Ekin Yazın Dostları

Kitap Okurlarının Buluşma Noktası

Archive for 28 Mar 2018

Bir Gün Bir Kral Bir Çobana Rastlar (Ahmet Durul)

Posted by sinaniy 28 Mart 2018

bir gün bir kral bir çobana rastlar - ahmet durulİstanbul 7. Grup Nisan 2018

Ormanın derinliklerine vardıklarında etrafı sadece ay ışığı aydınlatıyordu. Çoban elinde gaz lambasıyla önden yürüyor, Kral arkadan geliyordu. Karanlığın içinde yürümek çok zordu. Kral tam “Yeter artık” diyecekti ki, Çoban birden elindeki lambaya üfledi. Zifiri karanlıkta kaldılar. Kral, “Beni karanlıkta bıraktınız” diye kızınca Çoban, “Hayır Kralım” dedi. “Sizi, ışığı aramanız için kendinizle bıraktım.” Bir kral ile bir çobanın sohbetlerinde eski ile yeni, Doğu ile Batı, zaman ile zamansızlık, varlık ile yokluk, savaş ile barış, geçmiş ile gelecek, kazanan ile kaybeden, iyi ile kötü ve tasavvuf ile kuantum iç içe geçiyor. Ahmet Durul’un kaleme aldığı Bir Gün Bir Kral Bir Çobana Rastlar, bir masalın sade dünyasından yola çıkarak derin bir yaşam felsefesi sunuyor… Tanışmaya hazır mısınız?

Reklamlar

Posted in İstanbul 7. Grup | Leave a Comment »

Amok Koşucusu (Stefan Zweig)

Posted by sinaniy 28 Mart 2018

amok koşucusu - stefan zweigİstanbul 7. Grup Mart 2018

İntihar, Stefan Zweig’ın zihnini gençlik yıllarından beri meşgul eden bir kavramdı. Yaşamanın bir anlamı kalmadığını anladığı anda yaşamına kendi eliyle son verebileceğini daha üniversite yıllarında söylemişti. İlk evliliği sırasında karısı Friederike’yi kendisiyle birlikte intihar etmesi için zorlayan, sonra bu düşüncesinden vazgeçen Stefan Zweig, yıllar sonra, İkinci Dünya Savaşı sırasında, ikinci karısıyla birlikte yaşamına son verdi. Yazar, önceki intihar girişimlerinden vazgeçmiş olsa da korkularını, romanlarındaki ve öykülerindeki kahramanlara yaşatıyor. Amok Koşucusu’nda yer alan öykülerin ortak izleği de intihar. Kendi yaşamından ya ada tarihteki gerçek kişilerin yaşamlarından kesitler katarak yazdığı bu öykülerde Stefan Zweig’ın duyarlı kişiliğini, olağanüstü gözlem gücünü olduğu gibi sayfalara yansıttığını görüyoruz. Yazdığı öykülerin en başarılı örneklerinin yer aldığı bu kitapta, bir uzun öykü olan Amok Koşucusu bir baş yapıt. İnsanı en güçsüz, en savunmasız yönleriyle ele alıp, insan ruhunun en derin katmanlarına inmeyi bilen, bütün bunları son derece canlı, ayrıntılı, çok yönlü bir anlatımla kaleme alabilen, okuru gerçekten etkileyebilen bir yazar Stefan Zweig. Yazdıklarının üzerinden bunca yıl geçmiş olmasına karşın, öykülerinin, romanlarının bugünkü kuşaklar tarafından da aynı ilgiyle okunması, onun kalıcı bir yazar olduğunun en büyük kanıtı. Amok Koşucusu’nun bu yeni çevirisinde, daha önceki basımda yer almayan öyküler de bulunuyor.

Posted in İstanbul 7. Grup | Leave a Comment »

Toprak Ana (Cengiz Aytmatov)

Posted by sinaniy 28 Mart 2018

toprak ana - cengiz aytmatov

İstanbul 3. Grup Nisan 2018

İnsan hep bir başka insana dökmez içini; kimi zaman bir ağaç, bir dere, belki de uzayıp giden bir  yoldur bizi dinleyen. Köyün genç erkekleri savaşın patlak vermesiyle cepheye gidince, tüm ahalinin sorumluluğunu üstlenen Tolgonay da işte böyle yapar; toprağa, Toprak Ana’ya anlatır derdini. O anlatırken biz de savaşın yol açtığı altüst oluşlar karşısında köy halkının mücadelesine, bu sırada verilen kayıplara, yarım kalan hayallere tanık oluruz. Elinizdeki eser, devrimler ve savaşların ortasında altüst olan ‘sıradan’ insanın yaşamına dairdir.

 

“Toprak Ana, Savankul gibi, Kasım gibi insanlar ölüyorlar da neden dağlar devrilmiyor, göller taşmıyor? Babasıyla oğul toprağı işleyen, çalışkan iki insandı. […] Onlar da kendi didinmelerinin karşılığını başkalarından kat kat görecekleri için yaşamda pek çok mutluluk tadacaklardı. Söyle bana, Toprak Ana, doğrusunu söyle: Savaşmadan yaşayamaz mı insanoğlu?”

Posted in İstanbul 3. Grup | Leave a Comment »

Haw (Kemal Varol)

Posted by sinaniy 28 Mart 2018

haw - kemal varolAnkara 2. Grup Haziran 2018

Belaydık. Bitirimdik. Tuttuğumuzu koparırdık. Bazen ödlek kedilerin peşine düşerdik. Nefes nefese kaçacak bir delik ararlardı. Bazen de sokak sokak gezer, “Ne geçiyon la burdan,” diye korkuturduk yabancıları. Betleri benizleri atardı. Onların deyişiyle, itin götüne girmiş gibi olurlardı. Sonuçta insanlarla aramızdaki mesafe açılır ve kimse bir şey vermezdi bize.

Onun adı Mikasa. Melsa’nın âşığı, uzun ince gövdesi, siyah benekleri var, güzel de bir burnu. Makam Dağı’nın, Papaz Gölü’nün adını biliyor. Güneylilerle Kuzeyliler savaşıyorlar, onu da duyuyor. Zamanı söyleyen hikâyeler, kaderi temize çeken melekler, ölmüşlere dualar ve sokakların tarihi…Hiçbiri, Heves Amca’nın Muhterem Nur’u sevdiği gibi Melsa’yı seven Mikasa’yı anlatmıyor. Dağlar gibi hatıralar…Alevli Kalpler Çetesi, Kıtmir Hazretleri, Çavuş Kabba, Burhan Çaçan’ın türküsü, Jandarma Köpek Eğitim Merkezi…Latif Dede, Köpek Cengiz, güzel bir biftek…Teneke çatılar, safralar, tevatürler, mayınlı yollar…Uluyan köpekler ve Adıgüzel, kalplere iyi gelen…Kemal Varol, zamanı aşan bir roman, hüzünlü bir edebiyat bileti sunuyor bize…Haw, sadece yeni değil sıcak ve güzel…

Posted in Ankara 2. Grup | Leave a Comment »

Yaban Yemişleri (Yevgeni Yevtuşenko)

Posted by sinaniy 28 Mart 2018

yaban yemişleri - yevgeni yevtuşenkoAnkara 2. Grup Mayıs 2018

Ülkemizde şiirleriyle tanıdığımız ünlü Sovyet ozanı, romancısı ve sinemacısı Yevgeni Yevtuşenko, Kasım 1985’te İstanbul’a gelişinde, “Ah, ne olur hep eski şiirlerim değil, yeniler de çevrilip yayımlansa Türkiye’de. Romanım bile daha çıkmamış burada; yazık, okumuş olmanızı isterdim.” diyordu. Yevtuşenko’nun birçok dile çevrilmiş ünlü romanı Yaban Yemişleri, yazarın doğduğu yer olan Zima’da geçer. Yazar, çok iyi tanıdığı Tayga’yı, Tayga insanlarını, bu romanında şiirsel diliyle ustaca anlatır. Roman kişilerinin tek tek dünyaları, öyküleri, sanki küçük birçok romanın bütünleşmesi gibi bir arada aktarılır okura. “Amacım, yazmayanların, yazamayanların yazarı olabilmek. Sıradan insanın sıradan olmadığını kanıtlamaya çalışıyorum,” diyor. Yevtuşenko ve Yaban Yemişleri’nde bu amacına gerçekten ulaşıyor.

Posted in Ankara 2. Grup | Leave a Comment »