olaylar karşısında farklı insan davranışlarını yansıtıyor.
    Özellikle de sağlık alanında bize yol gösterici, yardımcı rehberlik sunuyor.

    ***Toplumcu görüşü ve anlayışı gereği Yazar Halis AÇACAK, kitaplarında toplumsal sorunları işlemeyi yeğliyor.
    Meslek ve özel yaşamında da özgürlükçülüğü ve toplumculuğu öne çıkıyor.
    ***”ELLERİMİ TUT” romanı başkahramanları Gülden ve Halit, birçok inişli- çıkışlı, fırtınalı, acılı günlerden sonra yaşamları bir düzene oturmuş, işleri düzgün giderken ortaya çıkan kanser, tüm aileyi bir deprem gibi sarsmış.
    Bu sarsıntı yalnız Gülden ile Halit’e değil, 3 kızlarını ve akrabalarını da çok üzmüştür.

    ***Biliyoruz ki bu hastalığın belleklere yerleşmiş olan “kara ünü” hep ölümle birlikte anılır. Tek başına adının duyulması bile insanların tüm dirençlerini silip süpüren bir ölüm duyurusu olarak algılanır.
    Bu algıya tümden katılmak da tümden karşı çıkmak da bence olanaksız.
    En başta hastalığın adı, hastanın ve yakınlarının yarı canını alıyor. Sorun da burada başlıyor. Hasta ve yakınları savaşa yarım canla başlayınca çoğu zaman hastalık kazanıyor.
    Kanser hastalığı duyumu aldığında yıkılmayacak insan düşünemiyorum.

    ***İlk şaşkınlıktan sonra Halit savaşa bence doğru başlamış. Önce düşmanı tanımak için sürekli bilgi toplamış, analiz ve görüntüleme belgelerinin dosyasını tutmuş. Adım adım kazandığı deneyimleri de bilgilerine eklemiş.
    Halit kitabın 39. Sayfasında karısına; “Ölüm sözünü ağzına alma. Ölümle bir ilgimiz olmayacak. Azrail denen o celladı yanımıza bile yaklaştırmayacağım. Düşmanı hele bir tanıyalım. Ondan sonra savaş nasıl verilir gösterelim” diyor.
    Benzeri meydan okumalar çokça yineleniyor. Ne kadar yararı olduğunun bir ölçüsü yok. Ancak atılacak ilk adımın bu olması gerektiği kanısındayım.

    ***Kitapta sıkça yinelenen “Ellerimi Tut” sözü de bence çok önemli… Hasta için bundan daha büyük bir güç kaynağı yok.
    Sevgiyle ellerin birleşmesinin enerji aktarımı olduğunu bünyenin salgıladığı mutluluk hormonları (seratonin, endorfin, melatonin, dopamin ve adrenalin) nedeniyle direnci, bağışıklık gücünü yükselttiği bilimsel bir gerçektir.
    İnsan bedeni doğru kullanılırsa böyle ilaçtan çok daha etkili hormonlar en etkili iyileştirici sonuç verir.
    Tersine durumda ise beden zehir denebilecek salgıların artmasıyla kendi kendini öldürür. Karamsar kişilerin en büyük sorunu da budur.

    ***Halit’in kanserle savaşında kullandığı silahlar şunlardı:
    1) Doğru zamanda doğru hekime ulaşmak,
    2) Sevgiyle, içtenlikle, candan tutan elleri,
    3) Sevgiyle bakan gözleri,
    4) Sevgi dökülen dili,
    5) Tüm işlerini bırakıp gösterdiği içten ilgi.
    Gülden ve Halit’in savaşı kazanma gizleri bunlar olup bilimseldir.

    ***Hastanede Halit başka hastalarla da yakından ilgilenmiş, elinden geldiğince onlara destek olmuştur.

    ***Hastanedeki hasta öyküleri önemli birer ders niteliğindedir.
    Gülden ile birlikte 8 kadın meme kanserinden ameliyat olmak üzere aynı bölüme yatmışlar.
    Birbirinden ayrı öyküleri olsa da onlara karşı kocalarının ilgisizliği, sevgisizliği ORTAK ACILAR…
    1) KADRİYE: İskenderunlu Kadriye 30 yaşlarındadır. Kocası “İyileşip iyileşmeyeceğini Allah bilir. Ben nasıl karışırım? Doktora teslim ettim” diyor. Halit “Azıcık sevgi gösteremez misin? Onu düşündüğünü belli edemez misin” deyince, “Ne yapayım, canı veren de alan da Allah. Haşa ona karşı mı geleyim” demiş. Kadriye ameliyat için kan beklerken kocası pikniğe gidip rakı içmiş.
    *
    2) ELİF: Toroslardan gelen kırmızı yanaklı güzel Elif 23 yaşında 2 çocuklu. Kocasını görünce Halit durumunu soruyor. Adam, “Sana bir şey diyem mi Ağabey, bunlardan hayır gelmez artık bize. Allah yardımcıları olsun. Bu hastalığa yakalanıp da kurtulan görmedim, duymadım. İki çocuk var, kim bakacak onlara şimdiden kaygısı düştü içime, hemen evlenmek zorundayım” diyor.

    Elifi, varlıklı aile diye 17 yaşında bu adama vermişlerdi. Adam Elifi hastaneye yatırdığı gün kadın aramaya başlamış…
    Tüm bunlar hasta kadınların ölüm buyruğu değil de nedir?
    *
    3) FADİME: Kumar borcu yerine verilen Kırıkhanlı Fadime’nin kocası hiç hastaneye uğramadığı gibi kadın aramaya başlamıştı bile…
    *
    4) SULTAN: Dayı evinde sığıntıymış. Çocuk yaşta 65 yaşında biriyle evlendirilen Sultan’ın kocası yeni ölmüş. Üzüntüsünden yememiş içmemiş bağışıklık sistemi çökmüş, beden direnci kalmamış, dudakları uçuk dolu…
    *
    5) HATİCE: Kocası sadist, gerici zalımın tekiymiş. “Allahın takdiri karşı duracak değilim. Karşı durursam dinden imandan çıkarım, biz iman zenginiyiz” diyormuş.
    Halit, “Sana göre Hatice Bacı gidici mi” deyince, “Onu bilemem Allah bilir. Bu hastalıktan kurtulan yok. Son günlerinde çok acı çekiyorlar. Acı çektirmeden al canını Allahım diye dua ediyorum. Elimden başka ne gelir” diyor…
    *
    6) MERYEM: Tarsuslu Meryem’in kocası, karısı ölürse parasızlıktan evlenemeyeceğine yanıyordu…

    Halit bütün bu sözleri duydukça çılgına dönüyor patlıyor; “Şu işe bak yaaa en acınılası erkek, karısınca yönetilen erkek bile, sonuçta kadınlara göre daha üstün durumda. Bu dünya erkekler dünyası. Yetişme biçimimiz bu” diyor…
    *
    7) Urfalı HACER: Hasta olur olmaz kocası takım elbise kravatla dolaşmaya başlamış, 15 yaşında bir kız bulmuş, Hacer’in ölmesini bekliyormuş.
    *
    8. Kadın GÜLDEN’in kocası Halit tüm sevecenliği ve ilgisiyle karısının çevresinde pervanedir.
    Hep güzel sözler söylüyor, şiirler okuyor, övgüler düzüyor, şakalar, nükteler yapıyor, sevgisini, aşkını hastaların yanında açık açık söylüyordu. Zor sıkıntılı anlarında hep onun ellerini tutuyor ona güç ve enerji veriyordu.
    Görüşmeye gelenleri grup grup gönderiyor ki Gülden yalnız kalıp da kara düşüncelere dalmasın…
    Halit görüşmeye gelenleri anlaştığı lokantaya götürüp yemek yediriyor. Bu düzeni parası bitinceye dek böyle sürdürmüştü.
    *
    Halit, Albay’ın başına açtığı sorunlara karşın işinde batmayı göze aldı da gene Gülden’i yalnız ve ilgisiz bırakmadı. Ona hep canımın YARISI dedi.
    Görüşmeye gelen kadının dua okumakta olduğunu görünce ona kızdı.
    *
    Halit’in tüm bu tür bilimsel, insancı, sevgiyle yaklaşımının yararının olmadığını kim söyleyebilir?
    En ağır ve birçok kez yeniden ortaya çıkan, sıçrama yapan hastalığa karşın Gülden’in iyileşmesi; çok daha küçük boyutta ve basit urlardan yalnızca birer memeleri alınan kadınların kısa zamanda ölüp gitmelerinin nedenlerini düşünmek, araştırmak, bu konuda halkı eğitmek gerekmez mi?
    *
    ***En büyük sorunumuzun halkın önyargıları, bilgisizliği, bilinçsizliği olduğunu bu kitapta yaşanmış bir örnek olarak görmüş olduk.
    Bir başka sorun da devleti yönetenlerin bu konudaki duyarsızlığı, yanlışları, eksikleri, hekimlerin ciddiyetten uzak görev anlayışları, eksik ilaç yazma gibi yanlışlarının olması.
    *
    ***Halit’in psikolojik desteğini aslında devlet de yapmak zorundadır. Ancak, bunu göremiyoruz.
    Köylü, cahil halk artık kurtuluşu yok, ölsün de kurtulsun diyor da, devlet de farklı bir işlem mi yapıyor? Göz göre göre kansere boyun eğmek değil midir bu? Hastanın ölmeye bırakılması değil midir bu?
    Bütün bunlardan, hastanın iyileşeceğine inanması, çevresindekilerin de ona güç vermesi sevgi ve ilgi desteği vermesinin gerekliliğini anlıyoruz.
    *
    ***Halit’in olağanüstü, özverili desteğinin ve Gülden’in kendi çabasının Gülden Öğretmeni kurtardığı kanısına varmış bulunuyorum.
    *
    ***Kanserle savaş sırasında eski İstanbul Sıkıyönetim Savcısı Albay’ın konut işlerinde yaptığı oyunlar nedeniyle Halit’in tüm kazandıklarını yitirmesi acıların üstüne tuz, biber basmıştır. Halit tüm sabrını sonuna dek kullanmış, yeter ki Güldenim, canımın yarısı kurtulsun demiş, tüm enerjisini karısını kurtarmaya yöneltmiş olması her türlü övgüye değer davranışlar.
    *
    ***Halit ayrıca bağışıklık sistemini güçlendirmek için Gülden’e özel beslenme düzeni uygulamıştır. Tereyağlı pekmez yemeğini ben hiç duymamıştım.
    Ayrıca, uzak-yakın demeden kasaplarda “dalak” avına çıkmış, dalağı özel biçimde dilimletmiş, dilimlerin içine iç yağı doldurmuş, fırında pişirip Gülden’e yedirmiştir.
    *
    ***Kanserde en zor olan aşamanın da kemoterapi dönemi olduğunu gördük.
    Gerek ameliyatlardan sonra, gerek kemoterapi, gerekse ışın sağaltımları aşamasında gene Halit’in elleri hep olduğu gibi Gülden’in ellerinde oluyor, enerji aktarımı sürüyordu.
    *
    *** Kafalarda hep şu soru dolaşır; Kanserin gerçek nedeni nedir? Gerçekten umarsız mıdır?
    Bin türlü neden sayılabilir. Kimileri üzüntüden, sinirden, stresten…demekte.
    Ancak Halit onun açıklamasını bulmuş.
    Herhangi bir nedenle direnci düşen, normal dengeli beslenemeyen, karamsar, içedönük insanların bağışıklık sistemi çöker, böylece hücrelerde bozulmalar oluşur, canavarlaşır, sağlam hücrelere saldırır.
    Bu görüşe ben de katılıyorum.
    Kanserin önce memede, ikinci saldırı beyinde sonra da karaciğer ve böbreküstü bezinde ortaya çıkması Gülden ve ailesini tam toparlanma dönemlerinde yeniden yere çalmış, savaşım yeniden başlamış.
    Ameliyatlar, kemoterapiler peş peşe geliyordu.
    Beyindeki ur sökülüp atıldıktan sonra köye yerleşip çiçekçiliğe başlamaları bence çok iyi geldi. Son saldırıları ameliyatsız atlatabildiler.
    *
    ***Belki Gülden beslenme alışkanlıklarını da değiştirmiş olabilir düşüncesindeydim. Yazara sorduğumuzda beslenme düzenindeki sağlıksız alışkanlıklar yerinde kalmış.
    İki yıl kadar önce dördüncü saldırı olarak öteki memede de tümör oluşmuş. Ameliyat ve sağaltım çalışmalarına koşuk olarak Halit gene özel beslenme düzenini uygulamış, kanser hücrelerini yok etmişler.
    *
    Umarım bu güzel sevgiyle perçinlenmiş aileye o çirkin canavar bir daha hiçbir zaman uğramasın.
    Kuşkusuz kimsenin ailesine uğramasın.
    *
    Nurettin ŞENOL

Bir Yorum Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s