Ekin Yazın Dostları

Kitap Okurlarının Buluşma Noktası

Archive for Ekim 2017

Aşırı Gürültülü ve İnanılmaz Yakın (Jonathan Safran Foer)

Posted by sinaniy 31 Ekim 2017

aşırı gürültülü ve inanılmaz yakın - jonathan safran foerAnkara 3. Grup Şubat 2018

11 Eylül’de babasını kaybeden Oskar, birkaç sene sonra mavi bir vazonun içinde bir anahtar bulur. Anahtar babasına aittir ait olmasına da, New York şehrindeki 162 milyon kilitten hangisini açmaktadır?

Amerikalı yazar Jonathan Safran Foer, Günther Grass’ın Teneke Trampet’inden, Paul Auster’ın Ay Sarayı’ndan ve Italo Calvino’nun yazınındaki muzip dinamizmden izler taşıyan Aşırı Gürültülü ve İnanılmaz Yakın’da insanlık deneyimini şaşırtıcı tesadüfler, derin acılar, büyük yalnızlıklar, iç içe geçmiş hayatlar ve sınırsız bir yaşama sevinci merceğiyle konu ediyor. Amerika’da büyük ilgi gören ve ses getiren roman, akıcı dili, zengin anlatımı ve çığır açan tekniğiyle içinde yaşadığımız zamanların bir klasiği.

“O gece babam beni yatırır ve kitap hakkında konuşurken bu meseleye bir çözüm düşünüp düşünemediğini sormuştum. “Hangi mesele?” “Fazlasıyla önemsiz olmamız meselesi.” “Pekala, bir uçak seni alıp Sahra Çölü’nün ortasına bıraksa ve sen orada, bir cımbızla bir kum tanesini yerinden bir milimetre oynatsan ne olur?” demişti. “Muhtemelen susuzluktan ölürdüm,” demiştim. “Hayır, tam o anda, tek kum tanesini oynattığında demek istedim. Ne anlama gelirdi bu?” demişti. “Bilmem. Ne?” demiştim. “Düşün bakalım,” demişti. Düşünmüştüm. “Herhalde bir kum tanesini oynattığım anlamına gelirdi.” “Ki o da Sahra’yı değiştirdiğin anlamına gelirdi.” “Yani?” “Yani mi? Yani, Sahra uçsuz bucaksız bir çöldür. Ve milyonlarca yıldır var. Ve sen onu değiştirdin!” “Doğru!” demiştim yerimde doğrularak. “Sahra’yı değiştirdim!” “Anlamı?” demişti. “Ne? Söyle.” “Eh, Mona Lisa’yı yapmaktan veya kanseri tedavi etmekten bahsetmiyorum. Sadece bir kum tanesini bir milimetre oynatmaktan bahsediyorum.” “E?” “Bunu yapmasaydın insanlık tarihi şöyle gidecekti” “Hı-hı?” “Ama yaptın. Yani?” Yatakta ayağa kalkmış, yıldızları göstermiş ve bağırmıştım: “İnsanlık tarihinin gidişatını değiştirdim!” “Doğru.” “Evreni değiştirdim!” “Değiştirdin.” “Ben, Tanrı’yım!” “Sen ateistsin.” “Ben, yokum!” Yatağa, kollarına atlamıştım ve kahkahalarla gülmüştük.”

Aşırı Gürültülü ve İnanılmaz Yakın, kayıplara, arayışlara, insan ilişkilerine, yalnızlığa, kalabalıklara, acıya ve coşkuya, içinde yaşadığımız şehirlerin labirentlerine, asla adresine ulaşamayan mektuplara, gece yarısı anlatılan masallara, rüyalara ve gerçeklere, söylenen ve asla söylenememiş sözlere dair çarpıcı, eğlenceli, sürprizli ve birazcık da sihirli bir roman.

“Göz kamaştırıcı fikirlerle dolu, zeka fışkıran bir roman.”
-The New York Times-

“Foer okurun elini insanlığın ve insan ilişkilerinin üstün güzelliğinin tam kalbine yerleştiriyor. Okuyun, hayatın nabzını hissedeceksiniz.”
– Philadelphia Inquirer-

Reklamlar

Posted in Ankara 3. Grup | Leave a Comment »

Lolly Willowes (Sylvia Townsend Warner)

Posted by sinaniy 31 Ekim 2017

Lolly willowes - Sylvia Townsend WarnerAnkara 2. Grup Mart 2018

“Kadınlar dinamit olduklarını biliyor ve kendilerini meşrulaştıracak bir patlamanın özlemini çekiyorlar.”

Laura “Lolly” Willowes, ebeveynlerini kaybedince ağabeyi Henry’nin Londra’daki evine taşınır ve orada kız kurusu “Lolly hala” olarak yaşarken deneyimlediği bir olay sebebiyle hayatını değiştirir. O dönemin bekar bir kadını için şok edici bir karar verir ve “tek başına” yaşamak için bir köye taşınır. Virginia Woolf’un “kendine ait bir oda”sının yerini burada ağaçların arasına saklanmış bir küçük ev alacaktır. Fakat Lolly’nin gerçek özgürlük arayışı burada da bitmez. Kadınların gece yarısı ormana doğru yürüdüğü ve ışıkların geç saatlere kadar yandığı bu köyde, onun giymesini bekleyen siyah bir pelerin vardır!

“İngiliz romanının başarılı, yetkin örneklerle bezenmiş geleneğinden gelse de, 1920’li yıllar ortasında bu romanın yenilikçi, özgün anlatımı hoşuma gitti. Öyle romanlar vardır ki, yazılışlarından yıllar sonra da, tazelikleriyle, dirilikleriyle sizi şaşırtır, hatta kıskanırsınız.”

Posted in Ankara 2. Grup | Leave a Comment »

Mevsim Yas (Mehtap Ceyran)

Posted by sinaniy 31 Ekim 2017

MevsimYas_K.indd
İstanbul 5. Grup Aralık 2017
İstanbul 4. Grup Kasım 2017

Doksanlarda bir coğrafyada yaşananları gözlerden pervasızca saklayan pus, orada sürüp giden yaşantıların üzerine telafisi imkânsız bir biçimde çökerken, gerçeklerin önüne bir ışık huzmesi dahi sızdırmayacak kadar sağlam bir inkâr duvarı örüyordu.

Mevsim Yas, bu pusun içinden geçip sağ kalabilen ve bitimsiz tedirginliklerin gölgesinde kesişen yaşamların öyküsüne“tanıklık ediyor.” Umutsuzluk ve yalnızlıklarla kuşatılmış karanlık bir Batman mahallesinden; politik atmosferin çetin çıkmazlarında ayakta durmaya çalışan, mezar evler, genç kadın intiharları, sağaltılmamış şiddet ve toplumsal cinnetin ortasında umutlarını toplu mezarların başında nöbete dikenlerin kapkara kesilmiş kalplerine dokunuyor.

Mehtap Ceyran, bu ilk romanında anlatmaya hasret insanların anlaşılmaya mahkûm öyküsüne ses veriyor. Yas mevsimi ise o iklimde yaşanmaya devam ediyor.

Posted in İstanbul 4. Grup, İstanbul 5. Grup | Leave a Comment »

Yükseklik Korkusu (Paul Auster)

Posted by sinaniy 31 Ekim 2017

yükseklik korkusu - paul auster.jpgAnkara 2. Grup Şubat 2018

Her kitabıyla bizi yeniden şaşırtan, her seferinde bambaşka serüvenlerle, bambaşka dünyalarla buluşturan Paul Auster, bu kez de Saint Louis’in arka sokaklarında yetişen öksüz, bıçkın bir gençle, Walt’la tanıştırıyor bizi; ama sıradan bir genç değil bu, kendisine sahip çıkan bir Macar’la tanıştıktan sonra hayatı değişen, boşlukta durabilmeyi, hatta uçabilmeyi öğrenen bir genç. Her sayfasında okuduklarınıza inanmakla inanmamak arasında gidip geleceğiniz bu roman, birbirine bir baba-oğuldan da yakın olan iki kişinin serüveni olduğu kadar bir mucizenin de masalı.

Posted in Ankara 2. Grup | Leave a Comment »

Uyuyamayanlar (Adrian Barnes)

Posted by sinaniy 31 Ekim 2017

uyuyamayanlar - adrian barnesAnkara 2. Grup Ocak 2018

O gün yeryüzünde kimse uyuyamadı.
Hemen hemen hiç kimse.
İnsomnia hastalarının dahi arada biraz uyudukları söylenir. Ama bu farklı. Gecelerdir kimsenin gözüne uyku girmiyor. Beş gün daha böyle geçerse ‘uyku mahrumiyeti psikozu’yla başbaşa kalacaklar. Otuz iki gün sonra ise acılı bir ölüm onları bekliyor. Hâlâ uyuyabilen şanslı azınlık artık o kadar şanslı saymıyor kendini; İnsanlar gruplara ayrılmak, ölmek öldürmek için, hiçbir fırsatı kaçırmıyor.

Adrian Barnes’tan, Arthur C. Clarke Ödülü finalisti Uyuyamayanlar, insanın bilinçdışına mercek tutan, gerilimin bir saniye bile düşmediği eşsiz bir kurgu.

“Yılın en ürpertici kitabı.” -Slate-

“Barnes uyuyamayan insanlar fikrini kişisel ve sosyal bir faciayı keşfetmek için kullanıyor. Mükemmel!” -The Guardian-

Posted in Ankara 2. Grup | Leave a Comment »