Ekin Yazın Dostları

Kitap Okurlarının Buluşma Noktası

Yabancı (Albert Camus)

Posted by Aydın Ergil 06 Şubat 2018

Yabancıİstanbul 2. Grup Şubat 2018
Marmaris 1. Grup Kasım 2017
İstanbul 6. Grup Aralık 2015
İstanbul 1. Grup Ekim-Kasım 2015

“Albert Camus”nün (1913-1960) en tanınmış, en çok yabancı dile çevrilmiş, en çok incelenmiş ve hala en çok satan kitaplar arasında yer alan “Yabancı”, aynı zamanda yazarın en gizemli yapıtı. Ölümün egemen olduğu bir “varlık”ın en anlamsız olgularını saçma bir düzensizlik içinde yaşayan bu romanın başkişisi “Meursault”, bir simge kahraman değildir, “adı” olmayan bir “Yabancı”dır; bu eksik kimlik, gerçeklikten algıladığı şeyi yapılandıramayan, yeniden örgütleyemeyen, ama gerçekliğin yankılarını yakalamaya çalışan bir boş bilincin imgesidir. Onun kayıtsızlığı ve edilgenliği, işte bu boş bilincin ürünüdür. Yabancı, büyüleyici gücünü, içinde barındırdığı trajedi duygusuna borçlu: Bir türlü ele geçirilemeyen anlamın sürekli aranması, bilinç ile toplumsal dünya arasındaki çatışma… Camus’yle buluşanların hiçbiri, onunla karşılaşınca hayal kırıklığına uğramamıştır. “Mutluluk, bir yerde ve her yerde hiçbir şey beklemeden dünyayı, insanları sevmektir,” der Camus. Giderek daha çok sevilen bir yazar olması, onun bu sevgisinin yansımasından başka bir şey değildir.

Reklamlar

2 Yanıt to “Yabancı (Albert Camus)”

  1. Muammer Uçarer said

    Sevgili Ekin Yazın Dostları,

    Anımsayacaksınız, “6. öbeğimizin” ilk buluşmasından erkenden ayrılmak zorunda kalmıştım. Çok yakın bir tanıdığımın beklenmedik trajik bir ölüm haberini yeni almış biri olarak içimdeki taze sızıya rağmen katılmıştım. Sırf edebiyatın yaralara en iyi merhem olacağı inancımla açıklanabilir bi durum olsa gerek.

    James Joyce amcamızın Ullises denen tuğla kalınlığında anlaşılması pek zor görününen kitabını şevkle, heyecanla iki yıla yakın süredir birlikte okuyan bir nevi “ölü ozanlar derneği” üyesi “kaçık” insana rastlamama tekabül ediyor merakım okuma klüplerine.
    (Evet bir tür kaçıklıklık değil mi sizce de kelimeler deryasında bir tutam anlam bulma çabası zahmetine katlanmak, popüler kültürün sığ sularında keyif sürmek varken.)
    Dil bariyeri nedeniyle fazla nüfuz edemesem de “trans” hallerine pek bir imrenmiştim. Keşke benim ülkemde de, ana dilini paylaştığım güzel insanlar bu tür bir etkinlik yapsalar da ben de hemhal olsam onlarla diye geçirmiştim içimden. Bir ay kadar önce bir bilgelik sever dostum “ekinyazındostları” okuma grubundan bahis açınca tamam dedim, gerisini Google teyzemiz yardımıyla halletmek kolaydı:)

    Albert Camus’nün ( Aydın kardeşimiz bir telafuz hatası yapıyorsak düzeltsin bizi 🙂 ) “Yabancı” sını yıllar sonra tekrar okumak keyif vericiydi.
    Annesinin ölümünü anında kanıksayabilecek kadar apatik, “beni seviyor musun?” diye soran yavuklusuna “ne önemi var bunun” diyebilecek kadar ruhsuz, o gün havanın basıklığını bir cinayete bahane edebilecek kadar psikopat bir kötü kahramandı tartıştığımız. Bir cana kıymış olmaktan değil de örfe, adete, geleneklere, alışıla gelenlere aykırılık ölümle cezalandırılmasına sebepti. Yaşıyor olmayı ya da, ölümü de umursamayan tıynette biriydi.

    Çocuk cesetlerinin balinalar gibi kıyılara vurduğu, yüzbinlerin yerinden yurdundan sürüldüğü, hak hukuk denmeden insanların zindanlara tıkıldığı bir coğrafyada, gündeliğini istifini bozmadan sürdüren bizler de, “yabancılaşma”da kitaptaki anti kahramandan geri kalmazdık oysa.

    Sevmenin sevilmenin, muhabbetin, aşkın, dostluğun da tepeden tırnağa üstümüze sinmiş kesif materyal kokusu altında bir önemi kalmış mıydı sahi?

    Evde, sokakta, meydanda, işte, trafikte şurda, burda, basık , bunaltıcı hava edilmese de bahane “namus”, “inanç”, para, pula sebep ölen, öldürülenlerle dolup taşıyordu üçüncü sayfalar.

    Dünyayı güzellik kurtaracak demişti Fyodor babamız. Haklı. Ne demokrasi, ne eşitlikler, ne dogmalar, ne de refah. Edebiyatın, müziğin, sanatın, felsefenin güzelliği kurtaracak dünyayı. Ben buna inanıyorum.

    Tüm ekin yazın dostlarına güzelliklerle dolu bir yeni yıl ümidiyle sevgiler,

    Muammer Uçarer

  2. EMEL said

    Son derece kolay okunması çevirmen özelliği olduğu kanısındayım, kitabın adı niye yabancı diye sonuna kadar bekledim,
    Annesini bakım evine bırakması özellikle bizim alışık olmadığımız olgu ama şimdi kabul görüyor, olması gereken diye kabul ettiğimiz durum, annesinin ölümünde hemen orada bulunması fevkalade iyi bir davranış olmasına karşılık, kahve içmesinin abartılması yaşamın devam ettiği farkındalığının dikkate alınmaması olsa gerek, papazın görüşlerinin kabulü diye özgürlüğümüze müdahele. günümüzün konusu, hepimiz özgür bireyleriz, kendisine göre arka plan gücü ona güç veriyor
    Çok beğendim keşke uzun süre olamadığım sizlerle olsaydım
    sevgiler kitap sahibi arkadaşıma çok tşk

    EMEL

Bir Yorum Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s