Ekin Yazın Dostları

Kitap Okurlarının Buluşma Noktası

Drina Köprüsü (Ivo Andriç)

Posted by sinaniy 26 Ocak 2016

drina koprusu - ivo andriç

İstanbul 1. Grup, Mart 2016
İstanbul 2. Grup, Mart 2016
İstanbul 6. Grup, Mayıs 2016

Bir ülkeyi ve insanlarını, onların üç yüz elli yıllık tarihine tanıklık eden bir köprünün dilinden anlatan olağanüstü bir roman.

Drina Köprüsü, şüphe yok ki, geçtiğimiz yüzyılın en büyük romanlarından biri. 1961’de İvo Andriç’e layık görülen Nobel Ödülü, edebiyat dünyasında, özel olarak bu kitaba verilmiş gibi kabul edildi; kitap o yıllarda Türkiye’de de büyük ilgi gördü. Drina Köprüsü, hiç eskimeyecek değerinin ötesinde, kırk-elli yıl sonra 1990’ların Yugoslavyası’nda yeniden güncellik kazandı. Acı bir vesileyle: ülkedeki çok milletli, dinli, çok kültürlü hayatı tahrip eden iç savaşlar silsiseyle… Bu eseri savaşın hemen bütün tarafları bir şekilde sahiplendiler. Kimileri de, Sırpların, Hırvatların, Müslümanların birarada olamazlığının belgesi gibi ‘okuttular’ bu romanı. Drina Köprüsü, eski Bosna’nın, orada yaşayan herkesin paydaş olduğu hayatına dair, bu hayatın milliyetçilikler çağında nasıl değiştiğine dair bir roman. Belki de bir romans demek lazım – bir millete, cemaate değil de bir ülkeye, bir vatana adanmış bir aşk romanı.

Ivo Andriç’in bu başyapıtı, Osmanlı’da farklı toplulukların nasıl birarada yaşadığını geniş bir görüşle ve incelikle tasvir ediyor. Anlatılan ne müthiş bir uyum hikayesi, ne de mutlak bir zulüm hikayesi. Kimliklerin, dinlerin, devletlerin ve de her şeyin ötesinde, içinde insanların olduğu karmaşık ve zengin bir hayat tablosu. Zaten Drina Köprüsü’nü büyük roman yapan da bu: Osmanlı, Bosna, Sırplar, Müslümanlar vs. meselelerini okura tamamen unutturabilen bir büyük roman.

“Ivo Andriç izini sürdüğü temaları ve ülkesinin tarihinden seçtiği insan yazgılarını, güçlü ve destansı bir dille anlatmıştır.” 1961 Nobel Edebiyat Ödülü Komitesi

 

Reklamlar

Bir Yanıt to “Drina Köprüsü (Ivo Andriç)”

  1. Nurettin ŞENOL said

    DRİNA KÖPRÜSÜ Toplantı: 17 Nisan 2016 Pazar

    Yazar : İvo ANDRİÇ
    Çeviri : Hasan Âli EDİZ – ( Nuriye Müstakimoğlu)

    # İvo Andriç’in ona Nobel Edebiyat Ödülü kazandıran ünlü romanı Drina Köprüsü Sırpça yazılmış, Cumhuriyet tarihimizde Türkçe’ye çevrilen ilk Sırpça kitaptır. İlk çeviren de Nuriye Müstakimoğlu

    Elimizdeki çeviride Hasan Âli Ediz ile Nuriye Müstakimoğlu adları yazılı. Çeviriyi Hasan Âli Ediz’in yaptığını düşünüyorum. Sanırım Müstakimoğlu adı, anısına saygı adına yazılmış olmalı.

    # Romana konu olan Drina Köprüsü, Drina Irmağı üzerinde 1571’ de Sadrazam Sokollu Mehmet Paşa tarafından yaptırılmış. 7 m. Genişliğinde 180 m. Uzunluğunda, şimdi Sırbistan sınırları içinde Bosna –Hersek özerk bölgesinde kalan, dünya mirasları listesine alınan bir eser.

    # Osmanlı Devleti’ nin çöküş dönemi ile Birinci Dünya Savaşı yıllarında Balkanlarda yaşamı; bu ünlü köprünün öncesini, yapım aşamaları ve sonrası, çevresinde geçen olayları anlatan romanı okumak bana çok hoş barışçıl, hümanist duygular verdi. Bunu, Nobel Ödülünü kesinlikle hak ettiğine inandığım İvo Andriç’ in hümanizmine borçlu olduğumuzu düşünüyorum. Kendisi bir Sırp Miliyetçisi(ırkçı) olarak anıldığı halde, bu kitapta tam olarak yansız bir dil kullandığını, en küçük kin ve nefret yansıtmadığını görmekteyiz. İşte evrensel barışçıl ve hümanist olmak budur. Yazın insanlarının böyle olması gerekir diye düşünüyorum. Ancak böyle olurlarsa evrensel yazar düzeyine yükselirler.

    # Olaylar Drina Köprüsü, Vişegrad Kasabası ve çevresinde geçiyor. Bu kasabada çoğunluğu Sırplar olmak üzere Boşnaklar ve Yahudiler yaşıyor. Boşnaklar, Osmanlı İmparatorluğuna gönülden bağlı Müslüman, Sırplar Hıristiyan, Yahudiler ise Musevi idi. Üç ırk ve üç dinden insanlar, burada barış içinde uzun yıllar yan yana yaşamışlar.

    # İnanıyorum ki, Drina Köprüsü özellikle bu romanla dünyada ün kazanmıştır.

    # Bu romanı bize çok sevdiren etmenlerden birinin de harika bir çeviri olmasıdır diye düşünüyorum. Ancak, keşke bazı sözcüklerin Türkçeleri kullanılsaydı diyorum. Örneğin:

    264 – mütecessis yerine > meraklı, hevesli
    276 – ihtikâr yerine > vurgun, vurgunculuk
    293 – kabiliyetsizlik yerine > yeteneksizlik
    300 – kontrat yerine > sözleşme

    # Ayrıca, Sayfa 135’ de “ Kuvvetli “YÜKSEK KALPLİ” , hem kendisi, hem çevresiyle barış içinde yaşayan bir insanın o anlaşılmaz tebessümüydü bu ! ( Sırp, Hıristiyan / Rahip Nikola betimlenirken…)
    Türkçe’de “yüksek kalpli” denmesinin doğru olmadığını düşünüyorum. (çeviri hatası)

    # Sayfa: 231: Tren yolunun gelişinden hoşlanmayan Ali Hoca, ilk gün tren yolculuğunun bedava olması üzerine diyor ki, “bir gün bedava, ömür boyu paralı”…

    # Bir tartışma ya da irdeleme sorum var:

    Sayfa: 249: Avusturya – Macaristan ile Türkiye arasındaki sınırın ayrıldığı yerden. …
    Avusturya ile Türk karakolunu birbirinden ayırıyordu. Bu köprünün başında bir Türk subayı ile bir bölük asker göründü
    Daha dün Vişegrag’ın 15 km. ötesinde bulunan Türk sınırı 1000 km.den fazla gerilemiş, Edirne’nin ötesinde bir yere çekilmişti.

    O zaman, Osmanlı Devleti vardı. Yazar ya da çevirmen Osmanlı sözcüğünü söylemekten mi kaçınıyor acaba? Ortada bir Türk devleti olmadığı halde neden sürekli Türk sözü kullanılmış?

    # VİŞEGRAD Kasabasındaki büyük DEĞİŞİMLER ve önemli OLAYLARI anımsayalım:

    1. Drina Köprüsü’nün yapılması
    2. Vişegrad’dan Osmanlı’nın çekilmesi ve Avusturya – Macaristan İmparatorluğu tarafından işgali.
    3. Çevrenin yenilenmesi, düzene girmesi vergilerin artışı, devlet gücünün artması.
    4. Tren yolunun yapılması, ulaşımda köprünün neredeyse unutulması
    5. Birinci Dünya Savaşı ve bombardıman altında yaşam ve Ali Hoca’nın ölümü

    # Romanda adı geçen önemli kahramanları anımsayalım:

    Kuşkusuz, romanın merkez kahramanı Drina Köprüsü. Tüm olaylar bu köprüye bağlı olarak anlatılmıştır.

    1. Abid AĞA : Köprü Mimarı ( yapımı başlatan)
    2. RADİSAV : Köprü yapımını engellemeye, isyan çıkartmaya çalışan ve kazığa vurulan
    3. ARİF BEY : İkinci Mimar, köprü inşaatını iyilikle hızlandıran ve bitiren kişi.
    4. Yelisey ve Mile : Masum konuklar öldürülüp, köprüden ırmağa atıldılar.
    5. Avdaga OSMANAGİÇ ve kızı FATO. Fato, istemediği biriyle evlendirilince köprüden atlayıp intihar etti.
    6. Kara CORC ve Sırp isyanları
    7. Plevlie MÜFTÜSÜ
    8. Nikola GLASİNÇANİN ve kumar tutkusu
    9. Ali Hoca
    10. Din Temsilcileri : Molla İbrahim, Müderris Hüseyin Efendi, Rahip Nikola, Hahambaşı Davit Levi
    11. Milan : Kumar tutkunudur. Tüm servetini kaybeder ve intihar eder. Hıristiyan mezarlığına gömülme sorunu olur. Rahip Nikola gömülmesini sağlar.
    12. LOTİKA : Otel işleten Yahudi kadın.
    13. Tekgöz SALKO : Kasabanın en güzel kızı Paşa’ ya aşıktır. Paşa bir zenginle evlenir. Tekgöz Salko intihar eder.
    14. Pierro USTA : İtalyan taş ustası. Köprü inşaatından sonra Vişegrad’ da kalmış.

    Nurettin ŞENOL

Bir Yorum Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s