Ekin Yazın Dostları

Kitap Okurlarının Buluşma Noktası

İlyada (Homeros)

Posted by sinaniy 04 Kasım 2016

ilyada - homeros.pngİstanbul 1. Grup Ekim 2017

Homeros (y. MÖ IX. yüzyıl): Hayatı hakkında kesin bir bilgi olmamakla birlikte MÖ IX. yüzyılda Sakız Adası’nda yaşadığı sanılmaktadır. Eserleri Antik Yunan devletlerinde her tür bilginin kaynağı sayılan Homeros, İlyada ve Odysseia destanlarıyla edebiyatın hemen her türünü günümüze dek etkilemeyi başarmıştır. Homeros, sözlü edebiyat geleneğini sürdüren bir ozandı. Bu destanları İsa’dan önce dokuzuncu yüzyılda yarattığı sanılıyor. Yazılışı, kaleme alınışı daha sonradır. Bu Ege’li büyük ozan, İlyada’da, Troya Kenti’nin destanını anlatır. Troya Kenti, Çanakkale Boğazının Anadolu yakasında bugünkü adıyla Hisarlık Tepesine kurulu varlıklı bir kentti. Yunanistan’dan gelen Akhalar’ın saldırısına uğrar, bu savaşta iki toplum karşı karşıya gelir. Yurtları Anadolu’da bulunan Troyalılarla Yunanistan’dan gelen Akhalar Topluluğunun savaşıdır bu büyük destan. Akhalar Topluluğu Yunanistan’ın çeşitli bölge krallarından oluşmuş bir ordudur. Her kral, kendi gemileri ve adamlarıyla yola çıkmıştır ve bu ordular, krallar kralı Agamemnon’un yönetiminde birleşip örgütlenmişlerdir. Güçlüdürler. Akhalar, daha soylu, daha yürekli, daha akıllı ve daha örgütlüdürler. Ve savaşı kazanırlar. Troyalılar’ın yenilgisinin destanı olan ‘İlyada’, 24 bölümden ve 16.000’i aşkın dizeden oluşur. Troya Savaşının dokuzuncu yılında 51 günlük bir süreyi kapsar. Yani o büyük savaşın kısa bir kesitidir bu destan.
İlyada dünya edebiyatının temel taşlarından biri olduğu kadar, konu ettiği döneme ışık tutan en gerçekçi eserdir. Bu eşsiz destan Antik Yunan’da neredeyse bir kutsal kitap sayılmıştır. 1958-1962 yılları arasında Azra Erhat – A. Kadir çevirisiyle İş Bankası Kültür Yayınları’nca dört cilt olarak yayımlanan İlyada 50 yıl sonra Hasan Âli Yücel Klasikler Dizisi’nde yerini alıyor. Bu çeviriyi 1999’da Can Yayınları da yayımlamıştır.

Helence aslından, ‘Azra Erhat’ın, A. Kadir’le birlikte yaptığı bu ölümsüz çeviri eseri daha da unutulmaz kılıyor.

Azra Erhat (1915-1982): Hasan Âli Yücel’in kurduğu Tercüme Bürosu’nun en önemli çevirmenlerinden ve kültür hayatımızın Mavi Uygarlık hareketinin en etkin üyelerinden biridir. Ortaklaşa yaptığı Homeros ve Hesiodos çevirilerinin, Mavi Yolculuk, Mavi Anadolu, İşte İnsan gibi eserlerinin yanı sıra, dilimize telif bir Mitoloji Sözlüğü de kazandırmıştır.

A. Kadir Meriçboyu (1917-1985): Titizlikle işlenmiş şiirleriyle 1940 kuşağı toplumcu şairleri arasında yer alır. 1938’de şiirine büyük etkisi olan Nazım Hikmet’le birlikte tutuklandı. Mevlânâ ve Hayyam’dan, Brecht ve Paul Éluard’a kadar pek çok şairin Türkçeye çevrilmesinde büyük katkısı oldu. Kendi şiir kitaplarının yanı sıra ortaklaşa yaptığı Dünya Halk ve Demokrasi Şiirleri isimli derlemesi büyük ilgi gördü.

Reklamlar

2 Yanıt to “İlyada (Homeros)”

  1. Nurettin ŞENOL said

    Kitap : İLYADA
    Yazar : Homeros
    Çevirmen: Azra ERHAT ve A. KADİR
    KİTAP ve ÇEVİRİ ÜZERİNE:
    Tarihin en eski sayfalarına bir parçacık ışık tutan İlyada ve Odesa destenlarının yazarı Homeros, ve çevirmenlerimiz iyi ki, bize kadar ulaştırmışlar.
    Kitap, heyecanlı bir serüven romanı okur gibi hızlı okunabiliyor. Anlatım, canlı maç yayını izler gibi insanı sürüklüyor. Bu da canlı savaş anlatımı. Zaman zaman yinelenen betimlemeler var.
    Bu güzel anlatımı Homeros kadar, sanırım özgün çevirileriyle Azra ERHAT ve A.KADİR ustalara borçluyuz. İlyada’yı Yunanca aslından Azra Erhat çevirmiş, şiirsel anlatımda ise şair A.Kadir destek olmuş.
    İlyada’yı çeviren Azra Erhat ve A.Kadir’e ve yanlışsız, hatasız basmayı başaran İşbankası Yayınlarına saygılarımı sunmadan geçemeyeceğim. Kılı kırk yararak, yeniden yeniden kontrolden geçirerek en özgün ve en güzel duruma getiren çevirmenler, belki de dünyanın en zor çevirisini mükemmel yapmayı başarmışlar ve iki ödül kazanmışlar.
    Çevirmen Azra Erhat önsözünde oldukça ayrıntılı ve olabildiğince bilimsel olarak; tarihin o dilimlerindeki Batı Anadolu ve Ege Adaları kültürü üzerine bilgiler vermiş. Homeros ile ilgili araştırmaları ve savları anlatmış.
    Azra Erhat, Türk deneme ve inceleme yazarı, Eski Yunan ve Roma dilleri uzmanı, filolog, arkeolog, çevirmen ve düşünce insanı. Özellikle Eski Yunan klasiklerinden yaptığı çevirilerle tanınmıştır. Hümanist görüşün temsilcilerindendi. 1915 İstanbul doğumlu, 1982’de aramızdan ayrıldı. (67 yaşında)
    İLYADA DESTANI
    Batı edebiyatının en eski örneği ve tüm zamanların en güzel epik şiirleri sayılıyor. Araştırmacılar, İlyada ve Odysseia destanlarının Homeros tarafından yazıldığında birleşiyorlar. Tarihçiler, Yunanistan’daki Akhalar ile Batı Anadolu’da yaşamış olan Troyalılar ( Truvalılar) arasında 10 yıl kadar süren savaşın İ.Ö. 1199′ da geçtiği görüşündeler.
    Bu konuda o kadar çok destan vardır ki, hangisinin gerçek, hangisinin sonradan uydurma olduğu bilinmiyor.
    Homeros, yaşadığı dönemde herkesin bu öyküyü bildiğini düşünerek İlyada Destanı’nda 10 yıllık savaşın yalnızca 52 günlük bölümünü anlatmış. Truva Efsanesi’nin bu bölümü “Aşil’in Öfkesi” olarak bilinir.Aşil, Akhilleus’un bir başka adıdır. İlyada Destanın’dan önce Truva Savaşına ilişkin pek çok öykünün anlatıldığı sanılıyor.
    Yaklaşık İ.Ö. 8. yüzyılda yazılan elimizdeki İlyada Destanı 24 bölüm ve 16.000 dizeden oluşuyor.
    MİTOLOJİK OLİMPOS TANRILARI ve SAVAŞTAKİ ROLLERİ
    Homeros’un destanına göre; Akhalar ile Troyalılar arasında 10 yıl süren savaşta 12 Olimposlu tanrının rolleri büyüktür. Savaşın yazgısını onlar belirler. En büyük ve güçlü olan ise tanrıların başkanı ve baba tanrı Zeus’tur. Olimpos Dağlarının en yükseğinin zirvesindedir tahtı.
    Tanrılar dağı Olimpos, Yunanistan’da Teselya ile Makedonya sınırlarındadır. Mitolojideki adı Olimpos olan bu dağların günümüzdeki adı Tahtalı Dağlarıdır. Yüksekliği 2917 m.dir. Başkent Atina’ya 263 km. Selanik Kentine ise 78 km.dir. 52 ayrı zirvesi vardır. En yüksek zirvesi tüm Yunanistan’ın ve Ege Adalarının göründüğü Mikitas zirvesi olup, mitolojideki Zeus’un oturduğu yerdir.
    İlyada Destanı; tüm Ege adaları krallıklarının AKHALAR adı altında toplanmış güçleri ile Batı Anadolu krallıklarından oluşan TROYA güçleri arasında yapılan 10 yıllık savaşların bir bölümünü anlatıyor.
    Destanda gördüğümüz gibi savaşta her iki yakanın efsane savaşçıları ile bu savaşa etki eden tanrılar arasında geçiyor. Savaşın bilinen, görülen nedeni ise kız kaçırma olayı.
    Savaşta karşılaşan yiğitlerin kazanması ya da yenilmesi tanrıların yardımına bağlı. Bir savaşçı düşmanına bir kargı gönderir, bir tanrı karşısındakinin ölmesini isterse bu kargı kalkanı delip geçer ve bedenine saplanır. Tanrı istemezse kargı hedefini tutmaz ya da kalkanı delemez ya da kargının ucundaki TEMREN kırılır.
    Bu sığınma mekanizması tarih boyunca tanrılara bağlanır. Başarım ya da başarısızlık tanrıların üzerine atılır. Zor bir işe girişen insanlar, mitolojide olduğu gibi tanrılara yakarırlar, kurbanlar adarlar. Açıkçası tanrıya rüşvet verirler. Başarırlarsa tanrılar ona yardım etmiştir. Başaramaz ise tanrılar istemediği için başaramamıştır. Ne güzel kaçış, ne güzel sıyrılma mekanizması değil mi? Psikolojide bu, bir tür savunma ve sığınma mekanizmasıdır. Kendi gücüne güven duymayan insan tipi budur.
    Şimdi bile sınava girecek çocukları için, çocuk isteyenler, evlenmek isteyenler Eyüp ya da şu ya da bu baba adlı gömütlere koşup, yardım dilenen, kurbanlar adayan insan sürüleri var. Kimi insanlar, beyinlerinde oluşturulmuş tanrı kavramının etkisinden kurtulamıyor, kendi gücünü geliştiremiyor, özgürleşemiyorlar.
    Olimpos tanrıları ölümsüzdür. Savaşa insanlar gibi katıldıklarında yaralanırlar, ama ölmezler. Çünkü kavramlar, düşler, hayaller beyindedir. Onlar ölmezler.
    Yaralanan tanrılardan kan yerine İKHOR denilen bir öz akar. Hekim tanrı Apollon yaranın üzerine bir ilaç atar, iyileştirir.
    OLİMPOS TANRILARI:
    1 – ZEUS (Jüpiter) : Baş tanrı, tanrılar kralı, Titan Kronos (zaman) ile Rhea’nın oğlu; Simgeleri : Şimşek, kartal, boğa, meşe ağacı.
    2 – HERA (IUNO) : Zeus’un eşi ve kardeşi, tanrılar kraliçesi; evlilik tanrıçası; Simgeleri : Nar, tavus kuşu tüyü, taç; Kutsal hayvanları: İnek, aslan, tavus kuşu
    3 – POSEİDON (Neptün) : Zeus’un kardeşi; denizler tanrısı; Simgeleri: Üç dişli yaba, balık, yunus, boğa, atlar
    4 – HADES : Zeus’un kardeşi. Yeraltı ülkesinin, ölülerin tanrısı,
    5 – ATHENA (Minerva) : Zeus’un Metis’ten olma kızı; bilgelik, cesaret, strateji, dayanıklılık, adalet, ilham, sanat, zanaat, yetenek tanrıçası; Simgeleri: Baykuş, zeytin ağaçları, Gorgon başı, yılanlar, miğfer, mızrak, zırh
    6 – HESTİA (Vesta ) : Zeus’un kızkardeşi ve habercisi; ev, ocak, aile, geçim, dirlik düzen, mimari, bekaret tanrıçası; Simgesi: Ocakta yanan ateş
    7 – APOLLON :Zeus’un Leto’dan olma oğlu; Güneş tanrısı. Gün ışığı, doğruluk, kehanet, tıp, müzik, şiir, sanat, veba tanrısı; Simgeleri: Lir, defne tacı, piton, kuzgun, ok ve yay
    8 – ARTEMİS (Diana) : Zeus’un Leto’dan olma kızı; Apollon’un ikiz kardeşi. Av, yaban hayat, vahşi hayvanlar, doğum, bekaret, kadın hastalıkları tanrıçası; Gençlerin koruyucusu, erdemin, namusun simgesidir. Simgeleri: Ok ve yay, erkek geyik, av köpeği, ay; Kutsal hayvanı: Geyik; Kutsal ağacı: Servi
    9 – ARES (Mars ) : Zeus’un Hera’dan olma oğlu; savaş tanrısı; Simgeleri: Savaş arabası, kargı, tolga, köpek, erkek yabandomuzu
    10 – AFRODİT ( Venüs ) : Homeros’a göre Zeus’un Dione’den olma kızı, Hediodos’a göre ise Uranos’un kızı; güzellik, aşk, haz, doğurganlık tanrıçası; Simgeleri: Deniz kabuğu, gül, mersin ağacı, serçe, güvercin, yunus, kuğu, bel kuşağı, ayna
    11 – HEPHAİSTOS (Vulcanus) : Zeus’un Hera’dan olma oğlu; demircilik, zanaat, yontuculuk, metalurji, ateş, yanardağ tanrısı; Simgeleri: Çekiç, örs, demirci maşası, bıldırcın
    12 – HERMES (Merkür) : Zeus’un Ülker kızlarının -Pleiades- en büyüğü olan Maia’dan olma oğlu; tanrıların ulağı ve çobanların, seyyahların, tüccarların, mucitlerin, hatiplerin, şairlerin, hırsızların, sporcuların, atletlerin kurnaz ve çevik tanrısı; Simgeleri: Kadüse -asa-, talaria -kanatlı ayakkabı-, kaplumbağa, lir, yılan, horoz
    İLYADA DESTANINDA ADI GEÇEN KAHRAMANLAR
    AKHİLLEUS (Aşil) : Myrmidon’un lideri ve Akhaların en önemli yiğidi, destanın ana karakterlerinden biridir.
    AİAS : Telemonun oğlu, Selamislilerin lideri. Aşil’den sonra Akaların en büyük yiğidi.
    BRİSEİS : Lyrnessos şehri rahibinin kızıydı. Babasının katili Akhilleus’un sevgilisi olmuştur.
    AGAMEMNON : Mycenae’in kralı, Aşil’le kan davasını tahrik eden Akha ordularının en yüksek komutanı.
    MENELAOS : Helen’in terkettiği kocası, Sparta Kralı Agamemnon’un kardeşidir.
    ODYSSEUS : Odise adlı epik destanın ana karakteri, kurnazlığı ile ünlüdür.
    KALHAS : Güçlü Yunan rahip ve bilici (kâhin).
    PATROKLOS : Akhilleus’un en iyi arkadaşı ve yardımcısıdır.
    NESTOR : Diomedes, Idomeneus, ve Telamonian Ajax Yunanistan’ın başlıca şehir devletlerinin kralları, kendi ordularını yöneten fakat Agamemnon’un emri altında olanlar.
    *********
    PRİAMOS : Truvalıların kralı, Truvalı komutanlarının birçoğu, onun elli oğludur.
    HEKTOR : Kral Priamos’un ilk doğan oğlu, Truva’nın lideri ve müttefik ordular komutanı. Tahtın varisi.
    PARİS : Truva Prensi ve Hector’un kardeşi, Alexander diye de bilinir; Helen’i kaçırdı. Bir bebek katili olarak görüldü. Cassandra Truva’nın yokolmasına önceden sebep olacağını gördü. Bir çoban tarafından büyütüldü.
    AEİNEAS : Hector’un kuzeni ve en önemli yiğitlerden biri, Afrodite’in oğlu, Truva savaşında sağ kalan figürlerden en önemlisi.
    Glaukus ve Sarpedon, Likya’nın liderleri
    Truva kadınları
    HEKABE : Truva Kraliçesi, Priamos’un karısı, Hector, Kassandra ve Paris’in annesi
    HELEN : Sparta Kraliçesi ve Menelaus’un karısı, Paris’i destekleyenlerden.
    ANDROMAKE : Apollo tarafından lanetlendi. Kendisinin ve ailesinin ölümünü daha önce görmekle cezalandırıldı.
    ************
    DESTANDA OLAY ÖRGÜSÜ
    1) Ozan Homeros’un Musalara ( Olimpos tanrılarına) seslenişi, Akhilleus’un öfkesi ve Akhalar arasında ortaya çıkan veba salgını.
    2) Zeus’un Agamemnon’a gönderdiği yalancı düş, toplantılar, her iki orduda toplanma ve sayım.
    3) İki ordu karşı karşıyadır. Antlar içilir. Surların üzerindeki sahne. Paris ile Meneleos’ un teke tek dövüşü.
    4) Antların bozulması. Agamemnon’un orduları denetlemesi.
    5) Ainias ile Diomedes arasındaki karşılaşma. Diomedes’in savaş tanrısı Ares’i yaralaması.
    6) Diomedes Likyalı Glaukos ile savaşırken dost olup, silahlarını değişirler. Hektor annesi Hekabe ile karısı Andromake ile buluşur.
    7) Hektor ile Aias arasındaki çarpışma ve yenişmeden ayrılmaları. Savaşa ara verilir ve ölüler toplanır.
    8) Zeus’un İda Dağından savaşı izlemesi ve yönetmesi.
    9) Akhilleus’un savaşa katılmaya ikna için elçiler gönderilmesi. Barakada tartışmalar.
    10) Odysseus ile Diomedes’in Troya ordusunu keşfe çıkmaları ve Dolon ile karşılaşmaları.
    11) Agamemnon’un savaşı ve kahramanlıkları. Agamemnon, Diomedes ve birçok Akha yiğidinin yaralanmaları.
    12) Akhaların yaptıkları duvar dibinde kıyasıya savaş.
    13) Gemilerin önünde kıyasıya çetin savaş.
    14) Hera tarafından Zeus’un kandırılması ve uyuması. Tanrı Poseidon’un Akhalara yardımı.
    15) Duvara ikinci saldırı. Akhaların gemilere dek çekilmeleri.
    16) Petroklos destanı.
    17) Menelaos ve öteki Akha yiğitlerinin Petroklos’un ölüsünü almak için olağanüstü savaşı. Akhaların bozguna uğramaları.
    18) Akhilleus’a yeni silahlar yapılması.
    19) Akhilleus ile Agamemnon arasında barış yapılması.
    20) Tanrıların savaşa karışması .
    Akhalardan yana olanlar: Hera, Athena, Poseidon, Hermes ve Hephaistos
    Troyalılardan yana olanlar: Ares, Apollon, Artemis, Leto, Afrodit
    21) Irmak kıyısında savaş. Akhilleus kudurmuş gibi saldırır, Troyalıları ırmağa döker, ırmak taşar, Akhilleus 12 Troyalıyı yakalayıp bağlar ve gemilere gönderir. Troyalıları kaleye kadar kovalar.
    22) Hektor’un ölümü.
    23) Petroklosun anısına yarışlar düzenlenmesi.
    24) Priamos’un, oğlu Hektor’un ölüsünü geri alması, Hektor için ağıtlar ve yakma töreni.
    *************
    DESTANDAKİ ANLATIM ÜZERİNE BİRKAÇ SÖZ
    1) Destanda geçen tanrı ve kahramanların adları önüne, özellik ve görevleri ile ilgili sıfatlar getirilmiş.
    Örnekler:
    Okçu tanrı Apollon, güzel dizlikli Akhalar, Ayağı tez Akhilleus (Aşil), Ulu canlı Akhalar, Ak kollu tanrıça Here, İnek gözlü Here, Gök gözlü tanrıça Athene, Tanrısal Akhilleus, Gücü yaygın Agamemnon, Kalkanlı Zeus – Kronosoğlu, Bulutları devşiren Zeus, Gargaron doruğunda oturan iri gözlü Zeus – Kronosoğlu, Gür naralı Menelaos, Akıllı Odeseus, Yel gibi giden İris, Yel gibi hızlı İris, Oynak tolgalı büyük Hektor, Atları iyi süren Troyalılar, Çevik atlı Danaolular, Gür saçlı Akhalar, İnsan güdücü Bias, At sürücüsü Nestor, Tydeus’un oğlu, taşkın canlı Diomedes, Gür naralı Diomedes, İnsan güdücüsü Agamemnon, Erlerin başbuğu Agamemnon – Atreusoğlu, Poseidon – yeri sarsan tanrı, Toprağı sarsan mavi yeleli tanrı Poseidon, Zeus’un beslediği Menelaos, Ulu yürekli Ainias, Gül parmaklı Şafak…
    2) Savaşta ölen bir yiğidin yaşadığı yurdu, ailesi, orada yaptığı işler, malı mülkü, hoş bir biçimde anlatılıyor.
    3) Er meydanında yiğitlerin birbirlerine meydan okumaları, atışmaları sözlü kavgaları, atışmaları çok akıcı ve güzel bir şiir diliyle anlatılmış.
    4) Bir savaşçının kargısını atması, düşmanın kalkanını nasıl deldiği ve nasıl derisini yırtarak girdiği, yaralanan yiğidin yere düşmesi, düştüğünde üzerindeki silahların şangırtısı, silahlarının soyulup alınması sahneleri birçok kez yinelenerek anlatılmış.
    5) Ölen yiğitlerin ardından yakınları ve arkadaşlarının ağıtları da gerçekten başlıbaşına anlatım güzelliği taşımaktadır.
    SONUÇ OLARAK: İyi ki bu kitabı okuyup, inceledik. Büyük beğeni ile okudum, mutlu oldum.

  2. Kitap Sahibi Levent Cinemre’nin İlyada üzerine yaptığı çalışmanın notları aşağıda, ona teşekkür ediyoruz. A.E.

    İLYADA/HOMEROS SUNUMU NOTLARI
    Levent Cinemre
    5 Kasım 2017 – Yeni Sanat Cafe/Beyoğlu

    İLYADA ÖNCESİ
    TARİHSEL DÜZLEM – ÜÇ AYRI TARİH
    1200’ler – Savaşın yaşandığı, Troya’nın yıkıldığı, destanın oluştuğu tarih. Deniz Kavimlerinin göçü. Yunanistan’da Mikenler, Anadolu’da Hititler yıkıldı. Mısır, bu kavimlerle savaşarak kendini korudu. Filistinliler, bu kavimlerin arasında.
    Karanlık çağlar. 12-8. asırlar
    8. asır –Destanın belli bir şekil aldığı dönem. Homeros.
    6-5. asır – Yunanistan, Ortadoğu, İran, Hint ve Çin’de yaklaşık aynı dönemlerde dini şahsiyetler, kutsal kitapların yazıya dökülmesi. İlyada dahil
    – Yunanistan’da Atinalı Pesistratos tarafından görevlendirilen bir komisyonca İlyada standardize edilip yazılı metne dönüştürülüyor. (Alfabe konusu: Yunanlar alfabeyi Fenikelilerden alıyor. Karanlık çağlardan sonra kullanmaya başlıyor. Belli bir olgunlaşma süreci gerekir. İlyada’nın 8. veya 7. yüzyılda yazıya döküldüğü de iddia ediliyor ama kesin bir şey yok.)
    – Ortadoğu’da Eski Ahit’in en önemli bölümü olan ilk beş kitap + önemli peygamberlerin işleri + bazı küçük peygamberlerle ilgili bölümler yaklaşık bu dönemde yazıya geçiliyor.
    – İran’da Zerdüşt.
    – Hindistan’da Buda.
    – Çin’de Laozi (Taoculuk) ve Konfiçyüs.

    DESTANSI DÜZLEM
    Kahramanlar Çağı- Hesiodos’a göre savaşın nedeni, Zeus’un kahramanlardan bıkması. Oradan oraya koşturmalarıyla, bağırış çağırışlarıyla, yaptıkları işlerle, savaşlarıyla, çıkardıkları gürültüyle tanrıyı bezdirdiler. Dünya, onların ağırlığı altında eziliyordu. Zeus kahramanları yok etmek istedi. Bunu da bir hastalıkla veya daha kolay bir yoldan değil, savaşla yaptı ki kendilerine eğlence çıksın.
    Altın Çağ: Kronos egemenliği. İnsanlar Olympos’ta, tanrılar arasında yaşar. Yemek için çalışmaz. Güzel ve ahlaklı bir hayat sürer. Çok uzun yıllar yaşar ama hep genç görünür.
    Sonra Gümüş Çağ ve Tunç Çağı. İnsanın durumu giderek zorlaşır, tanrılarla ilişkisi giderek kötüleşir.
    Kahramanlar Çağı: Troya’nın yıkılışıyla biter. Altı nesil kahraman var. Thebai’nin kurucusu Kadmos, Perseus, Bellerofontes ilk nesil. Artemis’in yaban domuzunu avlayan Theseus ve arkadaşları (2), Herakles ve İason dahil Argonotlar (3), Oidipus, Atreus nesli (4), Thebai’ye başkaldıran yediler (5) ve Troya Savaşı dönemi kahramanları olmak üzere altı nesil.
    Demir Çağı: Hesiodos’un da yaşadığı çağ (MÖ 8. yy). Çocuklar ana-babalarına saygı göstermez. Konukseverlik, iyilik, doğruluk unutulmuştur. Tanrılar da insanı unutmuştur.
    Güzellik yarışması – Akhilleus’un annesi tanrıça Thetis ile babası ölümlü Peleus’un düğününe nifak tanrıçası Eris davet edilmez. O da Hesperidlerin bahçesinden aldığı altın elmayı, üzerine “en güzeli tanrıçaya” yazarak düğünün ortasına bırakır. Hera, Athena, Afrodit elmanın kendilerine ait olması gerektiğini ileri sürerek Zeus’a başvurur. Başına bela almak istemeyen Zeus, bu işi çoban Paris’e havale eder. Tanrıçalar İda Dağına gidip Paris’in karşısına çıkarlar. Hera ona krallık, Athena bilgelik ve savaşçılık, Afrodit ise dünyanın en güzel kadınını vaadeder. Bu da Sparta Kralı Menelaos’un kızıdır. Paris Afrodit’i seçer. Öteki tanrıçalar buna çok bozulur. Bir süre sonra Paris Sparta’ya gider. Helena’yı tavlar, Menelaos’un hazinesiyle birlikte kaçırıp Troya’ya getirir.
    Helena –Kardeşleri Kastor ile Polluks. Theseus tarafından on yaşında kaçırılıp annesine bırakılır. Kardeşleri Atina’ya gelip onu Sparta’ya götürür. Evlilik çağına geldiğinde çok talibi olur, dünyanın dört bir yanından krallar, prensler gelir. Bunlardan biri de Menelaos’tur. Babası Tyndaros, arada kavga çıkmasın diye talipleri doğrudan reddetmekten kaçınır. Odisseus çözüm bulur. Bütün taliplere, aralarından kim Helena ile evlenirse, onu desteklemek için yemin ettirir. Dolayısıyla Paris, Helena’yı kaçırdığında herkes yardımına koşacaktır.
    İphigenia’nın kurban edilmesi – Troya’ya saldıracak ordu Aulis’te toplandığında Agamemnon, Artemis korusunda bir geyik öldürür. Tanrıçanın verdiği ceza, rüzgarları durdurmak. Kahin Kalkhas, tanrıçanın yatışması için Agamemnon’un en büyük kızını kurban etmesi gerektiğini söyler. Agamemnon da karısı Klytaimnestra’ya haber gönderip İphigenia’yı Akhilleus’la evlendireceğini, Aulis’e getirmesini söyler. Gelirler. Kurban edilmesi gerektiğini burada öğrenen kız, buna gönüllü olur.

    İlyada’da sevdiğim/sevmediğim yerler
    – 3. Bölüm, 155-160: Priamos, Helena’ya, “kızım, sen suçlu değilsin, asıl suçlu tanrılar. Onlar açtı başımıza bu savaşı” der. Burada, Çanakkale Savaşı’ndan sonra Atatürk’ün düşman askerlerinin analarına seslenerek, “Evlatlarınızı burada yitiren analar, artık onlar bizim koynumuzda yatmaktadır, bizim evladımız olmuşlardır” sözündeki aynı yüce gönüllülüğü ve bilgeliği görürüm.
    – Hektor’un karısı ve çocuğuyla olan sahnesi çok dokunaklı ve güzel.
    – Paris’in teke tek dövüşten kaçması.
    – Hera ile Athena’nın yaptığı entrikalar. Zeus’un “aman be şeytan karı, ne istersin şu Troya’dan, senin kurbanını mı eksik ettiler, saygıda kusur mu ettiler” diye Hera’ya çıkışması.

    İLYADA SONRASI
    DESTANSI DÜZLEM
    Truva Atı – Hektor öldükten sonra savaş bitmez, devam eder. Troya’nın yardımına Amazon kraliçesi Penthelesia ve kadın savaşçıları, kral Memnon liderliğinde Etopyalılar ve Euripilus liderliğinde Misyalılar gelir. Savaş iki tarafın da lehine ve aleyhine gelişir. İşaretlere bakarak savaşın kötü yönde sonuçlanacağını gören kahin Kalkhas, Akhalara Troya’yı almanın başka bir yolunu bulmaları gerektiğini söyler. Odisseus, savaşın uzamasını önlemek için bir oyun düşünür. Büyük bir tahta at yaptırır, kendisi ve birkaç adam içine saklanır. Atı ovada bırakırlar. Yanında da sakat Sinon’u bırakıp savaştan çekilmiş gibi yaparak gemilerine binip Tenedos’a giderler. Troyalılar gelip ne olduğunu sorduğunda adam Akhaların çekildiğini, atı da Athena’ya bir armağan olarak sunduklarını söyler. Troyalılar savaşın bittiğini düşünerek çok sevinip atı şehre alır. Kassandra kehanet yeteneğiyle bunun bir oyun olduğunu görür ve söyler. Ama Apollon, kendisini reddeden Kassandra’ya kehanet gücü ve kehanetlerine kimsenin inanmaması laneti vermiştir, kimse ona inanmaz. Helena da bunun bir oyun olduğunu düşünür. Atın yanına gelip içeride olduğunu tahmin ettiklerinin isimlerini çağırarak onların ses çıkarmasını sağlamaya çalışır. Özellikle Odisseus’un gayretiyle kimse ses çıkarmaz. Sonuçta Troyalılar kutlamalara başlarlar. İyice sarhoş olduktan sonra attakiler dışarı çıkıp şehrin kapılarını açar, işaretle çağırdıkları Akhaları içeri alırlar. Şehri zaptederler. Erkekleri öldürür, malları yağmalar, kadınları esir alır, şehri yakarlar. Ancak bu zaferden sonra Akha kahramanlarının çoğunun başına çeşitli belalar gelir, büyük zorluklar çekerler. Bazıları da ölür.

    SAVAŞ SONRASINDA KAHRAMANLARIN DURUMU
    AKHALAR
    Akhilleus – Akhilleus’un kaderi, uzun fakat sıkıcı bir hayat sürmektense kısa ama görkemli bir ömür sürmektir. Öyle de olur. Annesi Thetis, doğumundan sonra onu topuklarından tutup Styx nehrine batırmıştır ki yaralanıp ölmesin. Savaş sürerken Paris veya Apollon veya Paris’in okunu yönlendiren Apollon tarafından tek korumasız yeri olan topuğundan (Aşil’in topuğu) vurulup ölür. Odisseus, Odisseia’da Hades’e gittiğinde onun ruhuyla konuşur ve büyük bir şan kazandığını söyler. Akhilleus’un cevabı: gelmiş geçmiş bütün ölülere kral olmaktansa canlı olup yoksul bir köylüye kul olmayı yeğlerim.
    Büyük Aias – Akhilleus’un cesedini Troyalılara kaptırmamak için Odisseus’la birlikte canla başla savaşmış, sonunda cesedi kendi kamplarına götürmüşlerdi. Akhilleus’un zırhını ikisinden hangisi alacak diye tartışırlar ve esir Troyalıları hakem ederler. Onların kararıyla zırhı Odisseus alır. Aias o kızgınlıkla savaş ganimeti koyunları kılıçtan geçirir, sonra şanına yakışmayan bir şey yapmış oluğunu farkedip intihar eder. Odisseus, kendi destanında Hades’e gittiğinde onun ruhuyla konuşmak, tartışmaları nedeniyle özür dilemek ister ama hala ona dargın olan Aias konuşmadan yanından uzaklaşır.
    Odisseus – Memleketine dönmek için on yıl denizlerde dolaşır durur. Başına bir sürü iş gelir. Bütün gemileri batar, silah arkadaşları ölür. Sonunda İthaka’ya ve karısı Penepole’ye varır. Taliplerle mücadelesi. Odissea destanı bunu anlatır.
    Küçük Aias – Şehrin düşüşünden sonra Athena tapınağında Kassandra’ya tecavüz eder. Athena buna çok kızar. Gemilerinin batacağını düşünen Akhalar onu öldürmek isterler ama kaçıp saklanır ve gemisine binip yola çıkar. Zeus, Athena’nın ısrarıyla bir yıldırım gönderir. Gemi batar ama Aias bir kayaya tutunur. Athena bu kez Poseidon’a başvurur. Deniz tanrısı, Aias’ın boğulmasını sağlar.
    Helena – Paris’in ölümünden sonra kardeşi Deiphobos ile evlenir ama Menelaos onu öldürür. Helena’yı önce cezalandıracak olur ama sonra güzelliğine dayanamaz ve alıp memleketine götürür. Yıllar sonra Odisseus’un oğlu Telemakhos babasının akıbetini sormak için Menelaos’a gittiğinde hala onun karısı olarak hayatta ve hala güzeldir. Bir anlatıya göre gölgeler ülkesinde beşinci ve son kocası Akhilleus’la evlenir.
    Agamemnon – Kassandra’yı cariye olarak alıp evine döner. Ancak bu arada karısı Klytaimnestra bir başkasıyla sevgili olmuştur. İki sevgili onu oyuna getirir ve kocayı, bu arada Kassandra’yı da öldürür. Agamemnon’un oğlu Orestes de iki sevgiliyi öldürür.
    Menelaos – Son derece zor, fırtınalarla dolu bir yolculuktan sonra memleketine döner. Helena ile birlikte son derece zengin ganimetler getirmiştir. Helena’yı öldürmeye niyetlidir ama yapamaz. Ölene kadar onunla evli kalır.

    TROYALILAR
    Hekabe – Priamos’un karısı. Odisseus’un payına düşer. Onunla birlikte ola çıkar ama yolda ölür.
    Andromakhe – Hektor’un karısı. Akhilleus’un payına düşer. Akhilleus ölünce oğlu Neoptalamos onu alır. Oğlu Astyanaks’ı surlardan aşağı atarak öldürüp Andromakhe’yi cariye olarak memleketine götürür. Neoptalamos’tan Pergamus adlı oğlu doğar. Neoptalamos’un ölümünden sonra Pergamon’un başına geçen Pergamus’un yanına gidip yaşlılığını orada geçirir.
    Aeneas – Babasını sırtına alıp Troya’dan kaçar. Oradan oraya dolaştıktan sonra İtalya’ya yerleşir. MÖ 753 yılında Roma şehrini kuran Remus ile Romulus, onun soyundan gelir. Ünlü Romalı şair Virgilius, onun için Aenead destanını yazar.
    Priamos – Troya’nın düşüşü sırasında Akhilleus’un oğlu Neoptalamos tarafından öldürülür.
    Paris – Okla vurulur. Eski karısı peri Onone’ye gidip iyileştirsin diye yalvarır ama Onone, Helena için kendisini terkeden Paris’i kurtarmaz. Paris ölür. Cenazesi yakılırken Onone de kendini ateşe atıp onunla birlikte ölür.

    TARİHSEL DÜZLEM
    Troya Kazıları– 1873-90 Heinrich Schliemann kazıları. Priamos hazinesi adı verdiği buluntuları yurtdışına kaçırır. Osmanlı sonunda onunla uzlaşır hatta ona yine kazı izni verir. Yanında çalışan Alman arkeolog Wilhelm Dörpfeld ilk bilimsel kazıları (1893-94) başlatır. Ondan sonra Carl Blegen (1932-38). Sonra elli yıl ara ve 1988’de Tubingen Üniversitesinden Manfred Korfman kazıya başlar. 2005’teki ölümüne kadar kazar. Onun çabalarıyla Troya tarihi milli park ilan edildi. Aşağı Troya şehrini buldu. Ayrıca Luwice bir mühür buldu ve Troya’nın Hititlerin vassalı veya onun etkisinde bir yerleşim olduğunu ileri sürdü. Şu an kazıyı Çanakkale Üniversitesi yürütüyor.
    Troya yerleşimi – Troya, 3 binli yılların başından MS 5. Yüzyıla kadar insanlar yaşadı. Troya savaşının olduğu katman, 1700-1100 yılları arasındaki Troya VI ve VIIa’dır. Burası yüksekte surlarla çevrili bir yer, etrafında şehir var. 1200 civarında yıkıldı ve kısa süre sonra yeniden yapıldı. Bu kez surun içi tıklım tıklım bina dolu ve her evde toprağa gömülü büyük küpler var. Yani şehirdeki herkes surlara sığınmış, erzak depolamış. Kuşatmayı çağrıştırır. Sonra arada birkaç yüzyıllık boşluk, şehirde kimse oturmamış. Troya VIII, bu boşluğun ardından MÖ 700’lerde Yunan göçmenlerin yerleşimiyle başlar. MÖ 85’te şehir Romalılara geçince Troya IX. Bir ara Büyük Constantinus, Konstantinopolis yerine Troya’yı başkent yapmayı düşünür (4. Asır) ama sonra vazgeçer. Bunun ardından, MS 5. Yüzyılda şehir terkedilir. 17. Yüzyılda mitoloji nedeniyle Avrupalı aydınların ilgisi artar. (Avrupalılar ve Grand Tour.) Buranın Homeros’un Troyası olduğunu ilk söyleyen kişi, 1822 yılında İskoç aydın Charles McLaren’dir. İngiliz fahri konsolosu Frank Calvert’in ailesi 1840’larda bölgede 8 kilometrekarelik büyük bir arazi satın alır. Nitekim Troya’nın bulunduğu arazinin yarısı, bu arazi içindedir. Burada kendi kendine ilk kazılara başlayan ve Schliemann’ı burada kazı yapmaya ikna eden kişi de Calvert’tir.
    Priamos Hazinesi – Schliemann’ın bulduğu hazine, aslında Troya savaşı döneminden değil, bunun bin yıl öncesinden kalma. Osmanlı hemen bu hazinelerin peşine düşer, davalar falan açar ama sonunda bir şey elde edemeyeceğini anlayıp 50 bin franka Schliman ile uzlaşır. Schlieman hazineyi satmak istese de kimse almaz. Sonunda Berlin müzesine armağan eder. Sonra da hazine ortadan kaybolur. II. Dünya Savaşına Ruslar hazineyi Berlin Hayvanat Bahçesinin mahzenlerinden birinde gizlenmiş olarak bulup ülkelerine götürür. 1990’lı yıllardan beri Puşkin Müzesinde sergileniyor. Türkiye hazineyi istiyor ama alamıyor. Calvert’in bugünkü mirasçıları, hazinenin kendilerinin olduğunu iddia ediyor.

    Kurucu metin – İlyada, dünya kültürünün kurucu metinlerinden biri. Çağlar boyunca sanata, kültüre, insanın kendisi ve dünyası hakkındaki görüşlerine çok önemli etkisi olmuş. Muhtemelen tarih boyunca dünyada üzerine en çok konuşulan, hakkında en çok yorum yapılan, her türden sanatçıya en çok esin veren, insanın felsefi ve ilahi anlamda kendi varoluşunun anlamını aramasına en çok vesile olan metinlerden biri.
    Atina’nın altın döneminde ders kitabı gibi okutuluyor. Sonrasında Yunanistan Makedonya egemenliğine girdiğinde başta Büyük İskender olmak üzere çok değer veriliyor. Hatta Büyük İskender Troya’yı ziyaret ediyor. Ayrıca destanı gittiği her yere götürüyor. Başucu kitabı yapıyor. Ayrıca Hellenizm döneminde Yunanistan dini ve destanları Hindistan’a kadar olan coğrafyada bilinir hale geliyor. Sonrasında Romalılar da bu destana büyük önem veriyor. Onların tanrıları bu destanda yer alan tanıların latinleştirilmiş hali. Hıristiyanlık Roma’nın resmi dini olduktan sonra MS 5. Asırda ilgi yavaş yavaş inişe geçiyor. Rönesansla birlikte Batı medeniyetinin kökeni sayılan eski Yunan ve Latin dönemine dönüldükçe ilgi tekrar yükseliyor. Eski Yunanca ve tabii bunun aracı olarak da İlyada bazı okullarda okutulmaya başlanıyor. Avrupalı soylular 17. Yüzyılda oğullarını Grand Tour’a çıkarıyor. Başında bilgin bir hocayla (örneğin Leibniz) 16-17 yaşındaki oğlan ve seçilmiş arkadaşları en az birkaç ay, bazen birkaç yıl süren bir yolculukla Avrupa, İtalya ve Yunanistan’daki önemli eski ve yeni merkezleri ziyaret ediyorlar. Bu gezi, soyluların eğitiminin parçası haline geliyor. Aristokrat dönem boyunca soylular bu şekilde yetişiyor. Sonraki dönemde de bu ilgi devam ediyor. Zaten artık Batı kültürüne iyice nüfuz etmiştir. Öyle ki 1915’te İtilaf devletlerinin birleşik donanması (İlyada ile paralellik: dünyanın o zamana kadar topladığı en büyük donanma+ birleşik donanma) Çanakkale Boğazı’na geldiğinde en büyük harp gemilerinden birinin adı Agamemnon’dur. Yani Troya savaşındaki Akhaların komutanı. Ve bu, özellikle yapılmıştır. “Biz onun, o medeniyetin, o kültürün devamıyız” şeklinde.
    Sanatta etkisi özellikle belirgin. Antik dönemde esin verdiği birçok sanat eserinin (özellikle tragedyalar) sonrasında Rönesans döneminde resimlere, heykellere esin veriyor. Shakespeare’nin oyunları. Modern dönemde James Joyce’un Ulysses’i, Odisseus’un isminin Latince hali. En son Brad Pit’in Akhilleus, Eric Bana’nın Hektor, Peter O’Toole’un da Priamos’u canlandırdığı 2004 yapımı Troya filmini söyleyebiliriz.

Bir Yorum Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s