Ekin Yazın Dostları

Kitap Okurlarının Buluşma Noktası

Archive for Temmuz 2018

Sarı Yazma Söyleşisi ile Rıfat Ilgaz’ı Cide’de Andık

Posted by Aydın Ergil 27 Temmuz 2018

Ekin Yazın Dostları bir önemli projeyi daha başarıyla sonuçlandırdı. İstanbul öbeklerinden 36 kişi yaşamını yitirişinin 25. yılında Rıfat Ilgaz’ı Cide’de andı. Geziye Rıfat Ilgaz’ın oğlu Aydın Ilgaz da katıldı.

13 Temmuz’da sabah erken saatlerde İstanbul’dan hareket eden otobüs önce Amasra’ya ulaştı. Grubumuzu Amasra’da Ereğli öbeğinden Çetin ve Mine Yılmaz ile Bartın’dan bizi görmek için gelen Feray Taşkıran ve eşi karşıladı. Balıkçının Yeri’nde yenen balıklardan sonra yerleşim merkezi ve kale gezildi. Akşama doğru Cide’ye ulaşıldı, akşam yemeğinde Ekin Yazın Dostları aynı sofrada buluştular.

Rıfat Ilgaz Parkı

14 Temmuz’da, Rıfat Ilgaz Parkı’nda toplu fotoğraf çekiminden sonra Rıfat Ilgaz’ın doğduğu ev olan  Kültür ve Sanat Evi ziyaret edildi. Yine toplu fotoğraf çekiminin ardından hemen yandaki binalardan birinde bulunan Atatürkçü Düşünce Derneği lokali’ne geçildi ve Sarı Yazmalar satın alındı.

Rıfat Ilgaz Müzesi

Gezinin ana hedefi olan Sarı Yazma söyleşisi Saat 14:30’da başladı. Toplantıya aydın Cideliler de katıldılar. Yazar ve kitap hakkında sunulan kısa bilgiden sonra Aydın Ilgaz, Rıfat Ilgaz’ı, Sarı Yazma’nın yazılış öyküsünü ve anılarını anlattı. Daha sonra okur sorularına geçildi.

Toplantı sona erdikten sonra doğa da bir gösteri hazırlamıştı. Dolu ve şiddetli yağmur Karadeniz’de bir anda iklimin nasıl değişebileceğinin kanıtı oldu. Grup, dolu sonrası toplu halde Gideros’a giderek, bir kez daha dost sofrasını kurdu.

15 Temmuz’da izlencede Safranbolu vardı. Cam Teras’da başlayan gezi, öğle yemeği ve yerleşim merkezi gezisiyle sürdü. Dönüş yolculuğunda ise İstanbul’a giriş yollarının neredeyse tümünün kilitlenmesinden ötürü grup geç saatlerde evlerine ulaşabildi.

Posted in Haberler, Projelerimiz | Leave a Comment »

Anitta’nın Laneti (Mahfi Eğilmez)

Posted by sinaniy 18 Temmuz 2018

anittanın laneti - mahfi eğilmezİstanbul 3. Grup Ağustos 2018

Anadolu´da bizden önce yaşayıp da büyük bir imparatorluk kurmuş olan Hititler hakkında bilgimiz ne yazık ki çok değil… Örneğin Kadeş Savaşı Hititlerin üstünlüğüyle sonuçlandığı halde, dünya çoğunlukla bunu bir Mısır zaferi olarak biliyor. Aynı toprakları üç bin yıl arayla paylaştığımız Hititlerin de tıpkı bizim gibi kendilerini anlatamadıkları bir gerçek… Mahfi Eğilmez, “Anitta´nın Laneti”nde, MÖ 1800 ile 1200 yılları arasındaki Hitit kralları, kraliçeleri, prens ve prenseslerinin yaşadıkları çeşitli gerçek olayları, entrikaları, savaş ve barışları öyküleştirerek, okunması kolay ve zevkli bir Hitit tarihi sunuyor.

Posted in İstanbul 3. Grup | Leave a Comment »

Hacı Murat (Lev Nikolayeviç Tolstoy)

Posted by sinaniy 18 Temmuz 2018

hacı murat - Lev Nikoleyeviç TolstoyBodrum 1. Grup Ağustos 2018

1854’te Kırım Savaşı’na subay olarak katılan Tolstoy, bu döneme dair izlenimlerini Hacı Murat’ta bütün canlılığıyla romana aktardı. Savaşan taraflar kadar, egemenler ve uyrukları arasındaki ilişkilerin sergilenişi, kişilerin ve coğrafyanın kusursuz tasviri bu esere güçlü bir gerçeklik duygusu kazandırmaktadır. Tolstoy’un 1896-1904 yılları arasında yazdığı Hacı Murat, ölümünden sonra 1912’de yayımlandı. Tolstoy’un ölümünden bir sene sonra basılan son romanı Hacı Murat, hem savaş ve siyasetin doğası hem de iki farklı kültür ve dünya arasına sıkışıp kalmak hakkında bir hikâye.

Tolstoy, gerçek olaylardan esinlenerek yazdığı bu romanda, Rus İmparatorluğu’na karşı kanının son damlasına kadar kahramanca savaşmış Çeçen isyancı Hacı Murat’ın hikâyesini anlatır. Çeçen lideri Şeyh Şamil’e anlaşmazlığa düştükten sonra Rusların tarafına geçen Murat, çok geçmeden her iki tarafın da güvenini kaybettiğini fark eder. Ruslar tarafından önce sıcak bir karşılama görse de, hemen sonrasında casus olduğu şüphesiyle hapse atılır. Karısı ve oğlunun Çeçenlerin eline düştüğünü öğrendiğindeyse, her şeyi göze alarak ailesini kurtarmak üzere yollara düşer. Ortak bir amaç için savaşan iki adamı karşı karşıya getiren bu mücadele dolu hikâye, yüzyıllar öncesinden bugüne uzanan siyasi sorunların doğasına da ışık tutuyor.

“Tolstoy olmasaydı, edebiyat, çobanı olmayan bir sürü, içinden çıkılamaz bir kördüğüm olurdu.”
-ANTON ÇEHOV-

Posted in Bodrum 1. Grup | Leave a Comment »

Devlet Ana (Kemal Tahir)

Posted by sinaniy 18 Temmuz 2018

devlet ana - kemal tahirBodrum 1. Grup Kasım 2018
İstanbul 7. Grup Ekim 2017

‘Devlet Ana’, Osmanlı kurulmadan önceki Anadolu’nun görünümünü ve Anadolu insanının özlemlerini anlatırken, onların güçlü, güvenli, adaletli bir devlete duyduğu ihtiyacı da açığa çıkarmaktadır. Kemal Tahir’in en önemli romanı olarak gösterilen ‘Devlet Ana’, onun düşünce yapısını da en iyi yansıtan eserlerinden biri sayılmaktadır.
“Kemal Tahir, tarihi ve toplumu hakkındaki orijinal ve sağlam görüşlerinden hareket ettiği için hem ‘mahalli ağızları’, hem Türkçe’nin küçümsenmiş ve unutulmuş nesir dilini hem de yeni imkanlarını kaynaştırarak ve aşarak kullanabilmiştir. Eserlerindeki eşsiz dil ve üslup güzelliğinin kaynağı bu davranıştır. Daha önceki romanlarında da görülen bu özellik ‘Devlet Ana’da en yüce noktasına erişmiştir. Türkçe’nin unutulmuş olan dehası bütün boyutları, zenginliği ve haslığıyla ilk olarak Kemal Tahir’in eserlerinde kendini göstermektedir.”
– Selahattin Hilav-

Posted in Bodrum 1. Grup, İstanbul 7. Grup | Leave a Comment »

Yüzyıllık Yalnızlık (Gabriel Garcia Marquez)

Posted by Aydın Ergil 18 Temmuz 2018

Yüzyıllık YalnızlıkBodrum 1. Grup Ekim 2018
İstanbul 2. Grup Nisan 2017
İstanbul 5. Grup Nisan 2015

“Yüzyıllık Yalnızlık’ı yazmaya başladığımda, çocukluğumda beni etkilemiş olan her şeyi edebiyat aracılığıyla aktarabileceğim bir yol bulmak istiyordum. Çok kasvetli kocaman bir evde, toprak yiyen bir kız kardeş, geleceği sezen bir büyükanne ve mutlulukla çılgınlık arasında ayrım gözetmeyen, adları bir örnek bir yığın hısım akraba arasında geçen çocukluk günlerimi sanatsal bir dille ardımda bırakmaktı amacım. Yüzyıllık Yalnızlık’ı iki yıldan daha kısa bir sürede yazdım, ama yazı makinemin başına oturmadan önce bu kitap hakkında düşünmek on beş, on altı yılımı aldı. Büyükannem, en acımasız şeyleri, kılını bile kıpırdatmadan, sanki yalnızca gördüğü olağan şeylermiş gibi anlatırdı bana. Anlattığı öyküleri bu kadar değerli kılan şeyin, onun duygusuz tavrı ve imgelerindeki zenginlik olduğunu kavradım. Yüzyıllık Yalnızlık’ı büyükannemin işte bu yöntemini kullanarak yazdım. Bu romanı dikkat ve keyifle okuyan, hiç şaşırmayan sıradan insanlar tanıdım. Şaşırmadılar, çünkü ben onlara hayatlarında yeni olan bir şey anlatmamıştım, kitabımda gerçekliğe dayanmayan tek cümle bulamazsınız.”

Posted in Bodrum 1. Grup, İstanbul 2. Grup, İstanbul 5. Grup | Leave a Comment »