Ekin Yazın Dostları

Kitap Okurlarının Buluşma Noktası

Archive for 09 Tem 2018

Işığın O Kör Edici Yokluğu (Tahar Ben Jelloun)

Posted by sinaniy 09 Temmuz 2018

ışığın o kör edici yokluğu - Tahar Ben JellounAnkara 3. Grup Ekim 2018

10 Temmuz 1971’de bir grup Faslı asker, Fas Kralı II. Hasan’a bir suikast düzenler. Başarısızlıkla sonuçlanan bu girişimin ardından elebaşı olarak görülen subaylar öldürülür, kalanlar ise aylarca sorgulanır. Sorgulananları korkunç bir son beklemektedir. Tazmamart zindanlarında kör kuyudan farkı olmayan hücrelere kapatılırlar ve tam on sekiz yıl insanlık dışı koşullarda  yaşatılırlar. Bu cehennem yıllarından sağ çıkanlar 1991’de serbest bırakılırlar. Yaşamayı, konuşmayı, yemek yemeyi unutmuş insanlardır bunlar. Bu roman, içlerinden birinin, Aziz’in anlattıkları üzerine kurulu. Fas doğumlu yazar Tahar Ben Jelloun, yirminci yüzyılın bu dramını, zindanların kulağı sağır eden sessizliğini, gözleri kör eden ışıksızlığını, unutuluşu ve yok oluşu romanının sayfalarına taşıyor. Bir mahkumun gözüyle direnişi, hayata tutunma çabalarını, insanoğlunun acımasızlığını ve insanlığın bitişini anlatıyor. Dehşetin gerçekliğini anlamak ve herkesin anlamasını sağlamak için.

Reklamlar

Posted in Ankara 3. Grup | Leave a Comment »

Akşam Yemeği (Herman Koch)

Posted by sinaniy 09 Temmuz 2018

Akşam Yemeği - Herman KochAnkara 3. Grup Ağustos 2018

“Çocuğunuz bir suçluysa, onu korumak için ne kadar ileri gidebilirsiniz?”

Eserlerinde orta sınıflara getirdiği ironik-eleştirel yaklaşımıyla tanınan Hollandalı yazar Herman Koch, yeni romanında da “sıradan” görünen bir olaydan hareketle, bir yandan Hollanda toplumunun sosyal özelliklerini sıkı bir eleştiri süzgecinden geçirirken, diğer yandan da evrensel bir ahlaki sorgulama yapıyor.

Paul Lohman, karısı Claire, ünlü bir siyasetçi ve Başbakan adayı olan ağabeyi Serge Lohman ve onun karısı Babette, çocuklarının geleceğini konuşmak üzere şık bir restoranda akşam yemeği için bir araya gelirler. Gelecek seçimlerde Başbakan olmasına kesin gözüyle bakılan, kameralar karşısında belirli bir karizması olan, ancak aile içinde beceriksizliği ve görgüsüzlüğü gözlerden kaçmayan Serge Lohman yemek boyunca alçak gönüllü bir tavır içindedir. Ancak aile çok geçmeden kendilerini büyük bir ikilemin içinde bulacak ve akşam yemeğinin yönü değişecektir.

Paul televizyondaki bir programda, oğlu Michel ve Serge ile Babette’in oğulları Rick’in, güvenlik kameralarına takılmış görüntülerini izler. Bu görüntüler gençlerin bir telefon kulübesinin içinde yatan evsiz bir kadını ateşe verdiklerini göstermektedir. Üstelik bu görüntüler Rick’in üvey kardeşi Beau tarafından cep telefonuna da çekilmiş, Youtube’a düşmüştür . Beau iki genci, görüntülerin tamamını internete koymakla tehdit etmektedir. Şimdilik olayın gerçek faillerini sadece aileleri bilmektedir. Peki onlar ne yapacaklardır? Kendi çocuklarını ele mi vereceklerdir, yoksa olayın üstünü kapatmaya mı çalışacaklardır?

Herman Koch Akşam Yemeği’nde çok önemli ahlaki sorular yöneltiyor okuruna. Çarpıcı, nefes kesici ve çok etkileyici bir romanla karşı karşıyayız.

Posted in Ankara 3. Grup | Leave a Comment »

Ankara Mahpusu (Suat Derviş)

Posted by sinaniy 09 Temmuz 2018

ankara mahpusu - suat dervişAnkara 2. grup Eylül 2018

Şehir, sokaklarda sürünenler, köprü altında yatanlar, arsalarda, oyuklarda, kovuklarda tüneyenler… binlerce biçare, binlerce sefille doluydu. Bu tıklım tıklım şehrin tek insanları, yalnız insanları nereye giderler, onu kimse bilmezdi.

Vasfi, tıp fakültesinde okurken mahallesindeki Zeynep adlı kıza âşık olur. Gözü Zeynep’in aşkından başka bir şey görmeyen Vasfi, Zeynep’in büyük amcasıyla evlenmesinin ardından yıkılır. Zeynep’e toz kondurmayan Vasfi, bir gün kuzeninin Zeynep’in foyasını ortaya çıkarmak için kumpas kurduğunu öğrenince, Zeynep için hiç tereddütsüz, düşünmeden kuzenini öldürür. Uzun yıllar süren hapis hayatından sonra Vasfi, yeniden hürriyetine kavuşur ve insanlar arasında kendine bir yer bulmaya çalışır. Tutunacak hiçbir şeyi olmayan Vasfi’nin artık ne parası ne kalacak bir yeri ne de kimsesi vardır. Vasfi’ye ait tek yer sokaklardır…

Suat Derviş’in 1957 yılında Fransa’da yayımlanan ilk Türk romanı olma özelliği taşıyan ve Türkiye’de “Zeynep İçin” adıyla yayımlanan romanı Ankara Mahpusu ismiyle Türkiye’de ilk kez 1968 yılında yayımlanır. 18 dile de çevrilen bu eserinde Suat Derviş, bir aşk için hürriyetinden vazgeçen Vasfi üzerinden umudun, özgürlüğün öyküsünü kaleme alır. Ayrıca yıkılan bir imparatorluğun yerine kurulan yeni bir sistem içinde kendine yer bulamayan insanların hikâyesinin düşündürücü portresini de çizer Suat Derviş. Yazar, diğer eserlerinden farklı olarak ilk kez bu eseriyle umuda ve mutluluğa göz kırpar.

Posted in Ankara 2. Grup | Leave a Comment »

Iza’nın Şarkısı (Magda Szabo)

Posted by sinaniy 09 Temmuz 2018

Iza'nın Şarkısı - magda szabo Ankara 2. Grup Ağustos 2018
Ankara 3. Grup Nisan 2018

Iza, babası ölünce yalnız kalan annesini yanına almak ister. Doktor kızıyla gurur duyan yaşlı kadın, sürdürdüğü taşra hayatını, anılarını, alışkanlıklarını, bir anlamda kimliğini bırakıp başkente taşınır. Ne yazık ki, yirminci yüzyılın ikinci yarısında, savaş sonrasında büyük bir hızla değişen Macar toplumunda, yalnızlık ve kuşak çatışması anlamına gelmektedir bu.

Szabó ilk kez 1963 yılında yayımlanan romanında, insani değerlere en bağlı, en idealist kişilerin bile yakınlarını anlamakta nasıl yetersiz kalabileceğini, insan ilişkilerine sızan empati yoksunluğunu anlatıyor.

“Magda Szabó’yu keşfettiyseniz altın bir balık yakaladınız demektir. Yazmakta olduğu bütün kitapları alın, ileride yazacaklarını da.”    – Hermann Hesse-

Posted in Ankara 2. Grup, Ankara 3. Grup | Leave a Comment »

6.27 Treni (Jean-Paul Didierlaurent)

Posted by sinaniy 09 Temmuz 2018

6.27 Treni - Jean Paul Didierlaurent
İstanbul 2. Grup Temmuz 2018
Ankara 2. Grup Temmuz 2018

36 yaşındaki Guylain Vignolles kâğıt geri dönüşüm fabrikasındaki işinden nefret eden yalnız ve mutsuz bir adamdır. Hayatı, sıkça sohbet ettiği küçük kırmızı balığıyla birlikte yaşadığı ev ve çalıştığı fabrika arasında geçer. Görevi, kitapları paramparça eden korkunç makine Zerstor 500’ü kullanmaktır.

Çalıştığı işletmede iki dostu vardır, biri ürkünç makinenin ayaklarını yediği Guiseppe, diğeri ise sadece aleksandrin hece vezniyle kurduğu cümlelerle konuşan bekçi Yvon Grimbert. Kitapları yok etmekten duyduğu vicdan azabından kurtulmanın yolunu, her gün bindiği banliyö treninde, Şey’den söküp aldığı birbirinden bağımsız kitap sayfalarını yüksek sesle okumakta bulan Guylain, tekdüze hayatının akışının vagonda bulduğu o akıllı bellekle birlikte değişeceği umuduna kapılır. Minik aletin içindeki metinlerin yazarının peşine düşen bu umutsuz, şehirli adamın küçük hayatı büyük bir dönemecin eşiğindedir artık.

Edebiyat alanındaki ilk başarılarını, yazdığı öykülerle, kazandığı prestijli ödüllerle yaşayan Fransız yazar Didierlaurent, bu ilk romanıyla, başta ülkesinde olmak üzere dünya çapında adından sıkça söz ettirdi. Yayımlandığı yıl bir edebiyat fenomeni olarak kabul edilen roman, kısa sürede 29 dile çevrildi.

Posted in Ankara 2. Grup, İstanbul 2. Grup | Leave a Comment »