Ekin Yazın Dostları

Kitap Okurlarının Buluşma Noktası

Archive for 18 Eyl 2018

İkna (Jane Austen)

Posted by sinaniy 18 Eylül 2018

ikna - jane austenMarmaris 1. Grup Mayıs 2019

Jane Austen’ın ölümünden önce tamamladığı son romanı olan İkna, yazarın sıkıntılı yıllar geçirdiği Bath kentinde geçen dokunaklı bir aşk hikâyesi üzerine kurulu. Romana adını da veren ‘ikna’, işlenen temel konularından biri. Romanın kahramanı güzel, hassas ve iyi yürekli Anne Elliot, kibirli, para ve mevki düşkünü Sir Walter’ın ortanca kızıdır; 19 yaşındayken nişanlandığı ve sevdiği genç donanma yüzbaşısı Wentworth’ten ayrılması için ailesi genç kızı ikna eder. Nedeni, yüzbaşının parasız olması ve soylu bir aileden gelmemesidir. Sekiz yıl sonra genç adam geri döndüğünde, katıldığı savaşlarda kazandığı paralarla servet sahibi olmuş, donanmada da terfi etmiştir. Yirmi yedi yaşına gelmiş olan Anne ise artık evde kalmış bir kız sayılmaktadır. İki genç birbirlerini unutamamış olsalar da Yüzbaşı, Anne’i bağışlamamıştır. Çevrenin müdahaleleri ve ikna çabaları bu kez nasıl bir sonuç verecektir. Jane Austen yaşadığı toplumu ironik ve sert bir dille eleştirirken, 19. yüzyıl başı İngiltere’sine ve İngiliz orta sınıfının aile, evlilik, servet, mevki konularındaki görüşlerine de geniş bir pencere açıyor.

“İkna’nın hem tuhaf bir güzelliği hem de tuhaf bir durgunluğu var. Jane Austen’ın daha önce hiç denemediği bir şeyi yapmaya çalıştığı hissediliyor. İkna’da yeni bir nitelik var, belki de bu özellik nedeniyle bazı eleştirmenler İkna’ya, ‘Austen’ın yapıtlarının en güzeli’ demişlerdir. Jane Austen bu kitapla birlikte, dünyanın sandığından daha büyük, daha gizemli ve daha romantik olduğunu keşfetmeye başlamıştır.”
-Virginia Woolf-

Posted in Haberler | Leave a Comment »

Kinyas ve Kayra (Hakan Günday)

Posted by sinaniy 18 Eylül 2018

kinyas ve kayra - hakan günday
Marmaris 1. Grup Haziran 2019
Ankara 2. Grup Mart 2017

“Hiç uykum yok. Hiç uyuyamıyorum. Domuz gibi içiyorum. Ama gözlerimi kapalı bile tutamıyorum. Sabaha beş saat var. Annemi düşünüyorum. Nerededir şimdi? Aynada kendime bakıyorum bazen. Ve tek kelime etmesem bile vücudum yaşadıklarımı, hayattan ne anladığımı anlatmaya yetiyor. Sağ omuzuma kendi çizdiğim kelebek, beğenmediğim için üzerine attığım çarpı işareti ve altında aynı kelebeğin bir Japon tarafından çok daha iyi işlenmişi. Sol dirseğimin iki parmak yukarısındaki kurşun yarası. Bileklerimdeki otuz dört dikiş. Medeniyeti bir aralar, herkes gibi yaladığımı kanıtlayan apandisit ameliyatımın izi. Ve sırtımı kaplayan, Tanrı’nın yüzü. Bilmiyorum… Hızlı yaşadım. Ama genç ölmekten çok, hızlı yaşlandım! Ama hayattayım.

Kayra, bir gün bana ‘Mutsuzluğuna hiçbir çare aramıyorsun’ demişti.”

Posted in Ankara 2. Grup | Leave a Comment »

Don Quijote (Miguel de Cervantes Saavedra)

Posted by Aydın Ergil 18 Eylül 2018

Don QuijoteMarmaris 1. Grup Nisan 2019
İstanbul 1. Grup Şubat 2015

“Romanın ‘öz’ babası Miguel de Cervantes Saavedra, kendisini izleyen tüm romancıları yapıtlarının ‘üvey’ babası konumuna düşüreceğini -çünkü Don Quijote’den şu ya da bu biçimde etkilenmemiş tek büyük romancı yoktur- (…) okuruna seslenirken bilebilir miydi?”

Jale Parla’nın yerinde saptamalarıyla: “Shekaspeare’le birlikte belki de ilk kez ‘modern’ okuru düşleyen” ve sadece “şövalye romanları”nın değil, “Rönesans’ta kullanılan bütün yazınsal türlerin otoritesini yıkan” bu öncü yazarın, “1605 yılından beri en çok okunan, en çok sevilen, en çok yorumlanan ve yeniden en çok yazılan” ve belki postmodern anlatıyı bile dört yüzyıl önceden haber veren bu öncü romanı, ilk kez tam anlamıyla Tükçede.
La Mancha’lı Yaratıcı Asilzade Don Quijote, Roza Hakmen’in İspanyolca aslından yaptığı tam metin çeviriyle (ve Ahmet Güntan’ın şiir çevirileriyle) nihayet dilimizde.

Posted in İstanbul 1. Grup | Leave a Comment »

Bulantı (Jean Paul Sartre)

Posted by sinaniy 18 Eylül 2018

bulantı - Jean Paul Sartre

Marmaris 1. Grup Ocak 2019
İstanbul 5. Grup, Kasım 2015 

20. yüzyılın önde gelen aydınlarından Jean-Paul Sartre, romanları, oyunları ve düşünce yazılarıyla varoluşçuluk düşüncesini olduğu kadar bütün bir yüzyılı da derinden etkilemiştir.

Bulantı, 20. yüzyılın en etkili düşünürlerinden Jean-Paul Sartre’ın ilk romanı. Bireyin kökten özgürlüğünü vurgulayan varoluşçu akımın sözcülüğünü üstlenen Sartre, adını 1938’de yayımlanan bu romanıyla duyurmuştu. Günlük biçiminde yazdığı bu kitabında, romanın kahramanı Roquentin’in dünya karşısında duyduğu tiksintiyi anlatıyordu. Bu tiksinti yalnızca dış dünyaya değil, Roquentin’in kendi bedenine de yönelikti. Kimi eleştirmenler romanı hastalıklı bir durumun, bir tür nevrotik kaçışın ifadesi olarak değerlendirdilerse de, Bulantı, yansıttığı güçlü bireyci ve toplum karşıtı düşüncelerle, sonradan Sartre’ın felsefesinin temellerini oluşturacak birçok konuya yer veren özgün bir yapıttı. “Varoluş”la yüz yüze gelen Roquentin’in geçirdiği değişimi anlatan Bulantı, varoluşçuluğun kült kitaplarından biri oldu. 20. yüzyıl roman sanatında da önemli bir yeri olan bu kitabı, Selâhattin Hilâv’ın usta işi çevirisiyle sunuyoruz. -Yayınevinin kitap tanıtım yazısı-

Posted in İstanbul 5. Grup | Leave a Comment »

Çanlar Kimin İçin Çalıyor (Ernest Hemingway)

Posted by sinaniy 18 Eylül 2018

çanlar kimin için çalıyor - ernest hemingwayMarmaris 1. Grup Kasım 2018

Ernest Hemingway’in dünyayı sarsan Çanlar Kimin için Çalıyor romanı, İspanya İç Savaşı sırasında dağlarda savaşan bir gerilla grubunu anlatır. Hemingway kitabın adını John Donne’un bir vaazından almıştır. Eskiden kiliselerdeki çanlar vaftiz, ölüm, nikah gibi törenlerin yanı sıra savaşta zafer kazanmak gibi önemli olayların duyurulmasında da kullanılıyordu. Hemingway’in eşsiz romanına esin kaynağı olan Donne’un sözleri şöyleydi:

İnsan ada değil ki
Yetsin kendi başına
Bir çakıl yerkürede
Okyanusta bir damla

Bir kum tanesi kopsa kıyısından
Küçülür Avrupa
Bir burun eksilmiş gibi anakaradan
Kendi toprağını yitirmiş gibi ya da bir dost yurtluğunu

Bir kişi bile ölse eksilirim ben
Tüm insanlığın parçasıyım dedim ya
Sorma her seferinde
Çanlar kimin için çalıyor diye

Hemingway’in filmlere, tiyatrolara, şarkılara konu olan ünlü romanı İspanya İç Savaşı‘nda bir köprüyü uçurmak için görevlendirilen bir gerilla grubunun dört günlük hikâyesini anlatır. Dağda ölümle yaşam, cesaretle korku, çaresizlikle umut kol koladır. Faşizme karşı birleşen köylüler, çingeneler, öğretmenler kendilerinden çok güçlü bir orduya karşı inançla, umutla savaşırlar. Kahramanlık, savaş, mücadele. Ve aşk: Romandaki kahramanlardan birisi olan Pilar’ın söylediği gibi “Çünkü tüm yiğitliğine karşın yapayalnız kalabilir insan”.

Savaş karşıtı romanlar arasında, en tepedeki yerini koruyan Çanlar Kimin İçin Çalıyor’u okurken savaşın nasıl bir cinayet olduğunu görmek bir yana içinizde hissedersiniz. Hemingway’in sadece şu sözleri bile savaşa bakışı hakkında yeterli bilgiyi verebilir: “Kötü yönetilen bir ülkenin ilk uğrağı parasını değersizleştirilmek, ikincisi savaştır. İkisi de geçici bir refah sağlar ama kalıcı bir yıkım getirir. İkisi de politik ve ekonomik fırsatçıların sığınağıdır.”

Roman Hemingway’in kendi yaşamından da izler taşır. 1936’da Florida’da savaş muhabiri Martha Gellhorn ile tanışıp birlikte İspanya’ya giden Hemingway, İspanya İç Savaşı sırasında muhabirlik yaparak romanda geçen pek çok olaya tanıklık etmiştir. Fidel Castro’nun esin kaynağı ve en sevdiği roman olan Çanlar Kimin İçin Çalıyor Le Monde’un Yüzyılın Yüz Kitabı listesinde de sekizinci sırada yer almaktadır. Fidel Castro, dağda Batista güçleriyle çarpışırken öğrencilik yıllarında okuduğu Çanlar Kimin İçin Çalıyor romanından yararlandığını ve romanda düzenli bir orduya karşı çarpışan gerilla güçlerinin yeni stratejiler geliştirme konusunda kendisine esin verdiğini belirtmiştir.

Kitabın önsözünü yazan Ataol Behramoğlu kitabın bir savaş, devrim, felsefe, aşk ya da serüven romanı gibi okunabileceğini söyledikten sonra ekliyor: “’Çanlar Kimin İçin Çalıyor’, sanıyorum ki bütün bunların toplamıdır”. Aşkı, ölümü, savaşı ve direnişi olduğu gibi, tüm çıplaklığıyla yazar Hemingway. Aşk sözcükleri kalbinize işler, direnişçiler dürbünün ucunda bir düşman askeri görünce sizin de içiniz ürperir ve savaşın nasıl bir cinayet olduğunu okurken mideniz ağzınıza gelir.

Aşkın ve direnişin Guadarrama Dağları‘ndan tüm dünyaya uzanan destanıdır ‘Çanlar Kimin İçin Çalıyor’, sadece İspanya’nın ve İspanyol devrimcilerinin değil tüm insanlığın, tüm direnenlerin romanıdır. Romanın daha ilk sayfasında söyler bunu Hemingway: Yeryüzünün herhangi bir yerinde bir insan ölürse senin de bir parçan ölür onunla birlikte. Onun için sorma. Bir çan sesi duyduğunda bil ki, o çan senin için çalıyor.

Posted in Haberler | Leave a Comment »