Ekin Yazın Dostları

Kitap Okurlarının Buluşma Noktası

Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu (Italo Calvino)

Posted by sinaniy 02 Ocak 2019

bir-kis-gecesi-eger-bir-yolcu-italo-calvinoİstanbul 1. Grup Nisan 2019
İstanbul 2. Grup Şubat 2017

“Italo Calvino’nun Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu adlı yeni romanını okumaya başlamak üzeresin. Rahatla. Toparlan. Zihnindeki bütün düşünceleri kov gitsin. Seni çevreleyen dünya bırak belirsizlik içinde yok oluversin” cümlesiyle başlayan, Calvino’nun yazarlık dehasını konuşturduğu, Calvino’nun Calvino’yu okuduğu, okurluk ve yazarlık üzerine bir başyapıt olan Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu, ilk kez özgün dilinden yapılan çevirisiyle Türkçede…

“Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu, roman okuma pratiğiyle bağlantılı ivedilik, arzu ve düş kırıklığı hakkında bir romandır. Calvino, tamamlanmamış romanlardan, hatalı ciltleme veya eksik sayfalar gibi olaylar nedeniyle acımasızca kesilmiş hayali kitaplardan çekici bölümlerin bulunduğu bir kütüphane rafını kapsayan bir anlatı tasarlar. Bu roman aynı zamanda, yazar ve bir roman okumak için koltuğuna oturan bir okur arasındaki tehlikeli yolculukta ters gidebilecek şeylere dairdir. Bu okur benim, belki de sizsiniz. Ama ayrıca, başlangıçta Italo Calvino’nun, Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu adlı son romanının sağlam bir kopyasını ele geçirme arzusu daha sonra başka bir okur olan Ludmilla’ya duyduğu arzuyla karışan, Okur adında bir karakter vardır. İkisinin öyküsü, her biri onların (ve bizim) hemen öncesinde okuduğumuz parçanın devamı olarak süren, okudukları diğer romanlardan bölümlerle iç içe geçen çerçeve öyküdür. Bu karmaşık düzenleme, Calvino’nun, çok farklı on romandan harika on parça yazmasını sağlar; okuma gezintisi bizi türler, dönemler, diller ve kültürler arasında dolaştırır.

Herşeyden önce bu roman, yalnız başına okumanın hazları ve serüvenlerine dair bir manifesto olmakla beraber iki okur aynı kitabı okuduklarını ve sevdiklerini keşfettiklerinde deneyimlenen karşılıklı tanımanın yarattığı heyecanın bir kutlamasıdır da.” 1001 Kitap’tan 1’i inceleme yazısından.

Reklamlar

2 Yanıt to “Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu (Italo Calvino)”

  1. Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu kitabındaki 10 öyküden kısaca…
    Tüm öyküler yarım kalmış, kitabın kahramanları Erkek okur ile Kadın okur yarım kalan öykülerin peşindeler…

    1. Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu – Asgari Düzeyde Hayat – Sis Romanı
    Bir adı bilinmeyen istasyonunda başlayıp, yine sisler içinde orada biten, nereden geldiği ve nereye gideceği bilinmeyen ve de adı belli olmayan bir adamın öyküsü. Uğradığı istasyon bir taşra kenti ve oradaki gündelik yaşamdan parçalar…bir barda insanlar ve onların taşra kasabasındaki yaşam öykülerinden parçacıklar…

    2. Malbork Kasabasının Dışında – Duyumlarda – Yoğun Deneyim Romanı
    Kitabı açınca burnuna gelen kızartma kokusu ile başlar, mutfak ve yapılan yemekler, kullanılan malzeme anlatılır.
    İki aile arasındaki husumetin romanı, bizdeki kan davasına benzer.
    Üzerinde Zwida Ozkart’ı hep hatırlamak dileğiyle yazan fotoğraftan çıkan olay…ailelerin çocuklarının kavgasına neden olur, burada çocukların düşman ailelerde kalması düşünülür bu şekilde aileler arası düşmanlık sona bulacak mı?

    3. Sarp Yamaçtan Sarkarken – İçe Yönelik – Simgesel Yorumsal Roman
    Meteroloji Gözlemevi, anlatıcıya bırakılan verilerin toplanılması işi…
    Cezaevi ve cezaevi demir parmaklıkları arasında uzanan bir kol
    Bayan Zwida deniz kabuklarının resmini yapan kadın, anlatıcıdan çapa satıl almasını rica eder…oysa adam firar etmiştir…

    4. Rüzgardan ve Baş Dönmesinden Korkmadan – Tarih – Siyasi- Varoluşcu
    roman
    Bir önceki hikayede bay Kauderer (meteroloji gözlem evinde çalışan kişi), bu öyküde ise Kauderer adında bir silah fabrikası var.
    Sedyeler, hastalar, firar eden askerler, kalabalık, isyancılar, sığınmacılar, canını kurtarmak isteyen insanlar…
    “düşen bir kalabalık” hisseden kadın Irina, yardım eder, kadın hızla ilerler…

    “öykü de peşinden yetişmekte, boşluk üzerine inşa edilmiş bir diyaloğu harf harf aktarmakta zorlanıyor”(Sayfa-91)

    5. Gölgenin Yoğunlaştığı Aşağıya Bakarak – Özdeşleşme – Alaycı- Kaba roman
    Torbaya sokmaya çalıştıkları bir ceset var…Ölü hali ile bile jojo katiline yardım eder. Jojo yaşarken hayatımı mahvetti. Jojo’yu kadın için değil kendim için öldürdüm vede para için. Başıma gelen tüm dertlerden kurtulmayı başardım.
    İnsan adını değiştiremediği gibi geçmişini de değiştiremez.

    6. Birbirine Bağlanan Çizgilerin Ağında – Kaygı – Kaygının romanı
    Duyduğu telefon sesinden kaygılanan adam, hatta koşarken çevredeki evlerden gelen telefon sesi bile onun için önemli, şüpheci, ya intihar eden biri varsa onu vazgeçirmek için arıyorlarsa, ya felçli biri varsa ancak sürünerek gelebiliyorsa telefona ondan uzun uzun çalıyorsa… Sonunda koşarken telefon sesini duyduğu eve girip etrafı dolaşıp içerde kimseyi bulamayınca çıkıp koşmaya devam eder, dönüşte aynı telefon yine çalmaktadır bu sefer önemli diyerek açar bir taraftan da polisten korkmaktadır… Sonunda ilişkiye girdiği kız öğrencisinin tutuklu olduğu haberini telefondan öğrenir…“Kaygı, kişinin dış dünyasından veya iç dünyasından gelen bir uyaranla karşılaştığında yaşadığı, bedensel, duygusal ve zihinsel tepkilerdir. “

    7. Birbiriyle Kesişen Çizgiler Ağında – Saydamlık – Mantıksal – geometrik roman
    Çiçek dürbünü veya kaleydoskop, içine bakıldığında renkli desenler görülen bir aygıt dan esinlenerek aynaların açılarını değiştirerek optik aygıt yapmış anlatıcı. Aynı zamanda optik aygıtlar koleksiyoncusu…aynı zamanda iş adamı…aynalar sayesinde düşmanlarından korunur kendini, aynalarla kendini çoğaltır…Kaçırılmaya karşı örgüt kurar…”Her şey bilgisi ruhta gömülüdür ve benim imgemi sonsuza dek çoğaltan ve özü tek bir imgeye indirgeyen aynalar sistemi, bana kendi ruhumda gizlenen (s-164)

    8. Ay Işığıyla Aydınlanan Yapraklardan Halının Üstüne – İnsanda – Yoldan Çıkmanın Romanı
    Ağaçlardan düşen yapraklar nasıl dalgalanarak yere düşerse, insanda dalgalanarak yoldan çıkabilir.
    Bay Okeda, kızı Makiko, Karısı Miyagi ve evlerinde anlatıcı… Karı koca ilişkileri sorunlu, anlatıcı kızını ayarlamak isterken karısının koynuna düşer, yoldan çıkar.

    9. Boş Bir Mezarın Çevresinde – Kökenler – Yeryüzüne İlişkin -İlkel Roman
    Babasının vasiveti ile hiç görmediği annesini aramaya giden yolcu. Kızıldereli köyünde annasını bulduğunu sandığında onun verdiği yemeğin tadında hiç emmediği sütün tadını bulmaya çalışır.
    Kızıldereli beyaz savaşı, beyaz adamın kötülükleri anlatılır, efsane olmuş kızıldereli… ilkel roman…

    10. Oracıkta Sonunu Bekleyen Öykü Hangisi-Dünya Bitiyor –Kıyamet Romanı

    Dikkate almaması gerekenleri zihninden silen adam gözünün önünden de binaları ve insanları siliyor, ama kendine kötülük yapmayanlara dokunmuyor.
    Heşeyi yoğunlaşarak dünyadan sildi, kültürü, kitapları yok ediyor, bir İspanyolca romandan koptuğu anlaşılan sayfada bir yazı “Amaranta” …bir önceki hikayedeki kızıldereli kız aynı zamanda anne karakteri.
    Sadece kız arkadaşı Franziska kalmalı ve ona doğru boşlukları atlayıp kavuşma…

  2. Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu – Italo CALVINO

    Italo Calvino’nun “Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu” adlı kitabı 1979’da yayınlanmıştır, post-modern edebiyatın en önemli romanlarından biri olarak kabul edilir.

    Kitap 22 bölümden oluşur, Birinci, üçüncü, beşinci, yedinci, dokuzuncu, onuncu ve on birinci bölümleri okurdan bahseder. Okura, ‘sen’ diye hitap eder ve kitabın baş karakteri yapar. Bu bölümlerde ikici tekil şahış ana karakterdir. İkinci şahıs “sen” tüm metin boyunca devam etmez.

    Türk edebiyatındaki örnekleri Tutunamayanlar ve Yeni Hayat’ dır.
    Tutunamayanlar, Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu’dan on sene önce yazılmıştır.

    Kitabın başrollerini Erkek Okur ve Kadın Okur olarak paylaşırlar, Kadın karakterin adı Ludmilla dır, Erkek Okur’un bir adı yoktur. Öteki Okur olarak adlandırılan Ludmilla için Calvino şöyle der (bir kadının olmadığı öykü pek ilgi çekmezdi değil mi)?

    Birinci Bölümde daha ikinci sayfada “Her neyse uzun yıllardır kitap yayınlamayan Calvino’nun kitabı “Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu” nun çıktığını gazete okudun…” diye başlar. Calvino 1972 de yazdığı “Görünmez Kentler”den sonra 1979’a kadar kitap yayınlamamıştır. Bunu da ilk sayfalarda söyleyerek başlar.

    Romanın konusu şöyle: Bir okur Calvino’nun Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu romanını alır ve okumaya başlar. Birinci bölüm bitince kitapta basım hatası olduğunu ve devamının bulunmadığını görür. Kitapçıya gider ve yayınevinin hatası olduğunu ve ayrıca da okuduğunun aslında başka bir yazarın kitabı olduğunu öğrenir. Bu sefer öyküyü beğendiği için bu kitabı alır, ancak daha önce okuduğu ile ilgisinin olmadığını anlar.
    Böylece her defasında okuduğu romanın devamını ararken farklı bir roman okur ve hepsi de yarım kalır. Romanda her bölümde birer roman başlangıcı ya da kısa öykü okuyoruz. Çoğunun sonu yok. Ya da bilerek ve devamını okurun hayal etmesi, tasarlaması isteniyor. Sürekli bu şekilde, asıl istediği öyküyü arayıp her defasında farklı öykülerle karşılaştığımız, bir yapısı var kitabın. Toplam da 10 farklı roman başlangıcı vardır.

    1. Bölüm: Okuru kitabın içine yerleştirme bölümüdür. Önce, okumanı nelerin yarıda kesebileceğini önceden düşünmeye çalış. Sigara şuracıkta olmalı, içiyorsan, kül tablası da. Başka? Çişin var mı? Tamam, kendin bilirsin.” (s. 20 ).

    Sonraki sayfalarda ise, kitapçıda kitap seçme, alıp çıktığımızdaki haz, ona dokunma, hissetme… ..otobüste ayakta giderken açıp bakmak istemek yada araba kullanırken karıştırmak etrafi altüst etmek… gibi kitap sevgisi olan okurun davranışlarını okuruz ve kendimizle bir çoğunu özleştiririz.
    Bu bölümün sonunda (s.24) Calvino kendini över “ yazarın benzersiz tarzı ile buluşmaya hazırsın,.. başkalarından farklı olduğunu kim öylediki? Onun kitaptan kitaba farklılıklar gösteren bir yazar olduğu bilinir, onu tanınır kılan da budur…”

    2. Bölüm: Kitabın hatalı olduğunu anlarsın, 32 sayfadan 17. sayfaya geri dönüşler var.Kitapçıda yayınevinin özür mektubunu okurlar ve Kadın okurla Ludmina ile tanışma.
    Okuduğun kitap Leh romanıymış “Malbork Kasabasının Dışında” yazarı Tazio Bazakbal. Bu noktadan itibaren hikayede “Sen” yani okuyucu, bir takım olaylar dizisi, bir öykü okumanın ikilemleri ve heyecanı ile karşı karşıya kalırız.

    3. Bölüm: Yeni kitabın da hatalı olduğunu anlarsın, 2 sayfa dolu 2 sayfa beyaz yani boş.

    Kadın Okurla konuşup üniversitede Kimmerya dili Prof Uzzi-Tuzzi ile buluşma. (Prof kızgın, kimse Kimmer dilini okumaz, seminerlere gelmez)
    Irneria ise okumamayı başaran kişi Ludmina’nın arkadaşı.
    Burada öğretim sistemine eleştiri vardır. “bize küçükken okumayı öğretiyorlar ve hayatımız boyunca burnumuza dayadıkları yazılı malzemenin kölesi oluyoruz.” (s- 60).
    Dünya üzerinden kaybolan diller konusu işleniyor, akademilerde artık o bölümlerde öğrenci bile yok…

    4. Bölüm: Başkasının okuduğu kitabı ne kadar anlarsın? Okurken aynı zamanda çevirmesi ve dilbilgisi kurallarını konusunda yorum yapması da eklenince romanın içinde kaybolursun…roman bitmemiş ve yeni isimle başka bir yazar tarafından başka bir dilde yazıldığı ortaya çıkıyor. Burada ise profesörün yorumu düzmece olduğu.

    5. Bölüm: “Sen ve Ludmilla bir kahvede oturup durumu değerlendirmesi yapıyorsunuz. “Tekrar özetlersek: Rüzgârdan ya da Baş Dönmesinden Korkmadan değil, Sarp Yamaçtan Sarkarken değil, Malbork Kasabasının Dışında hiç değil, Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu’nun hiçbiri ile ilgisi yok . Bizim yapmamız gereken bütün bu karmaşanın kökenine ulaşmak.” (s. 98-99)

    6. Bölüm: Düzenbaz çevirmen Ermes Marana’nın yaptılarını anlatır. Çevirmenlere de bu bölümde laf vardır, eleştirilirler…bu kitaptaki düzenbaz 5 kıtadan mektuplar yollar…
    Bu kitapların yarım yada hatalı olmasının tek sebebi çevirmen olan Ermes Marana’dır. Kendisi önceden Ludmilla ile ev arkadaşı olup; Kadın Okurun bu kadar kitaplara bağlı olmasından nefret edip kitapları kirletmek için böyle bir işe bulaşmıştır.

    Kadın Okur zaten kendisinden nefret edip, o çevirmenin olmadığı yerlere gidiyordu ama seçtiği bu saçma yöntemler yüzünden benliğinin parçası olan kitap okumayı bırakamazdı. Çevirmen bu kitapların basılmasını ise Japonya piyasası sayesinde gerçekleştirip, aynı isme sahip olduğu halde farklı kurgular barındıran kitaplar basılmasını sağlıyordu.

    Marana’nın asıl işi halkla ilişkiler uzmanıdır ve Flannery ile görüşmüştür (8. bölüm yazar Flannery’in anlatıldığı bölüm).

    Devlet Yapısı, yaşam şekilleri, New York, Japonya, Arabistan, 5 kıtadan olaylar haberler, eleştiriler. Yazarın intihal yapması, yazarın isviçre’de şelale karşısında kitabını yazması, çevirmenin reklamlardan para kazanması (İrlandalı yazar viski, şampanya reklamları vermeye hazır). Eleştiriler, dünyada bunlar oluyor..

    New York’ta yük asansörü, ıssız çölleri andıran mekanlar, tavanlar, … New York’u çok sevmiş Calvino ve New York’da gördüklerini kullanmış.
    Öykülerin babası olarak tanımladığı kişi kızıldereli gibi anlaşılsa da bence Don Kişot’a gönderme var…

    7. Bölüm: Bu bölümde Calvino Kadın Okuru baş role koyar ve “ya sen Kadın Okur…” diye Kadın Okur’un romana nasıl girdiğini, evini, okuduklarını, kitaplıklarını, mutfağını,…anlatır. Sonra da “yalnızca mutfağını inceleyerek senden dışa dönük ve aydınlık bir kadın imgesi yaratılabilir” (s-145).
    Sonra erkek Okur evi inceler…mobilyalar, duvarlar, çicekler, kitaplar, elin altında olan kitaplar, kitaplıktakiler…

    Erkek Okur ile Kadın Okur arasındaki ilişki birbirinden ayrı olan ve sadece ayrı deneyimlerin kısmi karşılaştırmalarıyle iletişim kuran iki istiridye kabuğundan farklı değildir.” (s-148).

    Hiç kitap okumayan Irnerio kitaplardan sanat eserleri yapar ve sergiler açar…
    Marana ile Ludmilla’nın daha önce arkadaşlığını öğrenen Erkek Okur’un kıskançlık duygusu…

    Erkek Okuru sarmalayan bu kıskançlık yüzünden; Kadın Okurun bir zamanlar yanında kaldığı Silas Flannery’i ziyaret ederek, fikir edinmek istemesi. Ama bilmediği bir şey vardır ki, bu yazar Kadın Okura aşıktır.
    Ludmilla ile yazar Silas Flannery’i tanıması…Erkek Okur yazarı bulmaya karar verir…

    8. Bölüm: Evet bu bölümde yazar konuşur, … “Başkalarının yazdığı kitabı okumayalı kaç yıl oldu?” (s-167)

    “…anlamsız bir arzuya kapılıyorum, yazmakta olduğum cümlenin, kadının şu anda okuduğu cümle olmasını istiyorum, bu duygu beni heyecanlandırıyor… cümlemin onun bakışlarında, dudaklarının kıvrımında… yarattığı etkiyi görmek için dürbünle bakıyorum” müthiş bir hayal gücü …

    Bu bölüm de okur yok bir Calvino irdelemesi, sorgulaması var.
    Silas Flannery’i sırayla tüm karakterlerin ziyaret etmesi roman içindeki çok hoş oyunlardan biri. Bu yazarın yerine Calvino’yu koyup okumalıyız…

    Romanda bir de bu aralar bir şeyler yazamayan bir yazar var. Okur kitapların devamını ararken onunla da karşılaşır. Bunu bir bölümde yazarın günlüklerini okurken öğreniyoruz.
    Yazar ayrıca bir roman fikrini de yazıyor günlüğüne. Bu da aslında Calvino’nun yazdığı romandır. Bu kısımda romanın çok kısa bir özetini okuyoruz yazarın günlüğünden.

    Calvino, hem yazarın, hem de okurun kişiliklerinin inceler. Genelde iki çeşit yazar vardır. Birbirlerinin zıddı olan üretken yazar ve azap çeken yazar.

    Üretken yazar, çoksatar bir kitap olmaya aday kitabını su gibi geliştirirken, azap içindeki yazar tırnaklarını yer, kafasını kaşır, kağıtları buruşturur, abur cubur yemek için masasından kalkar, ve gününü hikayesinin yönünü tespit eden notlar alarak noktalar. Üretken yazar, eziyet çeken okuru sevmez fakat acı çeken, ama yazınındaki o aydınlatıcı noktaya yaklaşmış olan yazara da gıpta etmekten kendini alıkoyamaz.

    Acı çeken yazar ise toplumun isteklerine göre, bilgisayarla üretilmiş romanlar yazan üretken yazarı kınar. Ama yine de kendini bu kadar güvenle ifade eden yazarı da kıskanmaktan kendini alıkoyamaz. Sonuçta acı çeken yazar üretken yazar gibi üretken yazar da acı çeken yazar gibi yazmak isterler. Calvino içimizdeki bu gerçekleri katı bir felsefi anlatımla değil, hafif, komik karakterleri içeren öykülerle kaleme alır.

    Kitabın anlatıcılığı görevini üstlenen Okur vardır. Ayrıca okurun romantik ilişkide olduğu başka bir okur, hatta yazarlar ve okurlar arasında ilişkiler vardır. Kitapta her iki tür yazarın da ulaşmak istediği “Mükemmel Okur” düşüncesi işlenir.

    Komik olaylar çerçevesinde Calvino bizim özümüzü yakalar – sahip olmadığımızı elde etmek için arayışımızı. Bu üretken yazar ile konuklarından biri arasında geçen bir konuşmada dile getirilir.
    – Dürbünümle vadinin dibindeki terasta kitap okuyan bir kadını izleyebiliyorum okuduğu kitabın rahatlatıcı mı yoksa tedirgin edici mi olduğunu merak ediyorum.
    -Kadın nasıl görünüyor size? Rahat mı, yoksa tedirgin mi?
    -Rahat.
    -Demek ki tedirgin edici kitaplar okuyor (s-188)

    Sayfa 192’de Silas Flannery: “…Bunun üzerine romanlarımın yalnızca başlangıçlardan oluşan bir kitap yazmaya karar verdim. Kahramanı, sürekli kitabı yarıda kalan bir Erkek Okur olacaktı. Erkek Okur Z yazarının A romanını satın alacaktı. Ama bu kusurlu bir kopya çıktığı için okumayı sürdüremeyecekti… İşin içine bir Kadın Okur, düzenbaz bir çevirmen, bu günce misali günce tutan yaşlı bir yazar da katabilirdim…”

    Burada başından beri yazdıklarınının özeti var, yapacağım dediği şeyleri zaten yaptı…

    Bir anlamda kendi yazdığı romanın okuru konumuna geliyor. Yani burada okurla yazar arasındaki ayrımın kalktığını görüyoruz. Yazar kendi yazdığı romanı, okur olarak okuyor.

    9. Bölüm: “Ay Işığıyla Aydınlanan Yapraklardan Halının Üstünde” romanını bitiremeden uçak yolculuğu biter. Polisler kitaba el koyar, kitap Ataguitania’ya giremez.

    Ayın Aydınlattığı Yapraklardan Bir Halının Üzeriinde kitabı da Okur’un başlangıcını okuyacağı başka bir romandır, elinden alınmadan önce. Peki bütün bu karışıklıklar nasıl yaşandı. Bu durum sahtekâr bir çevirmen ile açıklanıyor. Okur da onun peşine düşüyor ve her şeyin sahteci olduğu bir ülkede buluyor kendini.

    “Düzmece işine bir kez girdin mi bir daha duramazsın. Düzmecilik yapabilen her şeyin sahtesinin yapıldığı bir ülkede bulunuyoruz: Müzedeki tablolar, külçe altınlar, otobüs biletlerinin. Karşı devrim ve devrim düzmece darbeleriyle mücadele ediyorlar, sonuç olarak kimse neyin gerçek neyin düzmece olduğundan haberdar değil, siyasi polis gizlice devrimci eylemlerde bulunur ve devrimciler polis kıyafetine bürünürler.” (s. 206).

    Burada her şey var ülkede sahtecilik, devrim, karşı devrim, siyasi polis, …

    Erkek Okur Japonya’ya ayak bastığında ise yanında yasaklı kitap barındırdığından hapse atılmıştı. Hem de kimlik değiştiren, Ludmilla’nın kardeşi Lotaria ile beraber.

    Ve son sayfalarda işler o kadar karmaşık bir hal almaya başlıyor ki… Ben polisim diyen biri casus, casusum diyen biri polis çıkabiliyordu.

    10. Bölüm: Ircania ülkesinde rejim ayrı uygulama farklı ve devlet görevlilerinden açıklamalar…en güzel kitaplıklarda misafir olurken kopyalanan kitaplar, micro filime alınanlar,…, yasak kitaplar, sansürlenenler. Farklı ülkeler, farklı rejimler de uyguylanan sistemler anlatılır, Burada rejime karşı olanların da yazması ve dengenin sağlanmasından söz edilir.

    11. Bölüm: “Erkek Okur, dalgaların oradan oraya deniz yolculuğunun artık bir rıhtım bulmasının zamanı geldi, Okur. Hangi liman büyük bir kitaplıktan daha güvenli olabilir? Kuşkusuz kentte bir kitaplık var, o kitaplıktan yola çıkmıştın, kitaptan kitaba atlayıp bütün dünyayı dolaştıktan sonra gene o kitaplığa döndün. Bir tek umudun kaldı, o da , okumaya başladığın an buharlaşıp elinden uçan o on romanı bu kitaplıkta bulabilmek.” (s. 243)
    Burada birkaç okurla söyleşme okuma eylemini paylaşım var…

    – Birisinin bakışları etrafta dolaşır elindeki kitapta değil, “benim okuma biçimimdir” diyerek kendini savunur.

    – İkinci okur benim dikkatim yazılı satırlardan hiç kopmaz…

    – Üçüncü okur, her kitabı birden fazla sefer okurum ve her seferinde ilk kez gibidir. Metnin ruhuna daha fazla sokulurum.

    – Dördüncü okur, okuduğum her yeni kitap, okumalarımın bütünü olan tek kitabın parçalarını oluşturur. )birbirini tamamlar gibi?)

    – Beşinci okur, okuduğum kitaplar tek bir kitaba çıkar..

    – Altıncı okur, kitabın başlığı yada ilk birkaç cümlesi hayal gücümü ve içimi tutuşturur.

    – Yedinci okur, benim için sonu önemlidir varış noktası, beni götürdüğü yer…

    Erkek Okur-Yazarın okuma tanımı(bence) “ben bir kitapta sadece yazılı olanı okumayı, ayrıntıları bütünüyle birleştirmeyi, bazı okumaları kesin olarak yorumlamayı, bir kitabı ötekinden ayrı tutmayı, her birindeki yeni olan için okumayı severim. Herşeyden çok kitabı başından sonuna kadar okumayı severim” (s-246).
    Karakterler

    Erkek Okur: Romanın baş kişilerinden. Kayıp metinleri arayan Okur. Aradığı metinlerin peşinde farkında olmadan kendi hayatının öyküsünü yazıyor.

    Ludmilla: Dişi Okur. İdeal okur. Yazar dahil herkes ona aşık.

    Lotario: Kitapların sadece akademik incelemeleriyle ilgilenen kötü okur. Ludmilla’nın ablası.

    Irnerio: Kitap okumayan ama kitapları sanat için kullanan bir tasarımcı.

    Ermes Marana: Türlü türlü işlere bulaşmış sahtekâr çevirmen ve kötü okur.

    Silas Flannery: Calvino’nun kendi romanının okuru olmak için kitaba koyduğu yazar. Calvino…

    Sonuç
    Binbir Gece Masalları’ında anlatımın sürekli bölünerek öykü içinde yeni bir öyküye geçilmesi gibi Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu da 10 öykünün sadece başlangıçlarını verip araya olayların girmesi de bana benzer gelen diğer bir noktaydı.

    Bu kitapta tüm okuma eylemlerinin ele alındığını görüyoruz.
    Calvino “Başlayan, ama bitmeyen öyküler dünyasında yaşıyoruz,” der.

    İnternetten aldığım bilgilere göre, “İtalo Calvino’nun “Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu’”su, kazandığı uluslararası başarıyla, çağdaş İtalyan romanının kapandığı ‘in’ den çıkmasına katkıda bulunmuş, bu başarıya yıllar sonra, ancak Umberto Eco’nun “Gülün Adı” romanı erişebilmiş.

    Bir Kış Gecesi Eğer bir Yolcu, öykünün yaratılması üzerine yazılmıştır ve öykünün yaratıldıktan sonraki yaşamını anlatır.

    Kitabın diğer bölümleriyle uyumlu mükemmel bir sonu da vardır.

    Söyle bakalım, aklından geçen ne, sevgili Okur.
    Bir kış gecesi… Calvino’nun romanlarından ve bütün romanlardan alabildiğine farklı. bu romanın konusu ‘roman sanatı’ daha doğrusu, ‘yazmak’ yazar, bir kış gecesi’inde bir yazın kazı bilimcisi gibi roman kazısı yapıyor; okuma eylemini irdeliyor. sizler, bayanlar ve baylar, okur kimliğinizle bu romanın en önemli kahramanısınız. bu nedenle, yayımcı olarak sizi uyarmayı gerekli görüyoruz: Calvino, aynı zamanda, okur’un da kazısını yapıyor elinizdeki kitapta.

    Calvino kitapta kurmaca ve anlatı sanatı ile birlikte aynı zamanda okuma eylemi üzerinde de duruyor, ve son bölümde (11. bölüm) okuma eylemini kendi açısından özetliyor.

Bir Yorum Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s